la casa de papel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
la casa de papel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Mayıs 03, 2020

2020 Nisan Ayı Kitaplar (3) ve Filmler (5), 6 da Dizi

Nisan, en sevdiğim aylardandır; mis gibi bahardır, parklar, bahçeler, ormanlara gidip doğayı izlemek büyük keyiftir. Her nisan ayında İzmir'e gider, baharla bir de memleketimde buluşurdum.
Ama 2020'nin nisan ayı yaşadığım(ız) en tuhaf nisandı... 
Türkiye'de vakaların artmasıyla, havaların ısınmasının insanları dışarıda vakit geçirmeye motive edeceği düşünülerek 11-12, 18-19,  25-26 nisana denk gelen haftasonları ve ayrıca resmi tatil olan 23 nisan ile cumaya bağlanan 24 nisan günleri ülkede sokağa çıkma kısıtlaması ilan edildi... Balkonlarımızdan izledik baharı, güneşli havaları...
Peki evde geçirdiğim bu 30 günde neler yaptım, bakalım:
*Ayın ilk günü hastaneye gidip doktorumu bile görmeden, hızlıca, resmi birimden evaklarımı alarak 32.hafta nedeniyle doğum iznime ayrıldım. Her ne kadar okula gitmesek de, evden çalışmak açıkçası daha zor olduğundan ve yeterince kaygılı, tuhaf süreçlerden geçerken zihnimi, odağımı iş ile bölmek istemediğimden izne çıkmak ve doğuma kadar dikkatimi yoğun olarak bebeğime vermek istedim.
*Dışarı çıkmak için giyinemesek de, kışlık kıyafetlerimi kaldırıp baharlık ve yazlıklarımı çıkardım. Bir umut;)
*Malum kuaför ve berberler de kapalı bir süredir. Eşimin iyice uzayan saçlarını 3'e vurdum:) Bundan bir buçuk yıl önce dünyayı gezerken de traş etmiştim kendisini. O zaman evimizden kilometrelerce uzaktayız diyeydi, şimdi ise evimizden çıkamıyoruz diye:)
*Evde yalnız ya da annemle yoga yaptım.
*Thetahealing'in bir tekniği olan Kas Testi'ni deneyimledim.
*Balkonda çiçeklerimin saksılarını, topraklarını değiştirdim.
*Annemle bolca yürüyüş yaptık bahçede. Her çıkışımızda ağaçları inceledik, 2-3 gün içinde yaşadıkları değişimleri gözlemledik, hayran olduk doğaya. Şükrettik bahçe imkanımıza.
*Hamur işi akımına kayıtsız kalamadık:) Bolca krep, kek, poaça, börek, çörek pişti bizim evde de.
*5 nisanda tüm dünya ile beraber sabah 5:45'te toplu dua/ meditasyon çemberine katıldım. Muhteşemdi...
*Normalde telefonla normal konuşmayı bile hiç sevmesem de; bu süreçte oldukça özlediğim ablamla ve arkadaşlarımla görüntülü görüşmeler yaptım bolca. İyi geldi.
*Yine mesafeli durduğum bir başka şey olan uzaktan eğitimler dahil oldu yaşantıma bu ay. Her cumartesi sevgili Sanem Hocam'ın nefes ve gevşeme seansına katıldım zoom üzerinden, online yoga derslerine katıldım. 
*Yine online çalışmalardan İlkgün'ün Yeni Ay kadın çemberine katıldım 23 nisanda. İpek Turan'ın Bebekle Bağ Kurma Çalışmasına, Pozitif Gebe Akademisi'nin Emzirme ve Bebek Bakımı eğitimine katıldım.
*23 Nisan demişken, 100. yıl kutlamalarına balkonumuzdan coşkuyla katıldık biz de. Çok güzel tablolara şahitlik edildi tüm Türkiye'de.
*Akabinde ilk sahur geldi. Bir ramazan ayına daha erişmeye şükrettik. 

Bu ay okuduklarım:
Masallarla Yola Çık
40 haftadır her hafta bir masal okuyarak ilerlediğim kitap nisan ayında bitti. Bazı masallar gerçekten çok güzel, çok etkileyiciydi. Her bir masalın mesajı anlamlıydı, masalları okurken güzel tesadüfler yaşadım.


Bilinçli Bebek
Anne baba adaylarının muhakkak okumalarını istediğim bir kitap. Ben çok şey öğrendim, çok severek okudum.


Hamilelik Enerjisi
Sadece hamile kalmak isteyen ya da bebek bekleyenler için değil, aslında pek çok durumla ilgili çok güzel olumlamalar barındıran ve elimin altında olmasından çok keyif aldığım bir kitap oldu.


İzlediğim filmler:
Bizi Hatırla
Çağan Irmak'a göre zayıf ve biraz klişelerle dolu bir film olsa da, hoş duygular bırakan ailece izlenebilecek, yormayan bir film.


Birdbox
Tam günümüze uygun, salgın hastalıkla ilgili bir psikolojik gerilim filmi. Çok sevdim.


Kum Fırtınası

Güney İsrail'de yaşayan Bedevilerin hayatından bir kesiti anlatan film Orta Doğu'da kadının halini gözler önüne seriyor.



Aşk Şarkısı
Offf, aşırı kötü bir film. Televizyonda denk geldi ve anneme eşlik ettim öylece kalıp. Her yıl bunca kötü film neden çekiliyor gerçekten anlamıyorum... Bir filmi film yapan hiçbir öğeye sahip olmayan, skeç/sitcom tadında hikayeleri anlatmaya hiçbir oyuncu, yapımcı karşı çıkmıyor mu...



Jojo Rabbit
İkinci Dünya Savaşı ve Naziler hakkında yapılmış filmleri genel olarak severim. Jojo Rabbit şimdiye kadar izlediklerim arasında en orijinaliydi. Ilık duygular hissettirerek, gülümseterek o günlere dair bir hikaye anlatmak kolay olmasagerek ve bu film bunu başarmıştı.



İzlediğim Diziler:
Anne with an e
2.ve 3. sezonunu izleyip bitirdiğim ve bitince ağlamaklı olduğum çok çok çok sevdiğim dizi. Mutlaka kitabını da okuyacağım.


Freud
Şans vereyim diye 3. bölümüne kadar gelebildiğim ama daha fazla dayanamadığım dizi. Baya kötü.


Alef
Blu TV'nin yeni dizisi. Türk polisiye, henüz 4 bölüm yayınlandı, mevlevilikle ilgili öğeler barındırıyor. Şimdilik severek izliyoruz bakalım.


The Kominsky Method
Kısacık bölümlerden oluşan henüz 2 sezonu yayınlanmış olan dizi. İki yaşlı arkadaşın hikayesi. Çok tatlı dizi, ajitasyonsuz dram. Alan Arkın'ı izlemek başlı başına bir zevk.


La Casa de Papel
Ahh Berlin ahh Profesör. Yayınlanır yayınlanmaz hızla tükettik, 5. sezonu bekliyoruz;)


Unorthodox
Amerika'da yaşayan aşırı uç bir Yahudi ailesinin yaşantısını, geleneklerini anlatan 4 bölümlük mini dizi. Kitap uyarlaması. Çok severek ve uç inançlar nedeniyle yok sayılan tüm kadın ve adamlara üzülerek izledik...


Pazar, Eylül 01, 2019

2019 Ağustos Ayı Kitaplar (2) ve Filmler (2), 4 de Dizi


En güzel aylardan biri Eylül geldi, en estetik mevsimlerden sonbahar. Ne mutlu.
Eylül, adeta yılbaşıdır benim için; ve biliyorum ki, çoğumuz için.
Yeni kararlar, yeni başlangıçlar alırız bu dönem. Hepsi kolaylıkla ve mutlulukla olsun.
Ve bakalım artık doyduğumuz yazı uğurlarken, ağustosta, neler okumuş, neler izlemişim.

La Casa De Papel- 3.sezon
Heyecanla beklememe rağmen, temmuzda izleme fırsatım olmadı, ağustosun ilk günlerine sarktı.
24 saat içinde izledim 8 bölümü de.
Zeka ve isyan içeren işleri seviyorum.
Bu sezonda erke karşı mücadele sadece mülkiyet, kurumlar ve devlete karşı değil; patriyarkaya da karşı. Altı çizilen bir cinsiyetçilik ve erkek egemenlik karşıtlığı var. Eh ne diyebilirim, iyice gönlüme taht kurdu.




The Handmaid's Tale- 3.sezon

İlk sezonunda hayran olmuştum bu diziye, 2017 yazıydı. Herkese bahsediyordum, herkesin izlemesini istiyordum. Sonra geçen yaz merakla beklediğim 2.sezonda temponun düştüğünü hissettim ve ilk sezonun tadını alamadım. Bu yaz 3.sezon da benzer şekilde devam ediyordu ki 10 ve 11.bölümler yeniden aşkımı tazeledi diziye karşı. 11. ve 12. bölümünü Türk asıllı kadın yönetmen Deniz Gamze Ergüven'in yönetmiş olması da ayrı bir güzellik;) 
4.sezonu merakla bekliyoruz şimdilerde!



Acayip Hikayeler
Galip Tekin'in çizgi romanlarından uyarlanan 11 bağımsız bölümden oluşan 2012 yapımı Türk dizisi. 4 bölüm izledik, hepsi beklenmedik, farklı işler. Gözlük bölümünü hiç sevmedim izlediklerimden; 1-2-3 güzeldi.



Heal
Son yıllarda şifa konusuna ilgi duyuyorum. Yogayı, meditasyonu, nefes çalışmalarını, şamanik ritüelleri hayatıma dahil ediyorum, bu konularda kitaplar okuyorum.
Hastalıkların bedenin bir mesajı olduğuna ve iyileşme gücünün içimizde olduğuna inanıyorum.
Pek çok farklı yöntemi kullanan şifacılara ve fayda görmüş hastalara yer veren bu belgeseli de severek izledim.




Behzat Ç.

2015 yazında başlamıştım Behzat Ç.'ye, üç sezonunu bitirememiştim ama hikayeyi anlamış, Behzat'ı çok sevmiştim. Yeni sezonu yayınlanıp biraz birikince hemen izledim.
0. bölüm var önce. Unutanlar ya da izlemeyenler için önceki sezonların özeti nitelliğinde. Onu izledikten sonra, 6 bölümü izledim.
Türk dizi tarihinin önemli yapımlarından olduğunu düşünüyor ve çok seviyorum.



Green Book- Yeşil Rehber
2019 Oscar ödüllerini toplayan filmi ne zamandır izlemek istiyordum. Ayın son günü izledim. Klişeler ve tahmin edilebilir "Amerikan filmi enstantaneleri" barındırsa da, insanda hoş hisler bırakan, keyifle izlenen güzel bir yol filmi. 
Başrollerde Moonlight'tan tanıdığımız Mahershala Ali ve Captain Fantastic ve pek çok önemli yapımdan yeteneğine hayran olduğumuz Viggo Mortensen rol alıyor. Ve her ikisi de çok başarılı.
Filmle ilgili en önemli bilgilerden biri de, gerçek hayattan uyarlama oluşu. Filme adını veren “Yeşil Rehber” ırkçılığın korkunç derecede hissedildiği 1960’lar ABD'sinde ülkenin (daha da faşist olan) güneyine seyahat etmek isteyen Afro-Amerikanlar için hazırlanmış bir kitapçık.



Işığın Yolu
Ağustos ayının ilk kitabı geçen yaz okumaya niyetlendiğim Işığın Yolu oldu.


Psikolog Nilüfer Devecigil kurgunun içine ruh sağlığına dair pek çok bilgiyi yedirerek bir bağlanma hikayesi anlatmış kitabında.

Özünde “İlişkilerde incinir, ilişkilerde iyileşiriz” i anlatıyor, bebeklikten itibaren ilişkilerin önemini vurgulayarak.

Hepimizin yaraları var geçmişten getirdiği ve bugünümüzü etkileyen...

Yüzleştiğimizde özgürleşiyoruz.

Ve, Mevlana’nın dediği gibi;

“Yaralarımız, ışığın içeri girdiği yerdir.”

Geçmiş ancak onu anlayıp üzerinde çalışınca özgür kılıyor bugünü ve çocuğumuz büyürken her yaşında kendi o yaşımızı bir defa daha yaşıyoruz bilinçdışı biçimde. 
Onu çocukluğumuzun zorluklarıyla en az düzeyde etkilemek için kendi çocukluğumuzla yüzleşmek öyle önemli ki anne baba olmadan önce...
Bu nedenle, ruh sağlığı çalışanlarının yanısıra, anne babalara, anne baba olmaya hazırlananlara ve kendini tanımaya, kendi geçmişine bakmaya ilgi duyan herkese öneririm.


Altını çizdiklerimi mesleki instagram hesabım @iyihissediyorum_psikolojide hikayede sabitledim. Kitap hakkında fikir vermesi açısından bakabilirsiniz.



Sumerli Ludingirra
“Sumerli Ludingirra, İstanbul Arkeoloji Müzelerinde bulunan ve Sumer, Akad, Hitit dillerinde yazılmış 74.000 çiviyazılı belge üzerinde 33 yıl çalışan, araştırmalarını bugün de sürdüren Sumerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın bir ömür verdiği çalışmalarının özüdür.”
(Arka kapaktan)
Varlığından hiç haberdar olmadığım bu kitabı canım arkadaşım Sevgi hediye etmişti geçen yaz. Ben bu yaz okuma fırsatı buldum. Mesleki kitapların arasında, tatilde çok iyi gitti.
Mezopotamya’da bundan 4000 yıl önce yaşamış olan Sumerlerin hayatı hakkında oldukça ilginç bilgiler veren kitabı gülümseyerek ve şaşırarak okudum. 
Ludingirra, Sumerli bir öğretmen ve şair, en büyük korkusu Sumerler’in unutulması. Bunun için yazıyla kayıt almaya çok önem vermiş.
23 tablet bulunmuş yazdıklarından.
Muazzez İlmiye Çığ da bu tabletlere biraz kurgu ekleyerek bize ulaştırmış.
İnsanın binlerce yıl önce de şu ankine oldukça benzer dertlerinin, düşüncelerinin ve yaşayışlarının olması hayret verici...
Benim için ufuk açıcı bir okumaydı.
En yakın zamanda Arkeoloji Müzeleri’ne giderek tabletleri görmek istiyorum.




Pazar, Nisan 07, 2019

2019 Mart Ayı Kitaplar (3) ve Filmler (4) ve Diziler

3 kitap okudum bu ay. Üçü de mesleki sayılabilir.
Çocuğunuzun Sahibi Değilsiniz
Uzun zamandır merak ettiğim kitaplardandı. Anne baba ve öğretmenler için çocuklara davranışlar konusunda bilgilendirici nitelikte bir kitap. Gündelik hayatta sıklıkla yaptığımız ve "normal" karşıladığımız davranışlarımızın aslında çocuklar üzerinde baskı ve hiçe sayma olduğundan söz ediyor Hint kökenli yazar Shefali Tsabary. Severek ve öğrenerek okudum ben.



Meşgul İnsanlar İçin Meditasyon

Osho mesafeli durduğum bir yanıyla beni iten bir yanıyla da merak etmekten geri duramadığım bir figür. Fikirlerine güvendiğim biri önerince aldım bu kitabı.
Çeşitli konuşmalarından derleme olan bu kitap oldukça akıcı ilerliyor. Ancak konuşma dili olduğundan biraz basit. Kolay okunan, içinde birtakım egzersizler barındıran bir kitap.


Şimşek Hırsızı
Ön ergenlik ve ergenlik çağındaki bireylerle çalıştığımdan, her ay bir çocuk/gençlik kitabı okumaya özen gösteriyorum. Bu ay da ortaokul öğrencileri arasında oldukça popüler olan bu serinin ilk kitabını okudum. Mitoloji ile ilgili epey bilgi içeren keyifle okunan bir kitap. Fikrim olmuş oldu; ama, seriye devam edecek kadar da sevdiğimi söyleyemem.


Bu ay izlediğim 4 film de yerli yapım.
Organize İşler Sazan Sarmalı
Vizyondayken izleme fırsatım olmamıştı, netflixe konduğundan beri izlemek istiyordum. Hakkında çok olumsuz yorum duyunca hevesim kaçmıştı epey aslında, yine de merak ediyordum bir yandan  ve izledim bir gün evde. Abartıldığı kadar kötü bulmadım ben. Müthiş değil ama eğlencelik bir film olmuş.


Türk İşi Dondurma
Bu filmi reklamını ilk gördüğümden beri merak ediyordum ve hevesle gidip izledim vizyona girer girmez. Ancak tam bir hayal kırıklığıydı. Oturmamış şiveler, oturmamış bir hikaye... Sevemedim hiç.



Sofra Sırları

Vizyondayken merak ettiğim, fırsat bulup izleyemediğim filmlerdendi. Blu tv'de görünce izledim. Başrolde iki çok başarılı (Demet Evgar, Fatih Al) oyuncu olmasına rağmen, senaryosunu beğenmediğim bir garip filmdi.


Arif V 216
Yine vizyondayken fırsat bulmadığım, vakit bulmuşken evde izlediğim filmlerden. Cem Yılmaz'ın film tarzını seviyorum. Kendine özgü o dünyasını, değer verdiği şeyleri, anlatım biçimini... 
Bu filmin de vizyondayken oldukça eleştirildiğini hatırlıyorum. Ama ben keyifle izledim ve sevdim.


Dizilere gelince:
La Casa de Papel 2. Sezon
Dizinin ikinci sezonunu da severek ve heyecanla izledik. Şimdi üçüncü sezonu bekliyoruz;)




After Life 1.Sezon

Kısacık 6 bölümden oluşan netflix dizisi. Kayıp, yas, sonrasındaki depresyon ve iyileşme seyrini ajite etmeden anlatan güzel bir yapım.


Black Mirror 2.Sezon 4.Bölüm
Black mirror'ı çok seviyoruz ama üst üste izlemiyoruz. Böyle ara ara açıp kaldığımız bölümden devam ediyoruz ve her birini film tadında izliyoruz. "Beyaz Noel" bölümünü de oldukça etkileyici bulduk.



Pazar, Mart 03, 2019

2019 Şubat Ayı Kitaplar (2) ve Filmler (5) ve Bir Sezon da Dizi

Bu ay mesleğimle ilgili kitaplar okudum.

Yetenekli Çocuğun Dramı
İsmi ile üstün/özel yetenekli çocuklarla ilgili bir kitapmış izlenimi verse de, öyle değil. “Çocuklukta kötü muameleye maruz kalma ve etkilerini anlatan bir kitap” diyebiliriz kabaca. 
‘Yetenekli çocuk' diye kastedilen, aslında iyi anne babaya sahip, iyi yetiştirilmiş, başarılı, ancak bazı temel ihtiyaçları yeterince karşılanamamış; ve bu sebeple de yaşamları boyunca bunun arayışında olan, boşluk hissindeki insanlar...
Anne babalar, evlatlar ve tabi ki ruh sağlığı uzmanları için pek çok çarpıcı söylemi var.

Uzun zamandır listemdeydi İsviçreli psikanalist Alice Miller.
Bu kitapla tanışmış oldum, Beden Asla Yalan Söylemez ile yola devam etmek istiyorum.



*Bu kitap ilk kez 1979 yılında yazılmış. O zamanlar yazar, Freud Ekolü’nün bir temsilcisiymiş. Ancak tecrübeleri ve değişen düşünce yapısıyla 1996 yılında kitabı yeniden kaleme almış. Benim okuduğum bu ikinci hali.


Zor Bir Ailede Büyümek
Çocuklukta maruz kalınan kötü muamele, bu durumun etkileri ve geçmişi onarmanın yolları üzerine nitelikli bir kaynak olduğunu uzun zamandır duyuyordum. 

Kitabın orijinal adı “Toksik Ebeveynler” ve giriş kısmında tanımı yapılıyor toksik ebeveynlerin.
Daha en başından sağlam bir okuma olacağını hissettiren cinsten kitaplardan. Altını çize çize okudum.




Filmler ise:

Hayat Güzeldir
Yıllardır bildiğim, az çok izlediğim ama hiç şöyle oturup baştan sona izlemediği bir filmdi. Evdeki film kanallarından birinde denk geldi yalnız olduğum bir akşam. Keyifle izledim hepimizin bildiği bu kült filmi.




Yeni Ahit
Epey önce listeme aldığım ve sırası henüz gelmeyen filmlerdendi. Yine yalnız olduğum bir akşam açıp izledim nihayet.
Fikir oldukça güzeldi filmde; yine de işlenişi açısından pek sürükleyici olamamış her nedense.




Good Will Hunting (Can Dostum)
Bir buçuk yıl önce izlediğim bu müthiş film karşıma çıkınca bir defa izledim.
'Gerçek ilgi, sevgi, cesaretin her şeyden güçlü bir etkisi var yaşamda'yı anlatan çok güzel film.



Awakenings (Uyanış)
Bu ay bir Robin Williams filmi daha izledim tesadüfen. Şubat sonunda katıldığım Okul ve Psikanaliz Sempozyumu'nda bahsi geçen filmlerden biriydi Uyanış ve burada da psikiyatrist rolündeydi Robin Williams. Gerçek bir yaşantıdan esinlenerek çekilen filmde yine Good Will Hunting ile benzer mesajlar veriliyor. Filmin sonunda şöyle bir konuşma geçiyor tüm mesajın özetlendiği:
"İnsan ruhunun bütün ilaçlardan güçlü olduğunu fark ettik ve asıl ruhun beslenmesi gerektiğini; işle, eğlenceyle, aileyle, dostlukla..."


Bana Bir Şeyhler Oluyor
Hayatımdakisevgiliinsan'ın 10 yıldır izletmek için çabaladığı ve bir türlü nasip olmayan Bana Bir Şeyhler Oluyor oyununu Yılmaz Erdoğan'ın youtube kanalından izledim sonunda. 
Hakikaten güçlü bir metin, çok fazla not edilesi diyalog/monolog var. Mesela biri:
"Çünkü; bilirim, geldiğinde mecburen ayağa kalktığımız insanları ne gönülden severiz ne gönülden dinleriz."




La Casa de Papel
Gündemi geriden takip eden bir çift olarak, geçen senenin popüler dizisine başladık şubatın son haftasında, ilk sezonu bitiriverdik. Kusursuz bir yapım olmasa da, oldukça sürükleyici; bizi kendine bağladı;) Severek devam ediyoruz.