sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Ağustos 29, 2019

Geçmişe Özlemden Vazgeçmeyen Kaç Kişiyiz?

Sinema ya da film izlemek eski tadı vermiyor sanki, sizde de öyle mi?
Hayatımdakisevgiliinsan diyor ki, yeterince iyi film izleyip doymuşuz:) Bilmem, olabilir mi?
Lisenin son yılları ve üniversitede sinemayı bir sanat olarak keşfetmek, anlamak, araştırmak ne güzeldi.
Kubrick, Tarantino, Hitchcock, Martin Scorsese, Woody Allen, Lars Von Trier, Roman Polanski, David Lynch, Brian De Palma,  David Fincher, Guillermo del Toro, Kustirica... Külliyatı tamamlamaya çalışmak buldukça. Soundtrack'leri de bulmaya çalışmak, film hakkında okumak, tartışmak...
Kaynak ne azdı. Şimdi netflix vs pek çok kaynak önümüzde serili, bakıp bakıp beğenmiyor, bir şey izlemeden kapatıyoruz her akşam.
Belki de kültleri izlemeli yeniden, 10-15 yıl geçmiş üzerinden çoğunun... Taxi Driver, Pulp Fiction, Clockwork Orange...
Pulp Fiction'ın harika müziğini dinleyelim ya da en azından;)





Çarşamba, Şubat 27, 2019

Sabahattin Ali- Çocuklar Gibi

Güzelliğinin farkına geç vardığım şarkılar, şiirlerde hep şunu geçiriyorum aklımdan; 
Yaşamda pek çok güzellik orada öylece duruyor ve biz geçip gidiyoruz hiç farkına varmadan, hiç o zevki yaşamadan... Kim bilir neleri neleri kaçırıyoruz böyle... Daha farkında daha doya doya yaşadığımız anlarımız, günlerimiz, yıllarımız olsun dileklerimle bu güzel şarkıyla baş başa bırakıyorum sizleri🙃





"Bende hiç tükenmez bir hayat vardı
Kırlara yayılan ilkbahar gibi
Kalbim hiç durmadan hızla çarpardı
Göğsümün içinde ateş var gibi
Başını göğsüme sakla sevgilim
Güzel saçlarında dolaşsın elim
Birgün ağlayalım birgün gülelim
Sevişen yaramaz çocuklar gibi
Hissedince sana vurulduğumu
Anladım ne kadar yorulduğumu
Sakinleştiğimi durulduğumu
Denize dökülen bir pınar gibi
Başını göğsüme sakla sevgilim
Güzel saçlarında dolaşsın elim
Birgün ağlayalım birgün gülelim
Sevişen yaramaz çocuklar gibi
Sözün şiirlerin mükemmelidir
Senden başkasını seven delidir
Yüzün çiçeklerin en güzelidir
Gözlerin bilinmez bir diyar gibi"

Çarşamba, Ağustos 01, 2018

2018 Temmuz Ayı Kitaplar (3) ve Filmler (3) ve 2 Bölüm de Dizi

Son zamanlarda, aylık rutin film-kitap-dizi dökümü yazılarım, o ayın genel değerlendirilmesi yazılarına dönüştü biraz. Kendiliğinden oldu bu. Dönüp okurken, o dönemi bütünüyle hatırlamaya ihtiyaç duyduğumu hissettim belki de...
Temmuz ayı nasıldı bir bakacak olursak; çok güzel başladı:) Ayın ilk günü yoga eğitmenlik eğitimimizin son teorik dersi vardı. Yine çok derin bilgiler aldığımız çok keyifli 8 saat geçirdik. Teorik dersler bitse de yolculuk çok uzun, uygulamalı eğitimlerimiz devam ediyor.
Ayın ilk iki haftası, liselere geçiş sisteminde tercih danışmanlığı görevim vardı, arasında annem geldi. Onunla gezdik eğlendik bir miktar (Beşiktaş, Büyükçekmece, Yaşam Vadisi, Caz Festivali), havuzda yüzerek vakit geçirdik.
İstanbul'a geldiğimden beri gitmek istediğim Madam Despina'ya gittik bir akşam çok eski dostlarımla, çok güzel bir akşam geçirdik.
Daha sonra hayatımdakisevgiliinsanın kız kardeşi geldi ziyaretimize, onunla vakit geçirdik. O bizdeyken Çin'den misafirlerimiz geldi:) "O nasıl ola ki" derseniz, bir süredir couchsurfing'e üyeyiz. Bundan sonra yapacağımız yurt dışı seyahatlerde konaklamayı couchsurfing'le halletmeyi planlıyoruz. Kendimiz birinin evine misafir olmadan önce, misafir kabul ederek deneyimlemek istedik bu sistemi. Çok da iyi etmişiz! Şahane bir deneyimdi. Couchsurfing dünyanın her yerinden gezginlerin güvenli biçimde birbirlerinde konaklamalarına aracı olan bir oluşum. Böylelikle hem konaklamaya para harcanmamış oluyor ki, insanlar daha çok gezebilsin hem de gezginler tanışıp deneyimlerini birbirleri ile paylaşmış oluyorlar. (Bizim evimizde -yalnızca karı-koca yaşadığımız için- yatılı misafirlerimizin kaldığı açılıp yatak olan kanepeli boş bir odamız var. Couchsurfing'le gelen misafirlerimiz de orada kaldı, mutfak ve banyoyu da ihtiyaçları dahilinde kullandı.)
Daha sonra bir hafta sonu ÖSYM sınavlarında çalıştım. Ay bitene kadar da hafta içi gündüzleri evde tek başıma okuyup yazarak geçirdim. Bir makale yazdım sosyal öğrenme kuramı ile ilgili. Eylül başında olacak yoga eğitmenlik sınavıma çalıştım...
Ayı muhteşem bir konserle kapattım:)

Veda ve Umut
Ablamdan "tam bir yaz kitabı, kolayca okumalık" diye ödünç aldığım Veda, beklentimin üzerinde çıktı. Oldukça sürükleyici bir anlatımla, 1919-1924 yılları arasında Beyazıt'ta bir konakta yaşayanların yaşamları vasıtasıyla, Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerine tanıklık ediyor ve pek çok şey öğreniyoruz bu kitapta.


Biter bitmez devamı Umut'u da okudum. Umut'ta Ahmet Reşat Bey'in ailesinin (Ayşe Kulin'in annesinin ailesi) hayatını okumaya kaldığımız yerden devam ederken, bir başka ailenin (Ayşe Kulin'in babasının ailesi) yaşamına tanıklık ediyoruz 1908'den itibaren. Roman 1941'de Ayşe Kulin'in doğumu ile bitiyor. Bu kitapta da, bu aileler üzerinden cumhuriyetin ilk yıllarındaki yaşama dair öğrendiğimiz pek çok şey oluyor.


Her ikisini de elimden bırakamayarak okudum.
Roman okumayı hep çok severim. Kimine göre zaman kaybıdır bilgi vermeyen kitapları okumak. Ama öyle midir gerçekten? Bir roman bilgi vermez mi sanıyorlar? Ben okuduğum romanlardan çok şey öğrendiğimi düşünüyorum. Her şeyden önce insanı anlatır romanlar, insanı anlamaya yardımcı olurlar... O insanın bulunduğu coğrafi ve tarihi ortam hakkında bilgi verirler sonra... Mesela, Sarıkamış Harekatı'nı yıllardır bilirim, ama, bu acıyı derinden hissetmem Veda ile oldu...
Ayrıca müthiş bir haz verirler okuyana.  Velhasıl, romanları seviniz, efendim:)

Büyüleyici Bağırsak
İki romandan sonra,  bir de bilimsel (kişisel gelişim/sağlık türü) kitap okudum bu ay. 
Malumunuz, bağırsak, hiç olmadığı kadar popüler son yıllarda. Yapılan araştırma sonuçları neticesinde, bağırsağın yaşamımızda, sağlığımızda ve mutluluğumuzda önemini anlatan pek çok kitap yayınlandı. 
Büyüleyici Bağırsak, oldukça yüklü bir bilgiyi, epey eğlenceli ve anlaşılır biçimde anlatan bir kitap. Bağırsağın yapısı ve dışkılamayı anlatan Büyüleyici Bağırsak; bedende besin transferi, kusma, kabızlık ve beyin bağırsak bağlantısını anlatan Bağırsağın Sinir Sistemi; bağışıklık, bakteriler, parazitler, antibiyotik, probiyotik ve prebiyotikleri anlatan Bakterilerin Dünyası isimli üç bölümden oluşuyor. Ben severek ve öğrenerek okudum.


(Kitapta, dikkatimi çeken öğrenmelerimden biri, porfiria oldu. Vampir hastalığı olarak biliniyormuş halk arasında. Demek gerçekten de vampir efsanesi, yaşantılar sonucu ortaya çıkan folklorik bir öğeymiş...)

Umut Bahçesi
Benim ve hayatımdakisevgiliinsanın televizyon alışkanlığı yok, asla açılmıyor evde, hatta uzun süre televizyonumuz yoktu, sonra ailelerimiz hediye etti:) Annemse tam bir film severdir. O bizdeyken sahip olduğumuzu keşfettiğimiz sinema kanallarından birinde izledik annemle. Oldukça güzel bir filmdi. İkinci Dünya Savaşı'nda Polonya'da geçen gerçek bir hikayeden uyarlama.


Thelma and Louise
Bu film, yıllardır listemde.
Hatta hayatımdakisevgiliinsanın ilişkimizin en başında verdiği cd'lerden birinde vardı (o zamanlar her buluşmada 6-7 film içeren cd getirirdi bana, hey gidi günler:)). Ancak yıllar geçmesine rağmen izlememiştim.
Sonra çok yakın bir arkadaşım bu yazını, kadın hakları üzerine filmleri izleme ve kitapları okuma ile geçirme kararından bahsetti. Listesini gözden geçirir ve katkım olur mu diye minik bir araştırma yaparken, tekrar karşıma çıktı bu film. Oturup izledim bir akşam. Çok güzeldi. Yer yer eğlenceli ama temelde oldukça hüzünlü...
İki yakın arkadaş kadının yolculuk hikayesi, bu yolda kendilerini tanımaları, özgürleşmeleri...
Çok alakalı değil gibi görünse de, yer yer the accused'i anımsattı bana...
İzleyiniz efenim.


Twice Born
Bu filmi vizyona girdiği dönem çok merak etmiş, izlemeyi çok istemiştim. Bir akşam blutv'de görünce hemen izledim.
Günümüzde İtalya'da başlayan, gelen bir telefon ile Saray Bosna'da devam eden ve flashbackler ile geçmişe dönülerek ilerleyen filmi, son sahnelerine kadar "öyle mi oldu böyle mi oldu" diye diye boş tahminlerle izledim... Sonunda tokat gibi çarptı.
O coğrafyayı gezmiş, savaşın izlerini görmüş biri olarak, Bosna Savaşı, tüm savaş rezaletlerinden daha çok etkilendiğim bir tarihi olaydır. Filmde bir defa daha savaşın korkunçluğu ile yüzleşmiş oldum.
Tüm güçlü yanlarına rağmen, filmin akışı biraz tıkanıktı bence, çok sürüklenerek izleyemedim ben... 
Yine de, izlenmeye değer bir hikaye kesinlikle.


The Handmaid's Tale
Geçen yazdan bu yana, çok severek takip ettiğim dizinin ikinci sezonunu bitirdim bu ay (son 2 bölüm kalmıştı).
İkinci sezon ilk sezon kadar akıcı ve çarpıcı değilse de, son 2 bölüm oldukça etkileyiciydi. Aylaaaar sonra yayınlanacak 3. sezonunu merakla bekliyorum şimdilerde.
*Not: Bu diziyi izlemeyen kadın kalmasın!!!

Selda Bağcan Konseri

Dün akşam, “ölmeden önce yapmak istediklerim” listemden bir şey daha gerçek oldu🙏🏻
Yetişkin halimle konserine katılma mutluluğunu tattım Selda Bağcan’ın.
Büyükçekmece Festivali kapsamında Kültürpark'ta müthiş bir konser dinledik, kalabalık ve coşku inanılmazdı. Yeterince erken gitmediğimiz için sahnenin olduğu alana giremedik, ekranlardan izleyebildik, ona rağmen enerjisi geçti Selda’nın💫
İlerleyen yaşına rağmen hala kusursuz sesi, hala güçlü söylemleri♥️


Selda Bağcan benim çocukluğum...
Aliağa, emek şenlikleri konserleri, zilleri taktı çiki çiki yaptı...
Ama en çok da babam 💜
Onun sayesinde tanıyıp sevdiklerimdendir Selda. Gözlerim dola dola, ana ana yaşadım konseri dün...
Çocukken çok da anlamadan evde, arabada duya duya kellmesi kelimesine ezberlediğim şarkıları (çocuklukta öğrenilenler gerçekten de unutulmuyor-geriye itilmiş anılar, bilgiler saklandıkları yerden çıkıveriyor yeniden çağrılınca, yıllar sonra da olsa) sonra ergenlikte, hak, adalet, özgürlük vb. kavramlarını idrak etmeye başlayınca anlamlı bir hal aldı.
İşte o zamandan beri, şarkılarındaki naif isyan içimi titretir.
Velhasıl, iyi ki varsın Selda Bağcan, iyi ki geçtin ve hala da geçiyorsun bu topraklardan çizgini hiç bozmadan🍀

Perşembe, Temmuz 26, 2018

Dünyadan Sesler- Clandestino

Yine bir Dünyadan Sesler keşfi ile karşınızdayım sayın seyirciler:) Keşfettiğimden beri günde 5-10 defa dinliyorum, yine de doyamıyorum! Severek dinlemeniz dileğimle...


Cuma, Temmuz 20, 2018

Sertab Erener- Lal Albümü

"Bir Lal (1994) albümü Sertab Erener'in, bir de Elbette (1999) albümü Candan Erçetin'in...
Türkçe sözlü müziğin en iyi albümleri kanımca... Her ikisinin de içindeki tüm şarkılar sözüyle müziğiyle muazzam.
Çok dinledim her iki albümü de. Hala da döner döner dinlerim, farklı şarkılarını en çok severim farklı dönemlerde..." 
yazmıştım daha önce.
Lal albümünü dinliyorum yine bu ara. Bu hafta yeni ay malum, gece göğe baktıkça "ah şişede lal hem de ay hilal"i mırıldanıp durmamla başladı...
Rüya ve Masal'ı dinliyorum pek severek. Sizin de 90'ları anımsayıp mutlu olarak dinlemeniz dileklerimle efenim:)


"Sora sora az gidip uz gidip kaf dağına
Gizini arar saadetin dünyalılar 
Günaha yakın dururken bir yanları 
Ne kadar hazin hüzünlü sevdalılar

Işığa uçar bütün pervaneler 
Ateşe giderken ne şahaneler 
Dönerek acıyla aşkla şu alemi 
Yana yana rakseder divaneler 

Bir varmış bir yokmuş dünya masalmış 
Her yolcudan bu handa hoş seda kalmış"



"Hadi yüreğim ha gayret 

Hele sıkı dur hele sabret 
Başını eğme dik tut 
Bu bi rüyaydı farzet"

Pazartesi, Mayıs 28, 2018

Man o To- Ghazal Shakeri

Pek sevdiğim şarkının bir başka versiyonunu öğrendim bugün.
Muhteşem bir yorum yine. Keyifli dinlemeler;)





Çarşamba, Mayıs 23, 2018

Sertap Erener- Aşk


Şüphesiz, gelmiş geçmiş en iyi kadın seslerinden bu toprakların. Çizgisini hiç bozmadan, yıllarca sanatını yapan biri hem de. Nice güzel şarkılar kattı dimağımıza...
Favorim elbette Lal albümü olsa da, 99 çıkışlı, kendi adını taşıyan albümünde de çok sevdiğim şarkıları var. Yanarım, Vur Yüreğim, Yolun Başında... Aşk da bunlardan biridir. Derin hisli sözlerin sahibini tahmin etmek de zor olmasa gerek... Türk popunun baş tacı Aysel Gürel elbette;)
Keyifli dinlemeler efenim:)

"Aşk, kaç büyümden
Aşk, dön ölümden
Aşk, bir sebepten
Gel, gir dünyama
Aşk, dön ölümden
Geç tenimden
Gir dünyama
Aşk, dön ölümden
Geç tenimden
Gel, gir dünyama
Aşk, vur yürekten
Aşk, çarp gönülden
Aşk, geç tenimden
Gel, gir kanıma
Aşk, dön ölümden
Geç tenimden
Gir dünyama
Aşk, dön ölümden
Geç tenimden
Gel, gir dünyama
Gel artık
Sözüm, sabrım kalmadı
Beni duysana, duysana, duysana, duysana
Aşk, dön ölümden
Geç tenimden
Gir dünyama
Aşk, dön ölümden
Geç tenimden
Gel, gir dünyama
Gel, gir dünyama"

Perşembe, Mayıs 17, 2018

Essentials- Cem Adrian

Bu albümü çok dinlerdim... 
Odam Kireçtir Benim, 
Çanakkale Türküsü, 
Yemen Türküsü
ve daha birçoğu...
Gerçekten adını hak eden, çok değerli seçkilerden oluşan bir albüm. Daha sonra II'si de çıktı ama ondan sadece Sarı Gelin'i biliyorum.
İlkinden en sevdiğim şarkı, bir Ege türküsü elbette;)
Keyifle dinleyiniz efenim:)

"Ahh yanık olur anaların yüreği..."


Cuma, Mayıs 11, 2018

2018 Nisan Ayı Kitaplar (1) ve Filmler (3)

Bol gezmeli, az okumalı bir aydı
Tek kitap bitirebildim bu ay.

Kafka'nın Babaya Mektup'unu...
Kafka'yı üniversite öğrenciliği yıllarımda kült eseri "Dönüşüm" ile tanımış ve çok sevmiştim. Sonrasında, bilmem neden, devamı gelmedi. Yakın zamanda öğretmenler odası kütüphanemizde görünce Babaya Mektup'u, eve getirdim ve soluksuzca okudum. Dönüşüm'ü de tekrar okumayı istiyorum; zira 10-12 yılda epey değişiyor idrakı insanın...
Yine vefatından sonra yayınlanan eserlerinden biri olan Babaya Mektup için hep "Diğer eserlerini anlamak için önce bu okunmalı" denildiğini duyardım. Okuyunca hak verdim. Zira Kafka, babasına yazdığı bu uzun mektupta, çocukluğundan yetişkinliğine değin, babası ile ilişkisindeki zorlanmalarını, babasının kendisine uyguladığı psikolojik şiddeti ve nasıl hırpalanıp, değersiz (adeta bir "böcek" gibi) hissettiğini anlatıyor...
Henüz pedagoji, çocuk psikolojisi gibi kavramların söz konusu bile olmadığı yıllarda, bir çocuğun ebeveyninden beklentisini ve ebeveyn nasıl davranırsa çocuğun neler hissedebileceğini acı biçimde bizzat deneyimleyerek öğrenmiş ve mektubunda anlatmış Kafka...
Şiddetle önerdiğim kısacık bir şaheser.









Filmlere gelince. 3 film ile katmışım heybeme bu ay.

Evil
İnstagramda zevkine güvendiğim kişilerce önerildiğine tanık olunca ve puanı da oldukça yüksek olunca izlemek istedim filmi. İsveç- Danimarka orta yapımı olan film, kötülüğün ve zorbalığın evrensel olduğunu gözler önüne seren kaliteli bir yapım. Dram ve psikolojik gerilim türü sevenlere önerilebilir.



Sarmaşık
Sarmaşık'ı iki yıl önce izlemiş ve hayran olmuştum. Annem ve ablam bizdeyken, onların da bu müthiş filmi izleme zevkini tatmaları için bir defa da onlarla izledim. Yine aynı tadı alarak... Sinemanın bir sanat olduğunu iliklerime kadar hissederek..


Kelebekler
Aslında Blu tv'den Sarmaşık'ı seçmemizin bir nedeni de bir sonraki gün için Kelebekler'i izleme planımızın olmasıydı. Yeni filmini görmeden önce, bir önceki filmiyle tanımalarını istedim Tolga Karaçelik'i... Çok az salonda oynayan film, ne şans ki Beylikdüzü Migros'ta da oynuyordu. 
Kelebekler, Sarmaşık kadar çarpıcı ve etkileyici gelmedi açıkçası bana. 
Ama "aile olmak" üzerine epey düşündürttü... Aile, hem müthiş bir destek yaşamda; ve fakat zaman zaman yük aynı zamanda... Kısıtlayan, özgür bırakmayan, birey olmaya izin vermeyen...
Nasıl, ne kadar olmalı bağlılık???
Film dramatikliğinin yanı sıra yer yer absürd sahnelere yer veren bir kara komedi havasında...
Fragmanda da yer alan tavuk sahnesi ve pavyon sahnesi çok iyiydi gerçekten de, bir de "gidelim buralardan" sahnesi var ki, 90'larda çocuk/ergen olmuş herkes çok sevecektir eminim...
"Artık hissettiğimi hissettiğim anda söylemek istiyorum" diyor ya bir de filmde Suzan, hangimiz istemiyoruz ki be Suzan?



Salı, Nisan 17, 2018

Yeni Müzik Keşfi

İzlanda'lı bir indie rock grubu imiş Kaleo.
Pek sevdim ben.


Pazartesi, Nisan 02, 2018

Ülkü Tamer Ölmüş, Ve Fakat, Ölür Mü Hiç Şairler?



"Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
Üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
Hem dersini bilmiyor hem de şişman herkesten.

İyi nişan alırdı kendini asan zenci,
Bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen."

Pazar, Nisan 01, 2018

Sardunyaya Ağıt- Fazıl Say

Fazıl Say'ın İlk Şarkılar albümünden daha önce de bahsetmiştim. Kesinlikle bağımlılık yapıyor, dinlemeye doyulmuyor... Muhteşem bir başyapıt kesinlikle! Serenad Bağcan'ın o enfes sesinin payı da çok büyük elbette bunda...
Albümden bu ara çok severek dinlediğim şarkı çok sevdiğim şair Can Yücel'in Sardunyaya Ağıt'ı.
Keyifle dinleyiniz efenim;)


"İkindiyin saat beşte
Başgardiyan Rıza başta
Karalar bastı koğuşa
Ikindiyin saat beşte

Seyre durduk tantanayı
Tutuklayıp sardunyayı
Attılar dipkapalıya
İkindiyin saat beşte

Yataklık etmiş zaar
Suçu tevatür ve esrar
Elbet bir kızıllığı var
Ikindiyin saat beşte

Dirlik düzenlik kurtulur,
Müdür koltuğa kurulur
Çiçek demire vurulur
İkindiyin saat beşte

Canların gözü yaşta,
Aklı idamlık yoldaşta,
Yeşil ölümle dalaşta
İkindiyin saat beşte"

Cuma, Mart 30, 2018

Baba Zula- Efkarlı Yaprak

Şenlik ve festivallerde dinlemekten çok keyif aldığım Baba Zula'nın bu ara dinlemelere doyamadığım bu şarkısını İstanbul'dan güneye yaptığımız uzun yolculuklarımızdan birinde keşfettiğimi dün gibi hatırlıyorum... Muhteşem hissettiriyor bana, özgür gibi...


Cuma, Mart 23, 2018

Perşembe, Mart 22, 2018

Farklı Rüyalar Gibi...



"Zaman hep senin yanında 
Sıcak bir donukluk kanında 
Onunla gelmiştin bana 
Gözlerin hep uzaklarda 
İlk kez gibi buluştunuz 
Son kez gibi seviştiniz 
Sen istersen sonu gelir 
Hayatına bir yön verir 
Farklı rüyalar gibi 
Farklı dünyalar gibi 



Mutsuzluğun ortasındasın 
Ne yapsan da kurtulamazsın 
Delirdi sen gittin diye 
Bana ağladı , sordu yine 
Cevapları hiç bulamadın 
Neden, nasıl soramadın 
Gerçeklerin arkasında 
Çelişkiler var sonunda"


Pazartesi, Mart 19, 2018

Yeni Müzik Keşfi- Tülay German



"Mecnunum Leylamı gördüm 
Bir kerece baktı geçti 
Ne sordum ne de söyledi 
Kaşlarını yıktı geçti 

Soramadım bir çift sözü 
Ay mıydı gün müydü yüzü 
Sandım ki zühre yıldızı 
Şavkı beni yaktı geçti 

Ateşinden duramadım 
Ben bu sırra eremedim 


Seher vakti göremedim 
Yıldız gibi aktı geçti 

Bilmem hangi burç yıldızı 
Bu dertler yareler bizi 
Gamze okun bazı bazı 
Yar sineme çaktı geçti 

İzzet-i der ne hikmet iş 
Uyur iken gördüm bir düş 
Zülüflerin kemend etmiş 
Yar boynuma taktı geçti"

Cumartesi, Mart 17, 2018

Dünyadaki Çok Güzel Şeylerden Biri Olarak, Shpongle.

10 yılı aşkın zaman öncesi, üniversite yılları...
Kalabalık öğrenci evleri, herkesin arkadaşını getirdiği hani, çok farklı yapıların bir araya geldiği... Çılgınca üst üste film izlenen geceler (vcd-dvd-divx vardı o zaman:))... Kandaki alkol ile demlenen muhabbetler... 
"Özgürlük" tutkunu olduğumuz zamanlar. "Farklı" olmak istediğimiz, uçlarda gezindiğimiz, her şeyi denemek istediğimiz...  Farklı müzikler, trans müzikleri... İlla ki, dünyayı gezip görme arzusu, takı yapıp satarak belki; kaçıp gitme hayalleri, Hindistan'a elbette en çok da...
Güzeldi.
Öyle çok dinledim ki bir dönem bu şarkıyı... Şimdilerde de ara ara açıp dinlemek iyi geliyor.
İlk kez dinleyenler sabırlı olsun, 5. dakikaya yaklaşırken çok keyif veren bir vokal giriyor ve 7.dakikaya yaklaşırken bir sürpriz var;)



Pazartesi, Mart 12, 2018

Adamlar- Hepinize El Salladım

Yıllardır aynı şarkıları dinliyorum. Çok sevdiklerim var, döndürüp döndürüp dinliyorum, yenilere pek şans vermiyorum.
Gel gör ki, bu aralar çok severek dinlediğim yeni bir grup var. İlk olarak çalıştığım okuldaki 12-13 yaşındaki çocuklardan duyduğum Adamlar grubunu, ablamın da çok sevdiğini öğrendim yaz tatilinde görüştüğümüzde... Bir albümünü müzik klasörüme atmıştı. Şimdilerde karışık dinlerken denk gele gele pek hoşuma giden bir şarkılarını paylaşmak istiyorum sizlerle de. Umarım siz de aynı keyifle dinlersiniz;)



"Zor zamanlar olur
Nasıl çıkarsan içinden omurgan öyle şekillenir..."