blutv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
blutv etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Mayıs 03, 2020

2020 Nisan Ayı Kitaplar (3) ve Filmler (5), 6 da Dizi

Nisan, en sevdiğim aylardandır; mis gibi bahardır, parklar, bahçeler, ormanlara gidip doğayı izlemek büyük keyiftir. Her nisan ayında İzmir'e gider, baharla bir de memleketimde buluşurdum.
Ama 2020'nin nisan ayı yaşadığım(ız) en tuhaf nisandı... 
Türkiye'de vakaların artmasıyla, havaların ısınmasının insanları dışarıda vakit geçirmeye motive edeceği düşünülerek 11-12, 18-19,  25-26 nisana denk gelen haftasonları ve ayrıca resmi tatil olan 23 nisan ile cumaya bağlanan 24 nisan günleri ülkede sokağa çıkma kısıtlaması ilan edildi... Balkonlarımızdan izledik baharı, güneşli havaları...
Peki evde geçirdiğim bu 30 günde neler yaptım, bakalım:
*Ayın ilk günü hastaneye gidip doktorumu bile görmeden, hızlıca, resmi birimden evaklarımı alarak 32.hafta nedeniyle doğum iznime ayrıldım. Her ne kadar okula gitmesek de, evden çalışmak açıkçası daha zor olduğundan ve yeterince kaygılı, tuhaf süreçlerden geçerken zihnimi, odağımı iş ile bölmek istemediğimden izne çıkmak ve doğuma kadar dikkatimi yoğun olarak bebeğime vermek istedim.
*Dışarı çıkmak için giyinemesek de, kışlık kıyafetlerimi kaldırıp baharlık ve yazlıklarımı çıkardım. Bir umut;)
*Malum kuaför ve berberler de kapalı bir süredir. Eşimin iyice uzayan saçlarını 3'e vurdum:) Bundan bir buçuk yıl önce dünyayı gezerken de traş etmiştim kendisini. O zaman evimizden kilometrelerce uzaktayız diyeydi, şimdi ise evimizden çıkamıyoruz diye:)
*Evde yalnız ya da annemle yoga yaptım.
*Thetahealing'in bir tekniği olan Kas Testi'ni deneyimledim.
*Balkonda çiçeklerimin saksılarını, topraklarını değiştirdim.
*Annemle bolca yürüyüş yaptık bahçede. Her çıkışımızda ağaçları inceledik, 2-3 gün içinde yaşadıkları değişimleri gözlemledik, hayran olduk doğaya. Şükrettik bahçe imkanımıza.
*Hamur işi akımına kayıtsız kalamadık:) Bolca krep, kek, poaça, börek, çörek pişti bizim evde de.
*5 nisanda tüm dünya ile beraber sabah 5:45'te toplu dua/ meditasyon çemberine katıldım. Muhteşemdi...
*Normalde telefonla normal konuşmayı bile hiç sevmesem de; bu süreçte oldukça özlediğim ablamla ve arkadaşlarımla görüntülü görüşmeler yaptım bolca. İyi geldi.
*Yine mesafeli durduğum bir başka şey olan uzaktan eğitimler dahil oldu yaşantıma bu ay. Her cumartesi sevgili Sanem Hocam'ın nefes ve gevşeme seansına katıldım zoom üzerinden, online yoga derslerine katıldım. 
*Yine online çalışmalardan İlkgün'ün Yeni Ay kadın çemberine katıldım 23 nisanda. İpek Turan'ın Bebekle Bağ Kurma Çalışmasına, Pozitif Gebe Akademisi'nin Emzirme ve Bebek Bakımı eğitimine katıldım.
*23 Nisan demişken, 100. yıl kutlamalarına balkonumuzdan coşkuyla katıldık biz de. Çok güzel tablolara şahitlik edildi tüm Türkiye'de.
*Akabinde ilk sahur geldi. Bir ramazan ayına daha erişmeye şükrettik. 

Bu ay okuduklarım:
Masallarla Yola Çık
40 haftadır her hafta bir masal okuyarak ilerlediğim kitap nisan ayında bitti. Bazı masallar gerçekten çok güzel, çok etkileyiciydi. Her bir masalın mesajı anlamlıydı, masalları okurken güzel tesadüfler yaşadım.


Bilinçli Bebek
Anne baba adaylarının muhakkak okumalarını istediğim bir kitap. Ben çok şey öğrendim, çok severek okudum.


Hamilelik Enerjisi
Sadece hamile kalmak isteyen ya da bebek bekleyenler için değil, aslında pek çok durumla ilgili çok güzel olumlamalar barındıran ve elimin altında olmasından çok keyif aldığım bir kitap oldu.


İzlediğim filmler:
Bizi Hatırla
Çağan Irmak'a göre zayıf ve biraz klişelerle dolu bir film olsa da, hoş duygular bırakan ailece izlenebilecek, yormayan bir film.


Birdbox
Tam günümüze uygun, salgın hastalıkla ilgili bir psikolojik gerilim filmi. Çok sevdim.


Kum Fırtınası

Güney İsrail'de yaşayan Bedevilerin hayatından bir kesiti anlatan film Orta Doğu'da kadının halini gözler önüne seriyor.



Aşk Şarkısı
Offf, aşırı kötü bir film. Televizyonda denk geldi ve anneme eşlik ettim öylece kalıp. Her yıl bunca kötü film neden çekiliyor gerçekten anlamıyorum... Bir filmi film yapan hiçbir öğeye sahip olmayan, skeç/sitcom tadında hikayeleri anlatmaya hiçbir oyuncu, yapımcı karşı çıkmıyor mu...



Jojo Rabbit
İkinci Dünya Savaşı ve Naziler hakkında yapılmış filmleri genel olarak severim. Jojo Rabbit şimdiye kadar izlediklerim arasında en orijinaliydi. Ilık duygular hissettirerek, gülümseterek o günlere dair bir hikaye anlatmak kolay olmasagerek ve bu film bunu başarmıştı.



İzlediğim Diziler:
Anne with an e
2.ve 3. sezonunu izleyip bitirdiğim ve bitince ağlamaklı olduğum çok çok çok sevdiğim dizi. Mutlaka kitabını da okuyacağım.


Freud
Şans vereyim diye 3. bölümüne kadar gelebildiğim ama daha fazla dayanamadığım dizi. Baya kötü.


Alef
Blu TV'nin yeni dizisi. Türk polisiye, henüz 4 bölüm yayınlandı, mevlevilikle ilgili öğeler barındırıyor. Şimdilik severek izliyoruz bakalım.


The Kominsky Method
Kısacık bölümlerden oluşan henüz 2 sezonu yayınlanmış olan dizi. İki yaşlı arkadaşın hikayesi. Çok tatlı dizi, ajitasyonsuz dram. Alan Arkın'ı izlemek başlı başına bir zevk.


La Casa de Papel
Ahh Berlin ahh Profesör. Yayınlanır yayınlanmaz hızla tükettik, 5. sezonu bekliyoruz;)


Unorthodox
Amerika'da yaşayan aşırı uç bir Yahudi ailesinin yaşantısını, geleneklerini anlatan 4 bölümlük mini dizi. Kitap uyarlaması. Çok severek ve uç inançlar nedeniyle yok sayılan tüm kadın ve adamlara üzülerek izledik...


Pazar, Eylül 01, 2019

2019 Ağustos Ayı Kitaplar (2) ve Filmler (2), 4 de Dizi


En güzel aylardan biri Eylül geldi, en estetik mevsimlerden sonbahar. Ne mutlu.
Eylül, adeta yılbaşıdır benim için; ve biliyorum ki, çoğumuz için.
Yeni kararlar, yeni başlangıçlar alırız bu dönem. Hepsi kolaylıkla ve mutlulukla olsun.
Ve bakalım artık doyduğumuz yazı uğurlarken, ağustosta, neler okumuş, neler izlemişim.

La Casa De Papel- 3.sezon
Heyecanla beklememe rağmen, temmuzda izleme fırsatım olmadı, ağustosun ilk günlerine sarktı.
24 saat içinde izledim 8 bölümü de.
Zeka ve isyan içeren işleri seviyorum.
Bu sezonda erke karşı mücadele sadece mülkiyet, kurumlar ve devlete karşı değil; patriyarkaya da karşı. Altı çizilen bir cinsiyetçilik ve erkek egemenlik karşıtlığı var. Eh ne diyebilirim, iyice gönlüme taht kurdu.




The Handmaid's Tale- 3.sezon

İlk sezonunda hayran olmuştum bu diziye, 2017 yazıydı. Herkese bahsediyordum, herkesin izlemesini istiyordum. Sonra geçen yaz merakla beklediğim 2.sezonda temponun düştüğünü hissettim ve ilk sezonun tadını alamadım. Bu yaz 3.sezon da benzer şekilde devam ediyordu ki 10 ve 11.bölümler yeniden aşkımı tazeledi diziye karşı. 11. ve 12. bölümünü Türk asıllı kadın yönetmen Deniz Gamze Ergüven'in yönetmiş olması da ayrı bir güzellik;) 
4.sezonu merakla bekliyoruz şimdilerde!



Acayip Hikayeler
Galip Tekin'in çizgi romanlarından uyarlanan 11 bağımsız bölümden oluşan 2012 yapımı Türk dizisi. 4 bölüm izledik, hepsi beklenmedik, farklı işler. Gözlük bölümünü hiç sevmedim izlediklerimden; 1-2-3 güzeldi.



Heal
Son yıllarda şifa konusuna ilgi duyuyorum. Yogayı, meditasyonu, nefes çalışmalarını, şamanik ritüelleri hayatıma dahil ediyorum, bu konularda kitaplar okuyorum.
Hastalıkların bedenin bir mesajı olduğuna ve iyileşme gücünün içimizde olduğuna inanıyorum.
Pek çok farklı yöntemi kullanan şifacılara ve fayda görmüş hastalara yer veren bu belgeseli de severek izledim.




Behzat Ç.

2015 yazında başlamıştım Behzat Ç.'ye, üç sezonunu bitirememiştim ama hikayeyi anlamış, Behzat'ı çok sevmiştim. Yeni sezonu yayınlanıp biraz birikince hemen izledim.
0. bölüm var önce. Unutanlar ya da izlemeyenler için önceki sezonların özeti nitelliğinde. Onu izledikten sonra, 6 bölümü izledim.
Türk dizi tarihinin önemli yapımlarından olduğunu düşünüyor ve çok seviyorum.



Green Book- Yeşil Rehber
2019 Oscar ödüllerini toplayan filmi ne zamandır izlemek istiyordum. Ayın son günü izledim. Klişeler ve tahmin edilebilir "Amerikan filmi enstantaneleri" barındırsa da, insanda hoş hisler bırakan, keyifle izlenen güzel bir yol filmi. 
Başrollerde Moonlight'tan tanıdığımız Mahershala Ali ve Captain Fantastic ve pek çok önemli yapımdan yeteneğine hayran olduğumuz Viggo Mortensen rol alıyor. Ve her ikisi de çok başarılı.
Filmle ilgili en önemli bilgilerden biri de, gerçek hayattan uyarlama oluşu. Filme adını veren “Yeşil Rehber” ırkçılığın korkunç derecede hissedildiği 1960’lar ABD'sinde ülkenin (daha da faşist olan) güneyine seyahat etmek isteyen Afro-Amerikanlar için hazırlanmış bir kitapçık.



Işığın Yolu
Ağustos ayının ilk kitabı geçen yaz okumaya niyetlendiğim Işığın Yolu oldu.


Psikolog Nilüfer Devecigil kurgunun içine ruh sağlığına dair pek çok bilgiyi yedirerek bir bağlanma hikayesi anlatmış kitabında.

Özünde “İlişkilerde incinir, ilişkilerde iyileşiriz” i anlatıyor, bebeklikten itibaren ilişkilerin önemini vurgulayarak.

Hepimizin yaraları var geçmişten getirdiği ve bugünümüzü etkileyen...

Yüzleştiğimizde özgürleşiyoruz.

Ve, Mevlana’nın dediği gibi;

“Yaralarımız, ışığın içeri girdiği yerdir.”

Geçmiş ancak onu anlayıp üzerinde çalışınca özgür kılıyor bugünü ve çocuğumuz büyürken her yaşında kendi o yaşımızı bir defa daha yaşıyoruz bilinçdışı biçimde. 
Onu çocukluğumuzun zorluklarıyla en az düzeyde etkilemek için kendi çocukluğumuzla yüzleşmek öyle önemli ki anne baba olmadan önce...
Bu nedenle, ruh sağlığı çalışanlarının yanısıra, anne babalara, anne baba olmaya hazırlananlara ve kendini tanımaya, kendi geçmişine bakmaya ilgi duyan herkese öneririm.


Altını çizdiklerimi mesleki instagram hesabım @iyihissediyorum_psikolojide hikayede sabitledim. Kitap hakkında fikir vermesi açısından bakabilirsiniz.



Sumerli Ludingirra
“Sumerli Ludingirra, İstanbul Arkeoloji Müzelerinde bulunan ve Sumer, Akad, Hitit dillerinde yazılmış 74.000 çiviyazılı belge üzerinde 33 yıl çalışan, araştırmalarını bugün de sürdüren Sumerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın bir ömür verdiği çalışmalarının özüdür.”
(Arka kapaktan)
Varlığından hiç haberdar olmadığım bu kitabı canım arkadaşım Sevgi hediye etmişti geçen yaz. Ben bu yaz okuma fırsatı buldum. Mesleki kitapların arasında, tatilde çok iyi gitti.
Mezopotamya’da bundan 4000 yıl önce yaşamış olan Sumerlerin hayatı hakkında oldukça ilginç bilgiler veren kitabı gülümseyerek ve şaşırarak okudum. 
Ludingirra, Sumerli bir öğretmen ve şair, en büyük korkusu Sumerler’in unutulması. Bunun için yazıyla kayıt almaya çok önem vermiş.
23 tablet bulunmuş yazdıklarından.
Muazzez İlmiye Çığ da bu tabletlere biraz kurgu ekleyerek bize ulaştırmış.
İnsanın binlerce yıl önce de şu ankine oldukça benzer dertlerinin, düşüncelerinin ve yaşayışlarının olması hayret verici...
Benim için ufuk açıcı bir okumaydı.
En yakın zamanda Arkeoloji Müzeleri’ne giderek tabletleri görmek istiyorum.




Cumartesi, Ağustos 03, 2019

2019 Temmuz Ayı Kitaplar (1) ve Filmler (1), 2 de Dizi

Çoğumuz gibi ben de, instagram ve diğer sosyal medya mecraları ile beraber blog yazmaya eskisi gibi zaman ayırmıyorum.
Yine de her ayın değerlendirmesini yaparak en azından ayda bir yazı yazmaya özen gösteriyorum.
Hem okuduklarımı, izlediklerimi hem de genel olarak o ayı nasıl geçirdiğimi anlatıyorum aylık yazılarımda.
***
Temmuz ayı MEB çalışanları için iki aylık tatilin başladığı zamandır. Benim için branşım itibariyle öyle olmadı, temmuz ayının ilk iki haftasında lise tercihlerinde öğrencilere danışmanlık hizmeti vermekle görevliydim. "Nasılsa tatil başlamadı" diyerek akşamları da İngilizce mesleki okumalara ve çevirilere vakit ayırdım.
İki hafta daha çalıştıktan sonra İzmir'e, annemle ablamın yanına gittim. Orada geçirdiğim 3-4 günden sonra yoga, nefes, dans, doğa ve meditasyon içeren Mutluluk Kampı'na katıldım Kazdağları'nda ablamla beraber. Muhteşem bir 4 gün geçirdim.
Ardından yeniden İzmir'e döndüm ve instagram çekilişi ile kazandığım "Nefesin Gücüne Uyanış" seansına katıldım. Sonrasında da annem ve ablamla tatil yapmak üzere Çeşme'ye gittik. 
Temmuz sonunda yeniden İstanbul'a döndüm ve tam "evime, düzenime kavuştum" diyordum ki, eşimin anneannesinin vefat ettiği haberini alıp Mersin'e doğru yola çıktık apar topar.
Her şeyde iyi bir yan gören bir Pollyanna olarak, bu olayın yaşamıma katkısını da şöyle yorumluyorum; uzun yolda araba kullanmayı deneyimlemem ve tam gün batımında Tuz Gölü'nün eşsiz manzarasına denk gelişimiz.
***
Gelelim bu ay heybeme kattığım film ve kitaplara.
Tüm bu koşturmacada pek bir şey okuyup izleyememişim.
Hiç sinemaya gitmedim bu ay ve evde de sadece bir belgesel film izledim Netflix'ten. 


Maris: Genç Bir Yoga Eğitmeninin Portresi

Maris Degener'in erken çocukluk döneminden başlayan ruhsal acıları, farklılığı ve ergenliğe doğru başlayan anoreksiyası... Ardından yoga ile kendini keşfediş süreci ve yaşam yolculuğu yaklaşık bir saatlik bir belgesel ile kendisinin ve ailesinin, yakınlarının dilinden içtenlikle anlatılmakta. Daimi bir Yoga Öğrencisi olmayı arzu etiğim bu dönemimde yoganın dönüştürücülüğünü ve şifasını görmek bana iyi geldi. İlgililerine önerilir;)




Kendi evimde geçirebildiğim ilk iki haftada Chernobyl dizisini tamamladık. 
Uzun süre etkisinden çıkılamayan bir yapım. Kurgu değil gerçek olması en çok etkileyen yanı...
Öyle acı ki birkaç adamın dünyanın kaderini böylesine etkileyebilmesi...
İzlemeyen kalmamalı!!!


En sevdiğim dizim olan The Handmaid's Tale'ın 3.sezonunun da evde bulunduğum süreç içerisinde yayınlanan 7 ve 8. bölümlerini de izledim. 9-10-11'i de en yakın zamanda izleyeceğim.


Kitaplara gelince sadece bir kitap okudum. Alanımızın duayeni Doğan Cüceloğlu'nun Gerçek Özgürlük'ünü. Kitap ablamın, iki yazdır bendeydi ve okuyamıyordum, "Artık okuyayım ve iade edeyim" diye başladım ve çok sevdim.
Lise yıllarımda okuyup çok etkilendiğim Savaşçı’yı anımsattı bana.


“Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı, artık hiç bitmez!” temalı çok akıcı bir kitaptı yine.

İletişim, varoluşçuluk ve sosyal psikoloji alanında kuram olabilecek nitelikte önermeleri var kıymetli hocamızın bu kitabında.
Çok şey öğrenerek ve bildiklerimi anımsayarak okudum.
Mesleki instagram hesabım @iyihissediyorum_psikoloji de hikaye kısmında etkilendiğim bazı yerleri sabitledim.
Daha fazlası için ısrarla tavsiye ederim kitabı. Birkaç alıntı paylaşacak olursam:


"Kendi yolculuğumuzu yapmak için buradayız. Bu yolculukta kendimiz olabilme cesaretini bulmamız kolay değildir; ama, kendimiz olmadan yaşamımızdaki hiçbir şey anlamını bulamaz.”
“Kendi özüyle ilişkisi olmayanın gerçek anlamda kimseyle ilişkisi olmaz.”

“En temel özgürlük, insanın kendisi olarak yaşamında var olabilmesi ve kendi bütünlüğünü yaşayabilmesidir; dürüst insan özgürdür.”

“Bir insanı değerlendirmek için nelere sahip olmadığına değil, sahip olduklarıyla neler yaptığına bak.”

Pazar, Nisan 07, 2019

2019 Mart Ayı Kitaplar (3) ve Filmler (4) ve Diziler

3 kitap okudum bu ay. Üçü de mesleki sayılabilir.
Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz
Uzun zamandır merak ettiğim kitaplardandı. Anne baba ve öğretmenler için çocuklara davranışlar konusunda bilgilendirici nitelikte bir kitap. Gündelik hayatta sıklıkla yaptığımız ve "normal" karşıladığımız davranışlarımızın aslında çocuklar üzerinde baskı ve hiçe sayma olduğundan söz ediyor Hint kökenli yazar Shefali Tsabary. Severek ve öğrenerek okudum ben.



Meşgul İnsanlar İçin Meditasyon

Osho mesafeli durduğum bir yanıyla beni iten bir yanıyla da merak etmekten geri duramadığım bir figür. Fikirlerine güvendiğim biri önerince aldım bu kitabı.
Çeşitli konuşmalarından derleme olan bu kitap oldukça akıcı ilerliyor. Ancak konuşma dili olduğundan biraz basit. Kolay okunan, içinde birtakım egzersizler barındıran bir kitap.


Şimşek Hırsızı
Ön ergenlik ve ergenlik çağındaki bireylerle çalıştığımdan, her ay bir çocuk/gençlik kitabı okumaya özen gösteriyorum. Bu ay da ortaokul öğrencileri arasında oldukça popüler olan bu serinin ilk kitabını okudum. Mitoloji ile ilgili epey bilgi içeren keyifle okunan bir kitap. Fikrim olmuş oldu; ama, seriye devam edecek kadar da sevdiğimi söyleyemem.


Bu ay izlediğim 4 film de yerli yapım.
Organize İşler Sazan Sarmalı
Vizyondayken izleme fırsatım olmamıştı, netflixe konduğundan beri izlemek istiyordum. Hakkında çok olumsuz yorum duyunca hevesim kaçmıştı epey aslında, yine de merak ediyordum bir yandan  ve izledim bir gün evde. Abartıldığı kadar kötü bulmadım ben. Müthiş değil ama eğlencelik bir film olmuş.


Türk İşi Dondurma
Bu filmi reklamını ilk gördüğümden beri merak ediyordum ve hevesle gidip izledim vizyona girer girmez. Ancak tam bir hayal kırıklığıydı. Oturmamış şiveler, oturmamış bir hikaye... Sevemedim hiç.



Sofra Sırları

Vizyondayken merak ettiğim, fırsat bulup izleyemediğim filmlerdendi. Blu tv'de görünce izledim. Başrolde iki çok başarılı (Demet Evgar, Fatih Al) oyuncu olmasına rağmen, senaryosunu beğenmediğim bir garip filmdi.


Arif V 216
Yine vizyondayken fırsat bulmadığım, vakit bulmuşken evde izlediğim filmlerden. Cem Yılmaz'ın film tarzını seviyorum. Kendine özgü o dünyasını, değer verdiği şeyleri, anlatım biçimini... 
Bu filmin de vizyondayken oldukça eleştirildiğini hatırlıyorum. Ama ben keyifle izledim ve sevdim.


Dizilere gelince:
La Casa de Papel 2. Sezon
Dizinin ikinci sezonunu da severek ve heyecanla izledik. Şimdi üçüncü sezonu bekliyoruz;)




After Life 1.Sezon

Kısacık 6 bölümden oluşan netflix dizisi. Kayıp, yas, sonrasındaki depresyon ve iyileşme seyrini ajite etmeden anlatan güzel bir yapım.


Black Mirror 2.Sezon 4.Bölüm
Black mirror'ı çok seviyoruz ama üst üste izlemiyoruz. Böyle ara ara açıp kaldığımız bölümden devam ediyoruz ve her birini film tadında izliyoruz. "Beyaz Noel" bölümünü de oldukça etkileyici bulduk.



Çarşamba, Ağustos 01, 2018

2018 Temmuz Ayı Kitaplar (3) ve Filmler (3) ve 2 Bölüm de Dizi

Son zamanlarda, aylık rutin film-kitap-dizi dökümü yazılarım, o ayın genel değerlendirilmesi yazılarına dönüştü biraz. Kendiliğinden oldu bu. Dönüp okurken, o dönemi bütünüyle hatırlamaya ihtiyaç duyduğumu hissettim belki de...
Temmuz ayı nasıldı bir bakacak olursak; çok güzel başladı:) Ayın ilk günü yoga eğitmenlik eğitimimizin son teorik dersi vardı. Yine çok derin bilgiler aldığımız çok keyifli 8 saat geçirdik. Teorik dersler bitse de yolculuk çok uzun, uygulamalı eğitimlerimiz devam ediyor.
Ayın ilk iki haftası, liselere geçiş sisteminde tercih danışmanlığı görevim vardı, arasında annem geldi. Onunla gezdik eğlendik bir miktar (Beşiktaş, Büyükçekmece, Yaşam Vadisi, Caz Festivali), havuzda yüzerek vakit geçirdik.
İstanbul'a geldiğimden beri gitmek istediğim Madam Despina'ya gittik bir akşam çok eski dostlarımla, çok güzel bir akşam geçirdik.
Daha sonra hayatımdakisevgiliinsanın kız kardeşi geldi ziyaretimize, onunla vakit geçirdik. O bizdeyken Çin'den misafirlerimiz geldi:) "O nasıl ola ki" derseniz, bir süredir couchsurfing'e üyeyiz. Bundan sonra yapacağımız yurt dışı seyahatlerde konaklamayı couchsurfing'le halletmeyi planlıyoruz. Kendimiz birinin evine misafir olmadan önce, misafir kabul ederek deneyimlemek istedik bu sistemi. Çok da iyi etmişiz! Şahane bir deneyimdi. Couchsurfing dünyanın her yerinden gezginlerin güvenli biçimde birbirlerinde konaklamalarına aracı olan bir oluşum. Böylelikle hem konaklamaya para harcanmamış oluyor ki, insanlar daha çok gezebilsin hem de gezginler tanışıp deneyimlerini birbirleri ile paylaşmış oluyorlar. (Bizim evimizde -yalnızca karı-koca yaşadığımız için- yatılı misafirlerimizin kaldığı açılıp yatak olan kanepeli boş bir odamız var. Couchsurfing'le gelen misafirlerimiz de orada kaldı, mutfak ve banyoyu da ihtiyaçları dahilinde kullandı.)
Daha sonra bir hafta sonu ÖSYM sınavlarında çalıştım. Ay bitene kadar da hafta içi gündüzleri evde tek başıma okuyup yazarak geçirdim. Bir makale yazdım sosyal öğrenme kuramı ile ilgili. Eylül başında olacak yoga eğitmenlik sınavıma çalıştım...
Ayı muhteşem bir konserle kapattım:)

Veda ve Umut
Ablamdan "tam bir yaz kitabı, kolayca okumalık" diye ödünç aldığım Veda, beklentimin üzerinde çıktı. Oldukça sürükleyici bir anlatımla, 1919-1924 yılları arasında Beyazıt'ta bir konakta yaşayanların yaşamları vasıtasıyla, Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerine tanıklık ediyor ve pek çok şey öğreniyoruz bu kitapta.


Biter bitmez devamı Umut'u da okudum. Umut'ta Ahmet Reşat Bey'in ailesinin (Ayşe Kulin'in annesinin ailesi) hayatını okumaya kaldığımız yerden devam ederken, bir başka ailenin (Ayşe Kulin'in babasının ailesi) yaşamına tanıklık ediyoruz 1908'den itibaren. Roman 1941'de Ayşe Kulin'in doğumu ile bitiyor. Bu kitapta da, bu aileler üzerinden cumhuriyetin ilk yıllarındaki yaşama dair öğrendiğimiz pek çok şey oluyor.


Her ikisini de elimden bırakamayarak okudum.
Roman okumayı hep çok severim. Kimine göre zaman kaybıdır bilgi vermeyen kitapları okumak. Ama öyle midir gerçekten? Bir roman bilgi vermez mi sanıyorlar? Ben okuduğum romanlardan çok şey öğrendiğimi düşünüyorum. Her şeyden önce insanı anlatır romanlar, insanı anlamaya yardımcı olurlar... O insanın bulunduğu coğrafi ve tarihi ortam hakkında bilgi verirler sonra... Mesela, Sarıkamış Harekatı'nı yıllardır bilirim, ama, bu acıyı derinden hissetmem Veda ile oldu...
Ayrıca müthiş bir haz verirler okuyana.  Velhasıl, romanları seviniz, efendim:)

Büyüleyici Bağırsak
İki romandan sonra,  bir de bilimsel (kişisel gelişim/sağlık türü) kitap okudum bu ay. 
Malumunuz, bağırsak, hiç olmadığı kadar popüler son yıllarda. Yapılan araştırma sonuçları neticesinde, bağırsağın yaşamımızda, sağlığımızda ve mutluluğumuzda önemini anlatan pek çok kitap yayınlandı. 
Büyüleyici Bağırsak, oldukça yüklü bir bilgiyi, epey eğlenceli ve anlaşılır biçimde anlatan bir kitap. Bağırsağın yapısı ve dışkılamayı anlatan Büyüleyici Bağırsak; bedende besin transferi, kusma, kabızlık ve beyin bağırsak bağlantısını anlatan Bağırsağın Sinir Sistemi; bağışıklık, bakteriler, parazitler, antibiyotik, probiyotik ve prebiyotikleri anlatan Bakterilerin Dünyası isimli üç bölümden oluşuyor. Ben severek ve öğrenerek okudum.


(Kitapta, dikkatimi çeken öğrenmelerimden biri, porfiria oldu. Vampir hastalığı olarak biliniyormuş halk arasında. Demek gerçekten de vampir efsanesi, yaşantılar sonucu ortaya çıkan folklorik bir öğeymiş...)

Umut Bahçesi
Benim ve hayatımdakisevgiliinsanın televizyon alışkanlığı yok, asla açılmıyor evde, hatta uzun süre televizyonumuz yoktu, sonra ailelerimiz hediye etti:) Annemse tam bir film severdir. O bizdeyken sahip olduğumuzu keşfettiğimiz sinema kanallarından birinde izledik annemle. Oldukça güzel bir filmdi. İkinci Dünya Savaşı'nda Polonya'da geçen gerçek bir hikayeden uyarlama.


Thelma and Louise
Bu film, yıllardır listemde.
Hatta hayatımdakisevgiliinsanın ilişkimizin en başında verdiği cd'lerden birinde vardı (o zamanlar her buluşmada 6-7 film içeren cd getirirdi bana, hey gidi günler:)). Ancak yıllar geçmesine rağmen izlememiştim.
Sonra çok yakın bir arkadaşım bu yazını, kadın hakları üzerine filmleri izleme ve kitapları okuma ile geçirme kararından bahsetti. Listesini gözden geçirir ve katkım olur mu diye minik bir araştırma yaparken, tekrar karşıma çıktı bu film. Oturup izledim bir akşam. Çok güzeldi. Yer yer eğlenceli ama temelde oldukça hüzünlü...
İki yakın arkadaş kadının yolculuk hikayesi, bu yolda kendilerini tanımaları, özgürleşmeleri...
Çok alakalı değil gibi görünse de, yer yer the accused'i anımsattı bana...
İzleyiniz efenim.


Twice Born
Bu filmi vizyona girdiği dönem çok merak etmiş, izlemeyi çok istemiştim. Bir akşam blutv'de görünce hemen izledim.
Günümüzde İtalya'da başlayan, gelen bir telefon ile Saray Bosna'da devam eden ve flashbackler ile geçmişe dönülerek ilerleyen filmi, son sahnelerine kadar "öyle mi oldu böyle mi oldu" diye diye boş tahminlerle izledim... Sonunda tokat gibi çarptı.
O coğrafyayı gezmiş, savaşın izlerini görmüş biri olarak, Bosna Savaşı, tüm savaş rezaletlerinden daha çok etkilendiğim bir tarihi olaydır. Filmde bir defa daha savaşın korkunçluğu ile yüzleşmiş oldum.
Tüm güçlü yanlarına rağmen, filmin akışı biraz tıkanıktı bence, çok sürüklenerek izleyemedim ben... 
Yine de, izlenmeye değer bir hikaye kesinlikle.


The Handmaid's Tale
Geçen yazdan bu yana, çok severek takip ettiğim dizinin ikinci sezonunu bitirdim bu ay (son 2 bölüm kalmıştı).
İkinci sezon ilk sezon kadar akıcı ve çarpıcı değilse de, son 2 bölüm oldukça etkileyiciydi. Aylaaaar sonra yayınlanacak 3. sezonunu merakla bekliyorum şimdilerde.
*Not: Bu diziyi izlemeyen kadın kalmasın!!!