evlenilecek adam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evlenilecek adam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Haziran 26, 2011

toplum baskısıyla mücadele edecek gücüm yokmuş meğersem

eskiden "kimseyi de takmadım!" tadında yaşayan biriydim (ya da öyle sanardım). sonra fark ettim ki, insanların söylediklerini, benim hakkımda düşündüklerini çok önemsiyorum, baya kafaya takıp üzülüyorum, kırılıyorum vs. anneme kızardım oysa hep... gelgör ki, dediği gibi şairin: "sonunda annem oluyordum/ babam kokuyordum sonunda"...
iş o kadar ciddi bir boyutta ki hatta; 9-3 çalıştığım ve yaz tatilimin olduğu bir işten vazgeçmemde büyük etkisi var insanların söylediklerinin...
lakin, yetti mi? hayır! toplumun beklentileri bitmiyor... şimdi de çevrem "evlenmemi" bekliyor benden. sırası/ yaşım geldiği için... arkadaşlarım evleniyor teker teker, herkes soruyor üstüne "ee sen ne zaman/ sen hep gezicek misin böyle?"... benim evlenmemin kime ne yararı dokunacaksa artık...
ben toplumsal baskı konusunda öyle bir noktadayım ki dostlar, yakınlarda işbu baskıdan ötürü -evlenecekbiadam bulup- evlenirsem şaşmayın...
ve hatta, toplumda kadın olarak var olmanın zorluklarından mütevellit, erkek bile olabilirim birgün sanırım!!! o derece yani:(

nil'den gelsin o halde:

Salı, Mart 29, 2011

içinizdeki feministi öldürmeyin


ne zaman gelip yerleştiyse içime "kadınların pekçok alanda ezildikleri/ toplumumuzda yaşamalarının daha bir çaba gerektirdiği" düşüncesi, o hiç geçmiyor. bazen hiç ortalarda gözükmüyor, sonra aniden birşey oluyor, refleksif biçimde tezahür ediyor bir anda. otomatik tepkilerle pozitif ayrımcılık yapıyorum, kadının toplumsal hayattaki mücadelesinden dem vuruyorum... eskisi kadar sağlam bir araştırmacı ve savunucu değilsem de, olayları değerlendiriş biçimime bir kez değdikten sonra, izlerinin kalıcı olduğunu fark ediyorum..

***

gel gör ki, bunun yanısıra kontrolcü bir yapım var benim. "bir işi ancak kendim yaptığımda içime siniyor" gibi can sıkıcı bir özellik. her şeyde ayrıntılarım ve düzenim var, ve hep onu arıyorum. mesela en çok kendi yaptığım yemeği yemekten keyif alıyorum vs.

***

ve şimdi ben korkuyorum.

evlendiğimde (ki, evliliğin en iyi yanı, insanın kendi düzeni olması bence) evin tüm işlerini üstlenip de kendi aldığım sorumluluktan yorulmaktan.

okuyucuya not: feminizm elbette evin işlerini müşterek yapmaktan ibaret değildir. hele büyüklerimizin bulduğu çözüm kadar basit hiç değildir:

"sen yemeği yaparsın, o da salatayı"

şahane! ne biçim de eşitlendik! (!)

Cuma, Mayıs 21, 2010

"zenginbiadam"la mı evlensem?


sabah dolmuşta, bir anda, zengin bir adamla evlenmek isteyen genç kızları mantıklı buldum; hatta onları anlamış bile olabilirim.

"aslında belki de sosyal adaletsizliğin çözümü bu olabilir" diye geçti aklımdan.

zenginler fakirlerle, fakirler zenginlerle evlenecek ve insanlık yavaş yavaş eşitlenmiş olacak!

bir anlamda, sınıflar arası geçişin sağlanması ve toplumda yalnızca "ortalama bir sınıf"ın oluşmasının yolu muydu ne!

gerçekçi değil, biliyorum.

ama; gerçek olsa, devletlerin böyle bir politikası olsa mesela, çözüme götürürdü belki.

neden herkes kendi ekonomik seviyesine uygun olanla evlensin ki? öyle olunca, uçurum giderek büyümeyecek mi?

şu an oldukça mantıklı geliyor bu düşünce. ama, belki sonradan gelmemeye başlar. bilmiyorum. tam bir süzgeçten geçirmeden, aklımda oluştuğu ilk şekliyle yazıyorum.

kaldı ki, uzun süre kafa yorup ulaştıklarımı da sonradan çürüttüğüm çoktur.

insan değişiyor vesselam!