Pazar, Mart 04, 2012

üvercinka'dan

...
aydınca düşünmeyi iyi biliyorsun eksik olma
yatakta yatmayı bildiğin kadar
sayın tanrıya kalırsa seninle yatmak günah, daha neler
boşunaymış gibi bunca uzaması saçlarının
ben böyle canlı saç görmedim ömrümde
her telinin içinde ayrı bir kalp çarpıyor
bütün kara parçaları için
afrika dahil
...

Cumartesi, Mart 03, 2012

mango reklamı


mango reklamındaki şarkıya bayıldım!

Salı, Şubat 28, 2012

ezgi ana'nın tarifleri :)

müthiş sağlıklı, doyurucu ve besleyici bir tarif benden size:

bulgurlu ıspanak salatası ve kolay kısır

ıspanaklar güzelce yıkanır, marul gibi doğranır
taze ya da kuru soğan, kırmızı biber, salatalık ve isteğe göre roka, maydanoz gibi yeşillikler küçük küçük doğranıp eklenir
isteğe göre konserve mısır eklenir (ben her şeye eklemeyi tercih ediyorum.)
haşlanmış suda bekleyip suyunu çekmiş ince bulgur eklenir
zeytinyağı, tuz ve bolca nar ekşisi ile lezzete lezzet katılır;)

sonraaa;

diyelim ki, salataya yeterli miktarda bulgur koydunuz ama yine de arttı. demek ki biraz fazla haşlamışsınız.
"ee, kalanı ne edeceğuk?" dediğinizi duyar gibiyim.
merak etmeyin, süper bir fikrim var;)
buzdolabını bir açtınız, o da ne? yarım paket acılı ezme var!
o halde bulgurla acılı ezmeyi karıştırıp, bir de nar ekşisi ve kıyılmış maydanoz ekleyin.
işte size, kolay kısır! hem de çok lezzetli.
hem de atılmaya yüz tutmuş acılı ezmeyi de değerlendirip "ev ekonomisi bilimi"ne uygun davranmış oluyorsunuz;)

afiyet olsun.


Pazartesi, Şubat 27, 2012

takip edilesi siteler

çok sevdiğim blog yazarlarıyla paylaşayım dedim:

blog'u tweeter'laştırmak-8

@ sağlıklı yaşama isteğiyle doluyum bu ara.
aylardır dönüş yapamadığım pilates sahalarını yeniden gözden geçirdim.
ve "belki de istediğim bu değildir, bir başka spora yönelmeliyim belki de??" fikrine vardım. denemeye tenis ile başlayacağım;)
araştırmalarım sonucunda, şu an için bana en uygun gelen "spor a.ş.".
velhasıl kelam, bahçelievler- bakırköy civarında tenis kursu önerilerinizi bekliyorum!

@ sporun yanı sıra, sağlıklı beslenmeye de kararlıyım.
çikolata, cips, kek, çerez gibi bilumum aburcuburu hayatımdan çıkarmak istiyorum.
yerine koyacağım bir şey yok, zira zaten sağlıklı yiyeceklerin de hastasıyım ben! benim sorunum güzelce sağlıklı yemekleri yiyip üzerine aburcuburlarla cila çekmem..

@ hatta ve hatta, sağlıklı yaşam olayını abartıp, sevgili ev arkadaşımın tavsiyesine uyarak, "yeşil çay" içmeye başladım bugün!
lakin ilk günden 2 bardak bünyemi sarstı sanırım biraz. midem bulanıyor!

@ bu arada vizyondayken izlemek istediğim filmlerin sayısı artıyor da artıyor, garip bir şekilde bir türlü sinemaya gidemiyorum bu ara..
işte o filmler:
hugo cabaret
nar
carnage
the artist
shame
drive
my week with marilyn
the help
muppets
the descendants

@ bir türlü gidemediğim yerlerden biri de, cumartesi pazarıydı (bakırköy). nihayet geçen hafta yaklaşık 3 yıldır süren totemi kırdım:)
pazara bayıldım!!! tam anlamıyla "yok yok". en yakın zamanda yeniden gidicem!

@ bir de şöyle bir yer varmış. yeni öğrendim ben.
en yakın zamanda gitmeye çalışıcam oraya da, çok güzel görünüyor!



@ bu arada, biz böyle gündüz çalışıp akşam evimize koşarken başka türlü yaşayan insanlar var hayatta:
"bir başka yaşamın mümkün olduğunu hatırlatayım" dedim;)

Pazar, Şubat 26, 2012

"bilme"ye takıntılı bu kafa, zinhar tahammülü yok boş lafa :)

insanları kategorize etmemek, herkesi olduğu gibi kabul etmek, kimseden rahatsız olmamak istiyorum. lakin, engel olamıyorum kendime...
tahammül edemediğim şeyler var hayatta...

mesela, biri bilgisizlik, kendini geliştirmeme; bir diğeri de insanların pek de bilmedikleri halde çok inandıkları temelsiz yargıları...
ne zaman biri böyle bilmeden konuşsa, sığ yorumlar yapsa, temelsiz genellemeler savursa irkiliyorum ben...

bu hafta yaşadığım birkaç örnekle mevzuyu daha anlaşılır kılmaya çalışayım:

* tutunamayanlar'dan bahsederken, kitabın adını ilk defa feysbuk'taki olric paylaşımlarıyla duyduğuna yüzde bin beş yüz emin olduğum zatın lafa karışarak
"yaa ben aldım da, modası geçsin diye bekliyorum, modayken okuyamıyorum ben, bende de bu var!"
diyerek, 40 yıllık (mecaz değil, hakikaten 40 yıl olmuş basılalı) kitaba yeni çıkıp "bestseller" olan kitap muamelesi yapması...
* yine bir filmden bahsederken, lafa karışıp ne olduğunu anlamadan
"hatırlamıyorum da, izlemişimdir herhalde!"
demesi... (insan izlediği filmleri bilmez mi?)
* elimdeki sevda sözleri'ni alıp
"aaa bu kitap çok güzel, kliplerde falan görüyorum!"
demesi bir başkasının...


yazımda da bahsettiğim gibi, kimseye not, puan vermek, kimseyi küçümsemek istemiyorum elbette.
kaldı ki, bunu yapacak mercii elbette ki değilim.
sadece istiyorum ki, en azından belli bir eğitim seviyesinde ve yaştaki insanlar bilsinler bir şeyleri...
ve dipnot: biliyorum ki, benim de cümlelerim ve bildiklerim kimilerine komik, yüzeysel, yetersiz geliyordur, gelecektir.

Pazartesi, Şubat 20, 2012

iyi haftalar ;)

Cumartesi, Şubat 18, 2012

bir şeyler bir şeyler... bıt bıt bıt..


"birisini sevmekle gelen o inanılmaz hoşgörünün gücü azaldığında, ayrıntılar bile batar insana."
diye yazıyordu kumral ada mavi tuna'da...

sanırım en zoru;
bir zaman sonra,
birlikte olabilecek kadar çok sevmeyip
ayrı olabilecek kadar da az sevmemek...

tam tatmin olamasak da, yaşanan onca güzelliğin hatırına kalmak...

Cuma, Şubat 17, 2012

dünya kedi günü


sevgili izlediğim bloglardan öğrendiğime göre, dünya kedi günüymüş bugün.
albümümün nadide parçalarını paylaşmanın zamanıdır o halde;)


bizim büyük çaresizliğimiz- seyfi teoman


film hoş.
filmin uyarlandığı barış bıçakçı'nın aynı isimli romanını da okuma isteği uyandırdı ziyadesiyle.
sözlükte yapılan bir yoruma aynen katılıyor ve sizlerle paylaşıyorum:

"iyilik dolu bir film.
hiç bir gerilim yok, çok dingin.
keyifle izletti kendisini. "


taner birsel az görünüyor ama öz görünüyor. sonlara yakın yine bir rakı sofrasında kurduğu cümleler çok etkiledi beni:

"şimdi gülüyoruz da; o zamanlar 'hata yaptım beceremedim' duygusu çok kötüydü ya...
aslında bir hata varsa o da neydi biliyor musunuz? hata, bu kadar ağır bir şeyin altından kalkabileceğini düşünmek...
yani, anneni babanı kaybetmişsin, daha çocuksun...
bakıyorsun, 'aa, yaşıyorum' diyorsun, 'demek ki kaldırabiliyorum, ayaktayım, bir işim var, çetin iyi kötü okuyor, bir felaket bekliyordum ama olmadı' diyorsun...
oysa, zamanla oluyor ne oluyorsa yahu... insan fark etmeden, sen anlamadan.
çetin şimdiki çetin oluyor mesela, ben de böyle bir murat..."