Salı, Mart 19, 2013

şöyle de güzel şarkılar dinlerdik lisede..



aşk, örgütlenmektir!

mor külhani

1-şiirimiz karadır abiler
kendi kendine çalan bir davul zurna
sesini duyunca kendi kendine güreşmeye başlayan
taşınır mal helalarında kara kamunun
şeye dar pantolonlu kostak delikanlıların şiiridir
aşk örgütlenmektir bir düşünün abiler

2-şiirimiz her işi yapar abiler
valide atik'te eski şair çıkmazı'nda oturur
saçları bir sözle örülür bir sözle çözülür
kötü caddeye düşmüş bir tazenin yakın mezarlıkta
saatlerini çıkarmış yedi dala gerilmesinin şiiridir
dirim kısa ölüm uzundur cehennette herhal abiler

3-şiirimiz gül kurutur abiler
dönüşmeye başlamış beşiktaşlı kuşçu bir babanın
taşınmaz kum taşır mavnalarla karabiga'ya kaçan
gamze şeyli pek hoş benli son oğlunu
suriye hamamında sabuna boğmasının şiiridir
oğullar oğulluktan sessizce çekilmesini bilmelidir abiler

4-şiirimiz erkek emzirir abiler
ilerde kim bilir göz okullarına gitmek ister
yanık karamelalar satar aşağısı kesik kör bir çocuğun
kinleri henüz tüfek biçimini bulamamış olmakla
tabanlarına tükürerek atış yapmasının şiiridir
böylesi haftalık resimler görür ve bacaklanır abiler

5-şiirimiz mor külhanidir abiler
topağacından aparthanlarda odası bulunamaz
yarısı silinmiş bir ejderhanın düzüşüm üzre eylemde
kiralık bir kentin giriş kapılarına kara kireçle
şairlerin ümüğüne çökerken işaretlenmesinin şiiridir.
ayıptır söylemesi vakitsiz üsküdarlıyız abiler

6-şiirimiz kentten içeridir abiler
takvimler değiştirilirken bir gün yitirilir
bir kent ölümünün denizine kayar dragomanlarıyla
düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?

Pazartesi, Mart 18, 2013

hayata yetişme çabası..

alelalde bir insanım ben..
ama nasıl oluyor da şimdiden ajandamın 2 haftası ipotekli..

18 mart 2013 pazartesi- dinlenme (hafta içine alışma:))
salı: pilates
çarşamba: ana okulu işi
perşembe: pilates
cuma: otistikler derneği- film gösterimi
cumartesi: pilates+ gündüz anneye zaman ayırmaca (havaya bağlı olarak bakırköy pazarı, sinema ya da tarihi yarımada), akşam hayatımdakisevgiliinsan'la vakit geçirmece
pazar: ygs'de görev+ tarık zafer tunaya'da "tepenin ardı"


pazartesi: kemal iskender sanat tarihi semineri
salı: güzellik salonunda randevu+ pilates
çarşamba: yky demir özlü ile ilgili söyleşi
perşembe: pilates
cuma: muhtemelen sinema (olmazsa evde bi film)
cumartesi- pazar: muhtemelen şehir dışındaki bir mesleki eğitime katılmaca

....

çanakkale türküsü..

"kimimiz nişanlı kimimiz evli"...
gencecik vatansever insanlar..
yaşları bize benzer ama yaşamları bambaşka..


ruhları şad olsun..

Pazar, Mart 17, 2013

kelebeğin rüyası- yılmaz erdoğan

nihayet 4 hafta sonra bilet bulup izleyebildim filmi..
güzel film.. 
görüntüler çok güzel öncelikle; gökhan tiryaki imzasını atmış yine.. dönemi yansıtan renkler, kıyafetler, evler çok hoşuma gitti benim..
acı bi hikaye ama ajitasyon yok; ki bu çok değerli bence..
mert fırat da kıvanç tatlıtuğ da gayet iyi oynuyorlar; ve diğer herkes de.. ama belçim bilgin için aynı şeyi söyleyemeyeceğim maalesef.. ayrıca koca kadına liseli rolü de sırıtmış hakikaten..

onun dışında, filmde en çok sevdiğim şey, beni ilk gençliğime götürmesi oldu.. (bir filmi bize değiyorsa, içimizde bazı duyguları harekete geçiriyorsa severiz, bana kalırsa...)
sene 2000, ne feysbuk var ne msn ve hatta ne de cep telefonum..
14 yaşındayım, yeni yeni genç kız oluyorum, kendimi tanımaya çalışıyorum, yazarları şairleri keşfediyorum.. ablamın bir kitabı var, sık sık açıp açıp onu okuyorum.. 


bir de şiir defterim var elbette beğendiklerimi yazdığım..
seviyorum şiir okumayı.. zaman ayırıyorum şiir okumaya..
muzaffer tayyip uslu'yu da rüştü onur'u da behçet necatigil'i de o kitapta tanıdım ben..
muzaffer t. uslu ve rüştü onur'u unutmuşum bir daha karşıma çıkmadıklarından..
sonra filmi izlerken tanıdık geldi şiirler, gözümün önüne geldi şiir defterime kaydettiklerim...
ne ılık olur insanın içi böyle zamanlarda!

ne güzel zamanlardı be o zamanlar.. 
öyle şanslı hissediyorum ki kendimi, ilk gençliğimi, liseyi ve üniversiteyi dijital çağda yaşamadığım için.. 14-15 yaşlarımda şiir kitapları okuduğum için..

bir şiirle bitirmek yaraşır şimdi bu yazıyı:

öldükten sonra

diyecekler ki arkamdan

ben öldükten sonra
o, yalnız şiir yazardı
ve yağmurlu gecelerde
elleri cebinde gezerdi
yazık diyecek
hatıra defterimi okuyan
ne talihsiz adammış
imanı gevremiş parasızlıktan



bahar, aşk, arkadaşlar ve yaşamak..

mehmet y. yılmaz'ın dünkü yazısından güzel bir alıntı:

"benim kişisel bayramım da istanbul manolyalarının çiçeklerini açmasıyla başlıyor.
nisan ayına artık sadece 2 hafta kaldı; çağla, erik, yenidünya yakında tezgahlardaki yerini alacak.
ardından kiraz gelecek; çalışma değil, sevişme aylarına geldiğimizi müjdelemek için..
ve arkadaşlarla bir yeni yaz için kadeh kaldıracağız, dilimizde hep aynı tekerleme:
kaç yaz kaldı, kaç bahar?"

bu da o güzel şarkı..

Cumartesi, Mart 16, 2013

düşündüm de...

hepimizin bahçelievler, bakırköy, kadıköy, ataşehir.. vs'de sakin yaşamlarımız dışında 10-15 kişi kiraladığımız bir evimiz olmalı tünel'de..


"nasıl eve dönücem" kaygısı yaşanmamalı cuma cumartesi akşamları..
ya da mekan aramak yerine o evde toplaşılmalı mesela..

Perşembe, Mart 14, 2013

buz gibi- edip cansever

Aşk iyidir bak
Duyumunu artırır insanın
Hele don gömlek sabahları
Tıraş olacağını duyarsın
Yeni gömleğini giyeceğin gelir
Bir yeni biçim eklersin insan olacağa
Masaya, merdivene, aynalı dolaba
Derken ardından sipin işi bir kahvaltı
Amanın dersin bu ne delice gidiş
Paldır küldür açar mıydı fıstık ağacı
İspinoz düşünür müydü?
Deli olan kaşınır mıydı?
Kolların upuzun Walt Whitman'ı okumaktan
Ağzın dersen bir karış açık
Sokaklar, amanın o sokaklar
Önce bir yeşile işkilli
Evlerde büyümeler, alıp başını gitmeler olacak
Kızıp duracaksın üstüne başına konan toza
Televizyondaki işe
Usanmak, hızını eksiltmek dendi mi
Cin ifrit kesileceksin birden


Hey gidi duyumuna yandığımın dünyası
Alıp vereceğin olacak ille
Aşk maşk buz gibi yaşayacaksın.

Çarşamba, Mart 13, 2013

umut, güzel..

"n’olursa olsun aynı insanlık, aynı enerjiyle kurtaracak kendini.. 
dışlanmaya, yok etmeye, ele geçirmeye harcanan emek dönüp devinecek birlikte yaşamaya, herkesi birbirinin kardeşi gibi davranmaya.. 
devletlerin laneti bitecek geriye sadece halkların kardeşliği kalacak." 

v. özdemiroğlu