minicik haberimiz işte burada!
cumartesi günü, otistikler derneği'nin "alternatif gelişim programı" grubu olarak bizi güzel atölyesinde ağırlayan sabriye hanım için:
ve tabi, dünya engelliler günümüz kutlu olsun!
otistikler derneği'nin diğer haberleri için:
http://tvarsivi.com/player.php?y=18&z=2012-12-03%2007:13:00
http://tvarsivi.com/player.php?y=2&z=2012-12-03%2019:20:16
Böyle yaşıyor o/ Ne kimseye gösteriş olsun diye ne birisini etkilesin diye/ Nasıl da içtenlikle seviyor yaşamı ve güzellikleri...
Pazartesi, Aralık 03, 2012
Pazar, Aralık 02, 2012
boşanan kadınlara tam destek
çoğu, mesleğim gereği olmak üzere, çevremde bazı yürümeyen evlilikler görüyorum. hiçbir duygusal, cinsel ya da sevgi dolu paylaşımın kalmadığı ama yine de bitiril(e)meyen..
çoğu zaman da ilişkinin kadın tarafı oluyor hırpalanan, acı çeken. büyük kısmı şiddetin pek çok türüne maruz kalıyor bu kadınların, ama yine de boşanmıyor..
bu bana çok garip geliyor..
evet, biliyorum ki pek çok nedeni var bu kadının:
- döndüğünde ona kucak açacak anlayışa sahip bir ailesi olmayabilir
- ekonomik bağımsızlığı olmayabilir
- "boşanmış kadın"a toplumun bakış açısını kaldıramayacak olabilir
- kocanın değişeceğine inanmak istiyor olabilir
- ahhh hele ki çocuk varsa, çocukları için devam ettiriyor olabilir
vs vs..
ve fakat, ben, neden her ne olursa olsun, tahammül edemiyorum kadınların bu aşağılanmayı yaşamayı kabul etmelerine..
hayır neyi bekliyorsun, nasıl bir şeylerin daha iyiye gidebileceğine dair umut taşıyabiliyorsun! 10 yılın boşu boşuna gitmiş bu adama, daha 30 yıl yaşasan bu hayatta, niye 30 yıl aynı şeye katlanmayı tercih ediyorsun..
çocuklar mevzuuna gelirsek de, evet "boşanmış aile çocuğu olmak" kolay değildir, muhakkak onanmaz yaralar açar çocuk yüreklerinde. ancak, mutsuz aile ortamında büyümenin de ondan aşağı kalır yoktur, inanın..
ve ayrıca, herkes her şeyden önce kendisi için yaşamalı. düşünsenize, kendini mutlu etmeyen, mutsuz bir anne, ne kadar mutluluk verebilir çocuğuna?
ve ayrıca, herkes her şeyden önce kendisi için yaşamalı. düşünsenize, kendini mutlu etmeyen, mutsuz bir anne, ne kadar mutluluk verebilir çocuğuna?
yaşamını sürdürmesi için paraya ihtiyacı var elbette ama, bunu kendi kazanamaz mı her kadın?
aile desteği, toplumda kabul görmek de önemli konular elbette, ama, zaten hep diyorum ya "hepimiz yalnızız bu yolda".. sosyal destek insanı güçlü kılar ama önce insanın kendisi güçlü ve kararlı olmalı zaten..
vs vs.
"bekara karı boşamak kolaydır" diyebilirsiniz. bilmiyorum, belki de öyledir gerçekten de ama bir kadının bir birey olarak kendi değerini bunca bilmemesine dayanamıyorum işte...
ve zamanında verilmiş evlilik kararının yanlış olduğunu fark ettiğinde boşanabilen tüm kadınları takdir ediyorum naçizane!
Etiketler:
boşanmak,
kadın,
özgür kadın,
psikolojik danışman
Çarşamba, Kasım 28, 2012
Salı, Kasım 27, 2012
güzelsin istanbul-7
havalar hala gezmeye fırsat veriyorken, istanbul'u keşfetmelerimin son demlerini yaşıyorum.
bu haftadan notlar da şu şekilde:
@ laterne cafe (cihangir/ sıraselviler): çok tatlı bir cafe. mis gibi kokuyor, çünkü tatlı teyzeler ev kurabiyeleri/ poaçaları pişiriyor. dekorasyonu da çok hoş. yolunuz düşerse uğrayın mutlaka!
@ demlik (cihangir): ev yemekleri yapan aile işletmesi. oldukça sıcak bir ortam, yemekler de çok lezzetli!
@ ahmet güneştekin'in (kasımpaşa'da ofisi var, muhakkak görmüşsünüzdür önünden geçerken) istanbul modern'deki sergisini gezdim.
(http://tr.wikipedia.org/wiki/Ahmet_G%C3%BCne%C5%9Ftekin)
serginin ismi "yüzleşme".. oldukça büyük bir sergi, dolayısıyla geniş bir zaman ayırmak gerekiyor.
ve çok çok etkileyici... dinlerin, mitlerin, hikayelerin, efsanelerin, sözlü edebiyatın imgelerinden ve karakterlerinden yararlanarak savaşlar ve insanlık suçlarını konu ediniyor sergi.
teknikler çok çok özgün...
cizre'den yeni gelen arkadaşımdan henüz duyduğum "mem-u zin"i sergide görmek ayrı mutlu etti beni.
(http://tr.wikipedia.org/wiki/Cizre)
ayrıca dijital bir bölümü var serginin, türkçede olmayıp kürtçe'de olan seslerle ilgili..
velhasıl, çok özel bir sergi bence, üstelik ücretsiz!! kaçırmayın bence.
@ çok sevdiğim mephisto'yu gezdim, yorulunca "kafesine oturayım" dedim. lakin fiyatlar beni gerçekten üzdü.
çok sevdiğim bir diğer mekan olan ada kafe'den alışkınım kitap kafelerin pahalılığına ama, mephisto hani protest bir duruşu olduğunu sandığım bir yer.. bu nedenle şaşırdım açıkçası, portakal suyu 9 lira olur mu ya?!
çok sevdiğim bir diğer mekan olan ada kafe'den alışkınım kitap kafelerin pahalılığına ama, mephisto hani protest bir duruşu olduğunu sandığım bir yer.. bu nedenle şaşırdım açıkçası, portakal suyu 9 lira olur mu ya?!
neyse ki, çok sevdiğim metis ajanda gelmişti:
genelde yanımda okunacak bir şeyler taşısam da, unuttuğum zamanlar için çok kullanışlı oluyor. o nedenle, bu sene için de hemen almak istedim ama sonra durdum ve dedim ki :
"bi dakika ya, bugün benim doğum günüm, bana kesin biri alır bunu" :)
hakikaten de akşamki hediyeler arasında vardı! "hayatısevdirenanlar" diyorum başka da bir şey demiyorum ;)
Pazar, Kasım 25, 2012
27 oldum ben!
dün doğum günümdü benim!
düne kadar "vay efendim, doğum günü kutlamak da neymiş, ne önemi var böyle şeylerin" diyen bir insandım.. ve fakat dün yaşadığım sürprize bi mutlu oldum bi mutlu oldum anlatamam:)
sevdiğim, yakınım olan pek çok insanın davet edildiği bir toplaşma organize etmiş hayatımdakisevgiliinsan, cihangir'de sevdiğimiz bir mekan olan erciyes'te..
gelen, gelemeyip de mesajlarıyla, aramalarıyla yanımda olduğunu hissettiren herkes çok mutlu etti beni.
hep diyorum ya "hayat sevdiklerimizle güzel, anlamlı" diye; dün de bunu yoğun olarak hissettiğim bir gündü..
şunu düşündüm bir de:
yaşlanmaktan, yaş almaktan hiç korkmuyorum ben.
ve bunu da şuna bağlıyorum; anlamlı ve coşkulu yaşıyorum çünkü.. sevdiğim şeyleri yapıyorum.. mutluyum kısacası..
bence "yaşlanma korkusu" en çok pişmanlıklarla, yeterince dolu/ verimli yaşadığını hissedememekle ilgili çünkü..
velhasıl, umarım yeni yaşımda da yaşam sevincimi, coşkumu kaybetmem ve yakınlarımla çok güzel zamanlar geçiririm;)
(yeni türkü, sezen aksu, fikret kızılok, bülent ortaçgil gibi üretken ve büyük sanatçıların sürekli şarkılarını keşfediyorum, sürekli değişiyor favorilerim. bu ara da buna takığım, iyi dinlemeler;))
Cuma, Kasım 23, 2012
sevgili/ nasıl değiştirir dünyanın gerçeğini
"....
o zamanlar biz ne güzel çocuklardık
dünyaya aydınlık gözlerle bakardık
ve işte o zaman kırdığın bu kalp
şimdi kırıyor başka kalpleri
..."
Etiketler:
murathan mungan,
sevdiğim şarkılar,
sezen aksu
Perşembe, Kasım 22, 2012
alper canıgüz- tatlı rüyalar
bazı şeyleri ne kadar da geç keşfediyor/ tanıyor/ öğreniyor insan..
afili filintalar'la tanışmam 3 yıl önce, hayatımdakisevgiliinsan'ın onur ünlü sevdası sayesinde oldu.
dikkatimi çekti; ah muhsin ünlü, emrah serbes, murat menteş, aslı tohumcu okudum.
son olarak da, çok yakın arkadaşımın şiddetle önermesiyle, alper canıgüz okudum.
boğaziçi psikoloji mezunu canıgüz. dolayısıyla sıkı tespitler var kitapta insana dair.. ve fakat, öyle ciddi, zor bir kitap değil..
(3 kitabı var alper canıgüz'ün. ilki, tatlı rüyalar; 2000 yılında çıkmış bir kitap.. kitabı ilk görüşüm 1 yıl kadar öncesine dayanır, yani kitap basıldıktan 11 yıl sonraya...
ister istemez düşündüm:
fark edip ulaşmak -görmek/ gitmek/ okumak/ izlemek/ dinlemek- istediklerimizin yanı sıra, ne kadar sonsuz ürün var dünyada, hiç bilmediğimiz ve bilemeyeceğimiz..)
velhasıl, kitap çok çok sürükleyici, ilginç. yaratıcı ve yer yer saçma. değişik bir okuma arayanlara -naçizane- öneririm;)
Çarşamba, Kasım 21, 2012
bugün var/ yarın yokuz..
oldum bittim üzerimden atamadığım "çok şey yaşamaya çalışma çabam" ve onunla beraber gelen "hiçbir şeye yeterince yetişemediğim kaygım"ın ziyadesiyle "ölüm korkusu" ile bağlantılı olduğunu düşünüyorum...
(zira, zaman geçtikçe, ölüme yaklaşıyor insan..
bir başka deyişle:
"ölüyoruz biz farkına varmadan/ hayat yok olmakla geçiyor"..
nazım'ın da memleketimden insan manzaraları'nda sorguladığı gibi "insan öleceğini bile bile nasıl yaşar?"
insan bu dünyada geçici olduğunu bilmesine rağmen, bu gerçeği unutarak yaşıyor sanırım, yani yaşayabilmesinin yolu bu...)
velhasıl, bugün var yarınsa yok olduğumuz dünyada, öyle çabalıyoruz ki kalıcı bir şeyler bırakmaya..
lafım uzadı, kafam karıştı. en iyisi sizleri güzel şarkıyla başbaşa bırakayım ben:
Etiketler:
mfö,
nazım hikmet,
ruh hallerim,
sevdiğim şarkılar,
şiir
Cumartesi, Kasım 17, 2012
yedinci gün- ihsan oktay anar
bildiğiniz üzere işbu kitabı pek bir istemiştim ve çekilişten kazanınca pek bir mutlu olmuş, hemen okuyup bitirmek istemiştim. gel gör ki, ancak bugün, üzerinden 2 ay geçtikten sonra, bitirebildim. pek çok defa başladım, araya başka başka kitaplar girdi, konsantrasyonumun güçlü olduğu zamanları kolladım vs.
kitap gerçekten güzel. öncelikle yazarın kelimeleri kuıllanırkenki ustalığına hayran kaldım. pek sevdiğim artık kullanılmamaya yüz tutmuş eski kelimeleri çok güzel kullanıyor, hikayeye yedire yedire.
sonra yazarın ilginç, herkesçe bilinmeyen konularda bu kadar hakim olması, bir daha hayran bıraktırıyor kendine.
hikaye biraz karışık, aslında 3 bölümden oluşuyor ve tahmin edebileceğiniz üzere karakterler bu bölümlerde kesişiyor. çok fazla karakter var, anlatılanlar pek aşina olmadığımız şeyler. bu nedenle, okurken pür dikkat kesilmeye ve her oturuşta en az 30-40 sayfa okumaya özen gösterdim. yani uyumadan 5-10 sayfa okuya okuya anlaşılabilecek bir kitap değil, bana göre.
haa, bunca özenime rağmen, hala da tam anladım mı emin değilim;) yine de zihnimde hoş bir tat bıraktığını biliyorum.
haa, bunca özenime rağmen, hala da tam anladım mı emin değilim;) yine de zihnimde hoş bir tat bıraktığını biliyorum.
aslında kitabın kapağındaki tanıtım yazısı çok güzel özetlemiş kitabı:
"Çizgilerin kürelere, zamanın sonsuzluğa, sonsuzlukların da hayâllere
dönüştüğü bir hikâyedir bu. Sıradan insanların sıra dışılığı, bilinen
hikâyelerin düşlere dönüşümü, zaafların asîlleşmesi, erdemlerin ardındaki
günâhkârlık tüm içtenliğiyle akacak zihinlere. İnsan olmanın en zayıf ve en
yüce yanları, bir hikâyenin dokunuşuyla bir kez daha bilinebilir olacak. İhsan
Oktay Anar, bu yeni düşüyle sizleri bir kez daha şaşırtacak. Çizgilerde değil
kürelerde gezinecek, bilinen zamanların bilinmeyen anlarına yolculuk
edeceksiniz. Alışık olmadığınız bu dünyanın kapısından girdiğinizde âşinalık
hissedecek, sadeliğin ihtişâmına teslim olmanın rahatlığıyla kendinizi akışta
yolculuk ederken bulacaksınız."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




