Perşembe, Mart 14, 2013

buz gibi- edip cansever

Aşk iyidir bak
Duyumunu artırır insanın
Hele don gömlek sabahları
Tıraş olacağını duyarsın
Yeni gömleğini giyeceğin gelir
Bir yeni biçim eklersin insan olacağa
Masaya, merdivene, aynalı dolaba
Derken ardından sipin işi bir kahvaltı
Amanın dersin bu ne delice gidiş
Paldır küldür açar mıydı fıstık ağacı
İspinoz düşünür müydü?
Deli olan kaşınır mıydı?
Kolların upuzun Walt Whitman'ı okumaktan
Ağzın dersen bir karış açık
Sokaklar, amanın o sokaklar
Önce bir yeşile işkilli
Evlerde büyümeler, alıp başını gitmeler olacak
Kızıp duracaksın üstüne başına konan toza
Televizyondaki işe
Usanmak, hızını eksiltmek dendi mi
Cin ifrit kesileceksin birden


Hey gidi duyumuna yandığımın dünyası
Alıp vereceğin olacak ille
Aşk maşk buz gibi yaşayacaksın.

Çarşamba, Mart 13, 2013

umut, güzel..

"n’olursa olsun aynı insanlık, aynı enerjiyle kurtaracak kendini.. 
dışlanmaya, yok etmeye, ele geçirmeye harcanan emek dönüp devinecek birlikte yaşamaya, herkesi birbirinin kardeşi gibi davranmaya.. 
devletlerin laneti bitecek geriye sadece halkların kardeşliği kalacak." 

v. özdemiroğlu

Pazar, Mart 10, 2013

sabahattin ali- içimizdeki şeytan

sabahattin ali bu!
ne yazsam ukalalık olacak gibi geliyor..
hani sevgimin küçük kalacağı yazarlardan o (sanki ben sevmesem değeri azalacak!)..

kısacası, okuyun, çok keyif alacaksınız!


kitaptaki insana ve hayata dair güzel tespitlerinden bir kuple:

* ... depresyon kelimesine bir can simidi gibi sarılırsın. çünkü nedense hepimizde, maddi olsun, manevi olsun, bütün dertlerimize bir isim takmak merakı vardır, bunu yapamazsak büsbütün çılgına döneriz.

* bütün ömrün aleladeliklerden başka hiçbir şey yapılmayan bu dünyada kendinin ve başkalarının fevkaladelikler yapacağını vehmetmekle mi geçecek?

* içimizde, bizim "ahlak" tarafımızda hiçbir şekilde münasebete geçmeyerek hadiseleri muhakeme eden, neticeler çıkaran ve tedbirler alan bir "hesabi" tarafımız vardı ve lafta değilse bile fiilde daima o galip çıkıyor ve onun dediği oluyordu.

* sen dünyada ne kadar antikalık yapmak istersen hayat da önüne o kadar gündelik hadiseler çıkarıyor.

* suiniyeti esas olarak kabul eden ve bir insanın dürüst, samimi, namuslu olabileceğine ihtimal vermeyen bir kimseye karşı kendini müdafaa edebilmenin hazin imkansızlığı onun elini kolunu bağlamıştı.

* herkes gibi onun da akibetini tesadüfler tayin edecekti.

* yaşamımıza ve etrafımıza şekil verme arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat, daha makul değil miydi?

* -ne istediğini bilsen canın sıkılmaz
  -bana istenecek bir şey söyle, uğruna can verilecek bir şey söyle, hemen dört elle sarılayım
   -hayatta hiçbir şey uğrunda ölmek için istenmez. her şey yaşamamız için olmalıdır.

* insanlar hadiseleri basitleştirmeye, bayağılaştırmaya ne kadar meraklı.. bütün hayallerimi bir aptalca laf berbat ediyor.

* hayattan ayrılmayı istemeyiz, çünkü tatmin edilmemiş birçok arzularımız vardır.

* kendi ruhunun pisliğini bu kadar yakından gören bir adam başkalarının temiz olacağına inanabilir mi?

* iyilik demek kimseye kötülüğü dokunmamak değil, kötülük yapacak cevheri içinde taşımamak demektir. 

(öyle çok ki altını çizdiğim cümleler, sadece çeyrek kadarını yazabildim.)

Cumartesi, Mart 09, 2013

Timur Selçuk - Sen Neredesin



insan bazı güzelliklerle ne kadar da geç tanışıyor..
(eyvallah v. özdemiroğlu. her hafta bir değer katıyorsun hayatıma!)

daha fazla bilgi için:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Timur_Sel%C3%A7uk

Cuma, Mart 08, 2013

dünya yerinden oynar kadınlar özgür olsa!!!


dünya emekçi kadınlar günümüz kutlu olsun!

Perşembe, Mart 07, 2013

keşke yalnız bunun için sevseydim seni...

BİR ÇİÇEK

Bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde,
Bir yanlışı düzeltircesine açmış;
Gitmiş ta ağzımın kenarında
Konuşur durur.

Bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda,
Güverteleri uçtan uça orman;
Aldım çiçeğimi şurama bastım,
Bastım ki yalnızlığımmış.

Bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

mehmet erdem üzerinden bir popülarite sorgulaması :)

5 yıl önce "sınıf" diye bir dizi vardı.. 7-8 bölüm gitti, sonra da bitti sanırım.. dizide beni çeken şeyse jenerik müziği idi..
çok çok etkileyici bir erkek sesiydi duyduğum..
araştırıp "mehmet erdem" olduğunu öğrendim..
sonra "polis" filminde "olur ya"yı söylüyordu aynı etkileyici ses.. aylarca dinledim o tek şarkıyı..

sonra yıl oldu 2012-2013, bir anda ünlü oldu mehmet erdem!
bir şeyin bir anda patlaması, tutması nasıl oluyor?
ben bunu hiç anlayamıyorum..
doğru zaman doğru iş mi? ne?

Salı, Mart 05, 2013

insanların egoları her zaman böylesine yüksek miydi

sosyal medya sadece ayyuka mı çıkardı bunu?
yoksa artırdı mı?

herkes kendi reklamını yapıyor sanki..
yarışıyor diğerleriyle, kıyaslıyor kendini..

bir de ilişkiler ne kadar değersizleşti ve seviyesizleşti, dikkatinizi çekiyor mu sizin de?
herkeste bir "lafı koyma" çabası, üste çıkma, ötekileştirme, ezme derdi..

neyin peşindeyiz sahi?
herkesi eleyip birinci mi olmak istiyoruz?
yazık bize..

Pazar, Mart 03, 2013

incendies- denis villenevue 2010

aylardır izlemek isteyip bir türlü izleyemediğim bir filmdi..
tam da radiohead'i keşfedip (evet henüz keşfettim!), aralıksız dinlemeye başladığım günün sonrasında açıverdim filmi..
ve film şu şarkıyla başlıyordu..
bilirsiniz, pek severim ben böyle tesadüfleri..
filmi de pek sevdim. ama pek anlatmak istemiyorum; zira spoiler vermekten korkuyorum biraz. 
ben, hakkında hiçbir şey okumadan izledim. size -naçizane- tavsiyem siz de öyle yapın!
çok etkileneceksiniz..


(ve evet, bu tarz kitap ve filmlerde bir kez daha yüzleşiyorum hep, savaş diye bir şey var.. 
bizim ülkemizde olmasa da, çok yakınımızdaki coğrafyalarda hatta.. 
ve çok çok acı, insanı insan olmaktan utandıran şeyler yaşanıyor o savaşlarda...
çok acı...)

Cumartesi, Mart 02, 2013

The Marshmallow Test



dünyanın en güzel videolarından biri bence, bu! ;)