Pazartesi, Aralık 03, 2018

2018 Ekim Ayı Kitaplar (1) ve Filmler (2)

Ekim ayı Van’da başladı. 2 Ekim akşamı trenle Tebriz’e geçtik. 2 hafta İran’ı gezip Hindistan’a geçtik ve 2 hafta da orada kalıp Tayland’a geçtik.
Tüm bu yollar sırasında bir kitap okuyabildim. Öyle bir kitap ki, 3-5 kitaba bedel içeriği ile.

Siddhartha
Hermann Hesse’yi lise yıllarımda Narsizz ve Goldmund ile tanımıştım. O yaşlar için belki ağır bir okuma olsa da çok etkilendiğimi hatırlıyorum. O günden bu yana, hep başka kitaplarını da -özellikle de Siddhartha’yı- okumak istedim. Bir türlü zamanı gelmemişti. Derken, çıkacağımız seyahatte rahatlıkla taşıyabilmem için Can Yayınları’nın mini kitaplarından aldı çok yakın arkadaşlarım bana. Biri de Siddhartha’ydı. Doğu Ekspresi’nde başladım, İran’da okuma fırsatım olmadı, Hindistan’da devam ettim ve bitirdim. Bu kitabı okumak için hayatımın en uygun dönemiydi, belli ki bunca yıl zamanını beklemişti.
Muhteşemdi. Dönüp dönüp tekrar tekrar okunası başucu kitaplarından!



Filmler
Şansımı Seveyim
Hiç tarzım olmasa da, İran’da Couchsurfing ile kaldığımız ailenin evinde izledik bir akşam. Ali Kundilli’yi vine döneninden tanıyordum ve komik buluyordum çok küfürlü olsa da. Film de eğlenceliydi, keyifle izledik. Çerezlik filmlerden.

Uncle
Bu filmi Hindistan’da Auroville’de kaldığımız hostelde hep beraber yemek pişirip yediğimiz film akşamında izledik. Guy Ritchie severim. Güzel akan, tempolu bir filmdi. Filmin sonunda İstanbul geçmesi ayrı bir güzellik oldu ;)


Cumartesi, Aralık 01, 2018

2018 Eylül Ayı Kitaplar (2) ve Filmler (2)

Eylül ayı, ilk Pazartesi ile yaz tatilinin bitişi demek benim için. Fakat, bu yıl, öncekilerden farklı olarak 15’inde izne ayrılacağımı bilerek başladım ve keyifle geçirdim iki haftamı. Bir yandan da hayatımdakisevgiliinsan ile çıkacağımız seyahatin hazırlıklarını yapıyordum. İşten ayrılınca bir hafta boyunca gündüz tamamen ev, valiz toplama; akşamları da dostlar ile veda görüşmeleri ile geçti.
Sonra İzmir’e ailelerle vedalaşmaya gittik. İzmir’den Ankara’ya geçip oradaki dostlarla vedalaştık ve Doğu Ekspresi’ne binerek Kars’a gittik. Kars, Ağrı ve Van’ı gezdik.
Tüm bu yoğunlukta okuduklarım ve izlediklerim:

İnsanları Sevmelisin
“İnsanlara karşı işlenmiş bütün suçlarda kişiler:
-Elden ne gelir ki.
-O şartlarda başka bir şey yapamazdım ki.
-Savaş bu.
-Öldürmesem ölecektim.
-Ben gerekeni yaptım.
diye kendilerini aldatıyorlar. 
Aslında sevmemiz gereken insanları öldürüyoruz.
Bu acı yaşantılara bizleri sürükleyen yöneticiler ise:
-Toplum adına, toplumun daha mutlu günleri adına
diyorlar ve bu ALDATILIŞ yüzyıllardır sürüp gidiyor. Yazar, insanların kıyasıya öldürülmesini, faşizmi, savaş kışkırtıcılarını, ırk ayrımını, silah satıcılarını, usta kalemiyle ve yüreklilikle yerer bu yapıtında.”
diye tanıtılıyor kitap arka kapağında.
Kitabı şiddetle önerip okumamı sağlayan arkadaşıma teşekkürü borç bilirim beni bu güzellikle tanıştırdığı için. (Ki kendisi beni Pardayanlar ile tanıştıran kişidir;))
1940’larda, savaşın ortasında, Dresden’den Prag’a, Viyana’ya, İsviçre’ye ve Paris’e uzanan hikaye. Steiner, Kern ve Ruth’un hikayesi. Klasikler tadında. İnsanın hiç değişmediğini, yüzyıllardır aynı dertlerden muzdarip olduğunu gözler önüne seren bir eser.

Naçizane tavsiye olunur efendim.



Sakız Sardunya
Bu ayın çocuk kitabıydı. Kendimizi olduğumuz gibi kabul etmeyi ve iyiliği işleyen bir kitap. Didaktik kitapları sevmiyorum sanırım...



Filmler:
Juno
Değişik ve eğlenceli bir film. Ergen hamileliğini ve yaşama dair pek çok şeyi farklı bir biçimde anlatmış. Film boyunca elbette, “Bizde olsa evlenmeden hamile kalan bir genç kız nasıl dışlanırdı” yı ve kültür farkını düşündüm...

Never Let Me Go
Kitap uyarlaması olan film son derece orijinal bir fikir temeline oturtulmuştu.
Senaryoda açığa kavuşturulmayan noktalar olsa da, ilginçliği için bile izlenmeye değer bir film.

Cuma, Kasım 30, 2018

Vatan...


Türkçe ders kitabımızdaki bu hüzünlü pasajı okuduğumda 11-12 yaşlarındaydım sanırım. Küçücüktüm; ama, dokunmuştu bir yerlerime.
Bali’deki ilk günümüzde, uzun zamandır ülkesinden ayrı bir Türk ile karşılaşıp 3 saat aralıksız sohbet edince, içindeki anadilinde anlatma ihtiyacını sevecenlikle karşıladım. Ve hafızam Refik Halit Karay’ın müthiş hikayesini çağırıp getirdi 20 sene öncesinden o ana...
İki aydır yurtdışındayım. Harika geçiyor seyahatim; ve bir yandan da Türkiye’yi özlemediğim gün yok!
Türkiye’den en uzun ayrı kalışım 5 aydı. İlk yurtdışına çıkışımdı, 19 yaşındaydım, Erasmus öğrencisi olarak Bremen’deydim. Hayatımın en özgür, en eğlenceli, en öğretici dönemiydi; ve bir yandan da Türkiye’yi özlemediğim gün yoktu!
Bugün o sohbet esnasında tekrar anladım; görülmeyen sapasağlam bağlarla bağlıyım ben doğduğum topraklara.
“Türklüğe övgü”, “En güzel kültür bizim kültür” vs değil bu. Ama “vatan” diye bir gerçeklik var. Ve vatan topraklarından uzakta olmak, bir yanıyla eksik hissettiriyor bana hep... Tüm keşfetme ve özgürlük sevdamın yanısıra, aidiyet ihtiyacım çok büyük. Alışkanlıklarıma bağlıyım, aşinalığın konforunu seviyorum.

Allah kimseyi yuvasız, vatansız, aidiyetsiz bırakmasın🙏🏻


Kuala Lumpur-Malezya

24.11.2018

Geceyi Phuket havaalanında geçirdikten sonra, sabah 1.5 saatlik uçuş ile KualaLumpur’a indik. Pasaport işlemlerinden sonra, Bali’ye uçuşumuza kadar, şehir merkezine gidip biraz dolaşmak için vaktimiz vardı. Tayland’da artan bahtları dün Phuket havaalanında dolara çevirmiştik, 24 dolarımız vardı, onu bugün burda harcamak için MRY’ye çevirdik.Yönlendirmenin inanılmaz yetersiz olduğu devasa havaalanından çıkabilmek için epey uğraştık.Burada saat Tayland’dan 1 saat (yani Türkiye’den 5 saat) önde. Bunun da etkisiyle bir saat daha zaman kaybetmiş gibi olduk.Neyse ki, sonunda çıkışı bulabildik ve merkeze giden özel otobüslere bindik (kişi başı 3USD).1.5 saat sonra merkezdeydik. Burada görülmeye değer yerlerde ilk sırayı BatuCaves ve Petronas alıyor. Bir de parkları, botanikbahçeleri var (kuş, orkide, kelebek bahçeleri vb.). Biz üçüne de gitmedik. Çünkü ulaşıma para ayıramayacaktık, yürüyerek görülebilecek yerleri tercih ettik. Öncesinde büyük sırt çantalarımızı emanete bırakmamız gerekti. Sentral’daki son derece teknolojik biçimde tasarlanmış kutulara bıraktık (5USD, iki çantamız da sığdı bir dolaba). Karşındaki KL Sentral alışveriş merkezinde bir şeyler yedik, dinlendik, süpermarketi gezip değişik meyve, sebze, ürünleri inceledik, yerel halkı gözlemledik. Tayland’dan sonra burası bize çok gelişmiş, dünyaya açık ve zengin geldi.Malezya’da Malay, Çin ve Hindu’lar beraber yaşıyor. Üç din, üç kültür bir arada. Sokakta konuştuğumuz herkes gayet iyi İngilizce konuşuyordu. Tayland’dan sonra bu bize çok çok iyi geldi.Little India Brickfield denilen Hint Mahallesi’ne yürüdük sonra. Burası gerçekten de Hindistan prototipiydi. Çok özlemişiz, keyifle gezdik orada. Gökdelenlerin yanında Hintlilerin o renkli, kendilerine özgü dünyaları belirgin bir kontrast oluşturuyordu. VivekanandaAşram’ını görmek de ayrı bir mutluluktu.Benzer şekilde Çinmahalleleri de var.Bizim için Malezya, aktarma uçuşunun arasına sıkıltırılmış minicik bir gözlem turu gibi oldu. Ama, gerek doğal güzellikleri gerek görülecek yerleri ile severek gezikecek bir ülke olduğu izlenimi verdi bize. Bakalım, belki başka zaman 😉


Salı, Kasım 27, 2018

Tayland Günlüğü

23.11.2018
25 günlük #Tayland maceramız bu sabah bitti. 
Tayland’da Bangkok, Chiang Mai, Ko Lanta, PhiPhi ve Phuket’i gezdik. Farklı ülkeler görmek gibiydi, her biri birbirinden oldukça farklı şehirler çünkü. 
#Bangkok, metrosu, trafiği, kalabalığı, avm leri ile tipik bir büyük  şehir. Burası, hayatımızın ilk tapınak ziyaretini gerçekleştirdiğimiz şehir olmasıyla ve can arkadaşlarımızla buluşmamız ile özel bizim için.
#ChiangMai şelale, mağara, orman, doğa yönünden acayip zengin. Burada, hayatımızda ilk defa  motorsikletle uzun yollar yaptık ve fillere bakım vererek bir gün geçirdik.
Gördüğümüz 3 adadan ilki #KoLanta, muhteşem doğası, plajları ve sakinliği ile Tayland’daki favori şehrimiz oldu. Buradaki en güzel anımız, tekne turunda balıklarla yüzmek ve ilk defa bir mağarayı yüzerek geçmek oldu. 
#PhiPhi, turistik, kalabalık ve biraz pahalı. Parti, eğlence sevenlerin adresi daha çok. Küçük bir ada ve etrafı muhteşem turkuaz plajlarla çevrili. Buradaki unutulmaz anımız ise kano ile maymun plajına gitmekti.
#Phuket, çok büyük; ada değil de şehir gibi. Burada bizi en çok etkileyen anlarımız maymun tepesinde gördüğümüz yüzlerce maymun ve Loi Krathong festivaliydi.

Bugün Kuala Lumpur (Malezya) aktarması ile Endonezya’ya geçiyoruz. Yeni güzelliklere hazırız💛

Loi Krathong Festivali

22 Kasım gecesi Loi Krathong festivaliydi. #Hindistan’da festivallere denk gelememiştik, neyse ki burada denk geldik. #Hinduizm, #Budizm ve #Şintoizm etkisiyle #GüneyAsya ve #UzakDoğu kültürlerinde çok fazla mit, gelenek ve festival var. Hepsi de oldukça renkli ve eğlenceli. 
Loi Krathong’da muz ağacı gövdesinden kesilen silindir kesitlere muz ağacı yaprağı sarılarak zemin oluşturuluyor. Bu zemin yaprak ve çiçeklerle süsleniyor. (Plastikten yapayları da var) Krathong dedikleri bu şeyleri suya bırakıyorlar dilek dileyerek. Kendi takvimlerine göre 12.ayın dolunayında kutlanıyor her sene. 
Dün akşam biz de bu ritüellere tanıklık etmek üzere hostelden festival alanına yürüdük. Acayip bir kalabalık akıyordu festival alanına, ailecek motorsikletlere doluşmuş gidiyordu tüm halk. Festival alanında durmaksızın Krathong yapılıyor ve satılıyordu. Ayrıca kocaman bir #nightmarket kurulmuştu, ortada yine bir sahne vardı.
Biz, ritüellerini izlerken, bir aile bize de krathong verdi.
Biz de dileklerimizi dileyip suya bırakarak eşlik ettik bu ritüele💐


Pazar, Kasım 25, 2018

Tayland, Phuket Adası

PhiPhi adalarından ve iki gece konakladığımız #rehabhostel den ayrıldık bugün. 
2.5 saatlik bir deniz yolculuğu ile Phuket’e ulaştık.
Tekneden inince şehir merkezindeki hostelimize bileti teknede satılan özel servislerle ulaştık.

(Tekne 10USD, servis 3USD)



MONKEY HILL-PHUKET TOWN
Phuket’te şehir merkezinde yapılacak keyifli etkinliklerden biri, maymun tepesine çıkmak.
Biz de bugün, kahvaltıdan sonra, hostelde tanıştığımız Alman arkadaşımızla #monkeyhill e çıktık. Hostelden yarım saat yürüme mesafesindeydi. Yokuş olduğu için ve hava çok sıcak olduğundan çıkış epey zorluydu.
Tepenin zirvesine yaklaşırken, maymunlar görülmeye başladı. #Jungle larından çıkmış asfalt yolda oturuyorlardı. Kimi bir diğerinin bitlerini ayıklıyor, kimi uyukluyor, kimi oyun oynuyor, kimi bebeğini emziriyor, kimi adeta arkadaşıyla sohbet ediyordu. 
Davranışlarını izlemek, becerikli hareketlerini gözlemlemek gerçekten çok keyifli.
Saldırgan ve tehlikeliler mi? Aslında hayır; ama, elbette tehdit algılarlarsa, mesela kamera ile gözüne kadar girerseniz, dokunmaya kalkarsanız, kendilerini koruma güdüsüyle diş gösteriyor ya da elleriyle vuruyorlar.
Burada en önemli unsur, bizim nasıl davrandığımız. #PhiPhi’deki #monkeybeach’te de aynı uyarılar vardı. Kesinlikle beslememek ve yiyecek göstermemek gerekiyor. Aksi durumda saldırganlaşabiliyorlarmış ve tabi ki her gün ziyaret eden onlarca turist beslerse zamanla avlanma, yiyecek bulma yeteneklerini kaybedebilirlermiş.
Kısacası, dikkati üzerinize çekecek biçimde davranmazsanız ve belli bir mesafede durursanız herhangi bir sorun oluşmayacaktır.

PHUKET CITY OLD TOWN
Phuket’te plajlar kısmında değil de doğu kıyısında, şehir merkezindeyseniz, gezebileceğiniz yerler Old Town ve Thalang Road.
Burada renkli, eski binalar, zevkli döşenmiş kafeler, hediyelik eşya dükkanları var.
Bu akşam bir festival var, Loi Krathong. Her yerde ona hazırlık var. Muz ağacı yaprakları ve çiçeklerle yaptıkları süsleri sulara bırakacaklar gecenin ilerleyen saatlerinde.
LoiKrathong festivali, Thai Takvimi’ne göre 12. ayın dolunayında kutlanıyor🌕 Festivalin anlamı, Budizm‘deki ‘sorunlarını bırak ve özgür ol‘ anlayışı ile bağlantılı. Bir nevi arınma töreni gibi; Krathong’ları dualar eşiliğinde suya bırakınca dertlerinin de akıp gideceğine inanıyorlarmış.

PhiPhi Adaları Geceleri

Adada gece hayatı çok çok çok hareketli. Çılgın partiler, yüksek doz alkol (soft uyarıcılar da rahatlıkla temin edilebiliyor), ateş dansı, havuz partileri, elektronik müzik, barlarda canlı müzik vs. Dünyanın her yerinden gelmiş gençler kaynaşıp, çok eğleniyor. İlgilisine, thaibox gösterileri var akşamları. Eğlence anlayışı bu şekilde olanlar, gece hayatını sevenler için biçilmiş kaftanmış gerçekten de Phiphi. Bizim gibi, “bunlar bana uymuyor” diyenler, sakinlik isteyenler de; içkisini, yiyeceğini alıp kumsala yayılıp mehtabı seyrederek huzurlu bir akşam geçirebilir. Ayrıca hem deniz kenarında hem çarşı içinde çok hoş, sakin mekanlar, restoranlar da mevcut. Oralarda da gayet keyifli vakit geçirilebiliyor. Fiyatlar diğer şehirlere göre bir tık yukarıda ama bizdeki turistik yerler gibi fahiş değil. 
Küçücük adada, yüzlerce turist var ama sıkış sıkış değil; isteyen istediği gibi etkinliği rahatlıkla buluyor.

Phiphi’de de Müslüman halk çoğunlukta ve farklı yaşam biçimlerindeki kimse kimseden rahatsızlık duymuyor, herkes birbirini gayet güzel kabul ediyor. Gelen turist de memnun yerli halk da. Turizm işini gerçekten iyi kotarıyorlar.


Cuma, Kasım 23, 2018

Tayland, PhiPhi Adaları

I.Gün
Bu sabah çok erken saatte düştük yola. Hostelimizin aracı olduğu şirket 7.20’de gelip aldı bizi ve Krabi’den gelirken indiğimiz Lantas limana götürdü. Oradan gemiye bindik ve yaklaşık 1.5 saat süren deniz yolculuğu sonunda PhiPhi adasına ulaştık. (Toplam yol maliyeti kişi başı 300Baht (9USD)). Gemimiz daha adaya yaklaşırken, nasıl muhteşem bir yere vardığımızı anladık! KoLanta da adaydı evet; ama, oldukça büyüktü ve gün içinde adada olduğumuzu hissetmiyorduk, sanki bir sahil kasabasında gibiydik. 
Ama burası, gerçekten denizin ortasında, şehirden çok uzak, küçücük bir yerleşim yeriydi. 🏝Palmiyeler, yemyeşil ağaçlar ve 4 yan turkuaz deniz ile olağanüstü güzellikteydi🌳🌴💦
Gemiden inince, yetkililer adaya giriş için 20baht (0,5USD) ücret alıyor, çevre vergisiymiş. Hükümet ekosistemi koruma konusunda ve turizmin doğayı bozmaması için önlemler alıyormuş. Bu da onlardan biriymiş, adaya gelenler adaya katkıda bulunsun mantığında bir uygulama.
Limandan hostelimize yürüdük. Zaten yürüme ve tekne dışında ulaşım aracı yok adada; marketlere mallar el arabaları ile taşınıyor. 
Hostelimize eşyalarımızı bırakıp 2dk yürüme mesafesindeki plaja attık kendimizi. Saat sabahın 10’uydu ve su muhteşemdi. Çıkınca ağaç gölgelerinde dinlendik. Ve o sıra çok ilginç bir olaya tanık olduk. Aradan hepi topu 2 saat geçmişti, ve, deniz bu süre zarfında öyle çekilmiş, öyle alçalmıştı ki; şaşırıp kaldık. Az önce yüzdüğümüz yer tamamen kum olmuştu ve yengeçler yuvalarından çıkıp orada cirit atmaya başlamıştı 🦀 Gelgit olayını ilk defa böyle bariz görmüş olduk.
Burada deniz alçalınca, diğer plajları keşfedelim diye, Long Beach’e kadar yürüdük, yolda canımızın çektiği yerde yüzdük.
Bunca turiste rağmen, hiç bozulmamış şahane bir doğa ve plajlar var burada. Ve biz ilk görüşte aşık olduk buraya 💙




II.Gün
Bugün adanın koylarından biri olan Maymun Plajı’na gittik. Buraya ulaşım yalnızca deniz yolu ile sağlanabiliyor.
Tam günlük ya da yarım günlük tekne turları  genelde burayı da içeriyor.
(Turlarda #TheBeach filminin çekildiği #mayabeach de var; ama sadece uzaktan bakılabiliyormuş. Çünkü, burası çok meşhur olduğundan turist akını nedeniyle ekolojik sorun olmasın diye hükümet girişi yasaklamış şu an.)
Biz tekne turu yerine #kayak dedikleri #kano lardan kiralayarak ulaşmayı tercih ettik #monkeybeach e. Yarım saate yakın kürek çektikten sonra ulaştığımızda 3.görseldeki gibi sakindi koy. Maymun da yoktu ortada. Sonra insanlar geldikçe ortaya çıktılar 🐵. Muz görüp koştular, kanolardaki kokteyllerin içindeki limonları yediler, çantaların içine bakmak istediler 😄🐒
Oldukça ilginç bir deneyimdi 🙊🙈🙉

Çarşamba, Kasım 21, 2018

Tayland, Krabi, Ko Lanta

II.Gün
Lanta, sahilleri ile meşhur adalardan biri. Bugün motorsikletle adayı geziyoruz (kaldığımız hosteldeki motorları ücretsiz kullanabiliyoruz), sahillerde durup yüzüyoruz. 
Burada scuba diving ve pek çok su sporu etkinliği de var, ilgileniyorsanız🏊🏻‍♀️🏄🏻‍♀️🏄🏻‍♂️🏊🏻‍♂️
KoLanta’dan diğer adalara da turlar var. Sabah erken kalkıyor ve tüm gün teknede geçiyor. Yarın öyle yapmayı planlıyoruz.



III.Gün
Lanta adasında üçüncü günümüz. Burayı çok sevdik. 4 yanı mis gibi plajlarla çevrili ve oldukça fazla turist alan bir bölge.🏝Ve bununla birlikte, hani turistik yerler bozulur ya, esnafın gözü açılır, her şey pahalıdır, sıkış tepiştir, doğa katledilmeye başlanır vs, burası hiç öyle değil. Her bütçeye göre mekan var ve her biri doğa ile o kadar uyumlu, o kadar zevkli dekore edilmiş ki inanamazsınız. Biz gecelik 13 USD’ye iki kişilik bir odada kalıyoruz doğanın içinde, bu fiyata bir de motorsikletimiz de var 🛵 (ilk gün oda değil #bungalow da kaldık 9 USD’ye, çok sempatik bir fikir olsa da epey rahatsız olunca odaya geçtik.) Bizimkinden daha uygun yerler bile var. Bir yandan da tatil köyü gibi oldukça lüks oteller de var. Cebinize göre tercih yapabilirsiniz.
Plajlarda mekanlar var ama “beachclub” değil hiçbiri. Sahiller herkesin. #KlongKhong, #Kantiang, #KhlongJark, #Bamboo koylarına gittik biz. Hepsi sakin, doğal ve çok güzel.
#Günbatımları muazzam burada. Uzun uzun yavaş yavaş, adeta insanı yaşamaya bağlayan bir seyir sunuyor. Günbatımını izlemek için çok güzel noktalar var. Oralarda restoranlar var muhteşem manzaralı ve mesela 2-3 USD’a gayet güzel yemekler yiyebiliyoruz. Mekana oturmadan ve kimseyi rahatsız etmeden de yere oturup izlenebiliyor, mekanlar parsellememiş yani.
Burası ile ilgili bizi şaşırtan bir şey nüfusun Müslüman ağırlıklı olması. Yerli halkın büyük kısmı Müslüman ve restoranların çoğunu onlar işletiyor. Domuz eti konusunda hassas olanlar burada çok rahat edebilir yemek konusunda👌🏻
Burada görülecek yerler arasında #Nationalpark, #şelale, #mağara ve geceleri özellikle de #halfmoon ve #dolunay larda #ormanpartileri var. Bir de olmazsa olmazı #tekneturları. Biz yarın için “4 ada tekne turu” aldık kaldığımız hostelden. Erkenden yollara düşeceğiz ve gün boyu masmavi sularda olacağız.💙



IV.Gün
Bugün sabah 8:30’da servisimiz  için hazırdık. Turun ayarladığı araç hostelleri dolaşa dolaşa müşterileri alıp yarım saat mesafedeki oldtown limanına götürüyor. Oradan tekneye biniliyor. İlk ada #KohChuek ve sonraki ada #KoMook’ta rengarenk balıklarla ve denizin dibindeki  muhteşem manzarayı seyrederek yüzdük. Bizim için bir ilkti ve inanılmaz güzel bir deneyimdi. Üçüncü ada #KoMaa’da ise bir başka olağanüstü deneyim bizi bekliyordu. Yaklaşık 100 metrelik #MorakotCave (#Emerald) adındaki  mağaranın içinden yüzdük. Kapkaranlık mağarayı kaptanımızın kafasındaki fener aydınlatıyordu sadece. Çok güzeldi. Ve mağaradan  çıktıktan sonra bizi karşılayan manzara müthişti! Adeta #MaviGöl filminden bir kare gibiydi! Büyülendik... Son adamız #KoNgai’ydi, buraya varır varmaz yemek servisi yapıldı. Ve 1 saat serbest zamanımız vardı adayı gezebilir ya da yüzebilirdik. Burası, pek çok plajın yanısıra, kalacak yer ve restoranların da olduğu büyük ve çok güzel bir adaydı. 
Sonra 1.5 saat deniz yolu ile #oldtown daki limana döndük ve yine servislerle hostellerimize bırakıldık. Deniz tatillerimizin vazgeçilmezi tekne turudur; Ege koylarında yapmayı pek severiz. Buradaki de çok keyifli oldu. Tur şirketi Riviera’ydı ve long tail olanı seçmiştik. Gayet güzel bir seçimmiş, her şeyden memnun kaldık. 22 USD’ydi ücret ve su, öğle yemeği,  meşrubat, 3 defa meyve servisi, şnorkel dahildi. #KoLanta’ya geleceklere bu deneyimi tavsiye ederiz.