Bu şarkıyı her dinleyişte hüzünlenen bir ben miyim? Masum aşklara gelsin;) Nancy Sinatra'dan severdim en çok, yeni öğrendiğim bu versiyon da pek güzelmiş.
Gece gündüz bana birdir ah güzelim, çünkü gözlerim hep kördür Kanatsız kuş olmak zordur ah güzelim, denize varmayan ırmak
Gör beni gör beni gör, gel gözüm ol gör beni Sar beni sar beni sar gökyüzüm ol Uç beni uç beni uç, yavru kuş ol uç beni Geç beni geç beni geç, kanadım ol
Bırak uyusun şu deniz kanatlarının altında Gel gezmelere gidelim biz bulutların asfaltında Hiç yaşamamışız gibi olacak sonunda Ben kendi yoluma gideceğim güneş kendi yoluna
Takıldım gittim peşinden ah güzelim, bir gemiydi benim sevdiğim Yelkeninde bir beyaz gül ah güzelim, dumanında sevda sözleri
Dün katıldığım toplantıda bir meslektaşım sayesinde yeni bir enstrüman öğrendim; balaban. Azeri halk kültürüne aitmiş. Muhteşem bir ton ve ezgisi var. Hayran oldum.
Bu yaşımda tanışma fırsatım oldu bu güzellikle, hiç olmayabilirdi de... Kim bilir neleri neleri kaçırıyoruz böyle hayatta... Ne yazık.
"Sanatın ruh sağlığımızı hem koruyan hem iyileştiren işlevi"nden konuştuk sonra. Kendini sanatla -ve tabi çeşitli ilgi alanlarıyla, sportif faaliyetlerle- besleyen insanlar iyi ki var. İyi ki yolumuz kesişiyor o insanlarla.
Dilerim güzelliklerle karşılaşırız yaşamımızda, iyilikler çıkar karşımıza!
Bu enstrümanın ustası Alihan Samedov'dan da bahsetti. Şimdi güzel melodi ile baş başa bırakıyorum sizi.
Gel kızım gel daha sokul bana Biraz daha yakınıma, anlat bana çocukluğunu Gel kızım bir daha uzak kalma Ayrı geçen senelerin anlatamam zorluğunu
Ara sıra bazı bazı, yüreğimde bin bir sızı Bir resmin var cüzdanımda, saçların kömür karası Annen yazmış arkasına, yedinci yaş hatırası Büyüyorsun yüreğimde, her gün biraz daha hızlı Bak zaman ne çabuk geçiverdi, rüzgar gibi esiverdi Saçların dalgalanmış biraz, Nasıl da büyüyüp de ,güzelleşmiş meleklere benzemişsin, Gözler derin, bakışların yaz Gel kızım her şeyi sorup öğren, Ben miyim kaçıp giden, sen misin terk edilen, Canımdan bir parça koptu sanki Bu acıyı kim bilir ki, ister miydim acaba ben Ayrıldı iki insan, yalnız kaldın çocuk başına Hayatta hiçbir suçun günahın yokken Anlayacaksın zamanla, ama söyleyemem şimdiden Ayrılıktan kaçılmaz bazen.
"Yamalı laflar dilim dönmüyor Yaralı yollar kimse gitmiyor Seni gördüm düşmekteydin İtin götün peşindeydin Sımsıkı kapalı penceresi kafanın İçinde havasız kalmış Nursuz çapsız mafyalarla Çirkin çirkin dans ettiydin Dar kafanın kapısının anahtarı kuytularda Çöpten inşa binalarda Bak elim sana uzanmış, soruların artık bende Yola düşüp üç beş vakte sen.. Yamalı laflar dilim dönmüyor Yaralı yollar kimse gitmiyor Günü geçmiş yoğurt ya da kırık oyuncak gibi Artık elini sürmediğin eski geçkin heveslerin Önceden ulaşmak için uyumadan hayal ettiğin Artık elini sürmediğin eski geçkin heveslerin Hatırlamıyosun di mi? Yamalı laflar dilim dönmüyor Yaralı yollar kimse gitmiyor"
Güzelliğinin farkına geç vardığım şarkılar, şiirlerde hep şunu geçiriyorum aklımdan; Yaşamda pek çok güzellik orada öylece duruyor ve biz geçip gidiyoruz hiç farkına varmadan, hiç o zevki yaşamadan... Kim bilir neleri neleri kaçırıyoruz böyle... Daha farkında daha doya doya yaşadığımız anlarımız, günlerimiz, yıllarımız olsun dileklerimle bu güzel şarkıyla baş başa bırakıyorum sizleri🙃
"Bende hiç tükenmez bir hayat vardı Kırlara yayılan ilkbahar gibi Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı Göğsümün içinde ateş var gibi
Başını göğsüme sakla sevgilim Güzel saçlarında dolaşsın elim Birgün ağlayalım birgün gülelim Sevişen yaramaz çocuklar gibi
Hissedince sana vurulduğumu Anladım ne kadar yorulduğumu Sakinleştiğimi durulduğumu Denize dökülen bir pınar gibi
Başını göğsüme sakla sevgilim Güzel saçlarında dolaşsın elim Birgün ağlayalım birgün gülelim Sevişen yaramaz çocuklar gibi
Sözün şiirlerin mükemmelidir Senden başkasını seven delidir Yüzün çiçeklerin en güzelidir Gözlerin bilinmez bir diyar gibi"
Dün akşam, “ölmeden önce yapmak istediklerim” listemden bir şey daha gerçek oldu🙏🏻 Yetişkin halimle konserine katılma mutluluğunu tattım Selda Bağcan’ın. Büyükçekmece Festivali kapsamında Kültürpark'ta müthiş bir konser dinledik, kalabalık ve coşku inanılmazdı. Yeterince erken gitmediğimiz için sahnenin olduğu alana giremedik, ekranlardan izleyebildik, ona rağmen enerjisi geçti Selda’nın💫 İlerleyen yaşına rağmen hala kusursuz sesi, hala güçlü söylemleri♥️
Onun sayesinde tanıyıp sevdiklerimdendir Selda. Gözlerim dola dola, ana ana yaşadım konseri dün...
Çocukken çok da anlamadan evde, arabada duya duya kellmesi kelimesine ezberlediğim şarkıları (çocuklukta öğrenilenler gerçekten de unutulmuyor-geriye itilmiş anılar, bilgiler saklandıkları yerden çıkıveriyor yeniden çağrılınca, yıllar sonra da olsa) sonra ergenlikte, hak, adalet, özgürlük vb. kavramlarını idrak etmeye başlayınca anlamlı bir hal aldı.
İşte o zamandan beri, şarkılarındaki naif isyan içimi titretir.
Velhasıl, iyi ki varsın Selda Bağcan, iyi ki geçtin ve hala da geçiyorsun bu topraklardan çizgini hiç bozmadan🍀
Yine bir Dünyadan Sesler keşfi ile karşınızdayım sayın seyirciler:) Keşfettiğimden beri günde 5-10 defa dinliyorum, yine de doyamıyorum! Severek dinlemeniz dileğimle...
Şüphesiz, gelmiş geçmiş en iyi kadın seslerinden bu toprakların. Çizgisini hiç bozmadan, yıllarca sanatını yapan biri hem de. Nice güzel şarkılar kattı dimağımıza...
Favorim elbette Lal albümü olsa da, 99 çıkışlı, kendi adını taşıyan albümünde de çok sevdiğim şarkıları var. Yanarım, Vur Yüreğim, Yolun Başında... Aşk da bunlardan biridir. Derin hisli sözlerin sahibini tahmin etmek de zor olmasa gerek... Türk popunun baş tacı Aysel Gürel elbette;)
Fazıl Say'ın İlk Şarkılar albümünden daha önce de bahsetmiştim. Kesinlikle bağımlılık yapıyor, dinlemeye doyulmuyor... Muhteşem bir başyapıt kesinlikle! Serenad Bağcan'ın o enfes sesinin payı da çok büyük elbette bunda...
Albümden bu ara çok severek dinlediğim şarkı çok sevdiğim şair Can Yücel'in Sardunyaya Ağıt'ı.
Şenlik ve festivallerde dinlemekten çok keyif aldığım Baba Zula'nın bu ara dinlemelere doyamadığım bu şarkısını İstanbul'dan güneye yaptığımız uzun yolculuklarımızdan birinde keşfettiğimi dün gibi hatırlıyorum... Muhteşem hissettiriyor bana, özgür gibi...
Kalabalık öğrenci evleri, herkesin arkadaşını getirdiği hani, çok farklı yapıların bir araya geldiği... Çılgınca üst üste film izlenen geceler (vcd-dvd-divx vardı o zaman:))... Kandaki alkol ile demlenen muhabbetler...
"Özgürlük" tutkunu olduğumuz zamanlar. "Farklı" olmak istediğimiz, uçlarda gezindiğimiz, her şeyi denemek istediğimiz... Farklı müzikler, trans müzikleri... İlla ki, dünyayı gezip görme arzusu, takı yapıp satarak belki; kaçıp gitme hayalleri, Hindistan'a elbette en çok da...
Güzeldi.
Öyle çok dinledim ki bir dönem bu şarkıyı... Şimdilerde de ara ara açıp dinlemek iyi geliyor.
İlk kez dinleyenler sabırlı olsun, 5. dakikaya yaklaşırken çok keyif veren bir vokal giriyor ve 7.dakikaya yaklaşırken bir sürpriz var;)