çocuk kitapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk kitapları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Mart 08, 2020

2020 Şubat Ayı Kitaplar (2) ve Filmler (3), 1 de Dizi

Yine jet hızıyla geçen bir ayın kapanış yazısı şöyle kısa kısa notlar şeklinde olsun:)
"Hiç yazamamaktan iyidir"diyelim:)

Bir Şeftali Bin Şeftali
Bu ayın çocuk kitabı son derece acıklı bir hikaye olan Samed Behrengi kitabı oldu. 



Doğmamış Çocuğun Gizli Yaşamı
Anneliğe hazırlık okumalarımda bu ay okuduğum kitap yine son derece öğreticiydi. Anne adaylarına ısrarla tavsiye ederim.



Şanslı Per
Akıcı ve kaliteli bir netflix yapımı. Dönem filmlerini ve kuzey Avrupa'yı sevenler için özellikle tavsiye.


Sen Benim Her Şeyimsin
Evde ailelerimiz olunca onların zevk alabileceği Türk filmleri izliyoruz. Akan, hoş bir yapımdı.


Bizim İçin Şampiyon
Yine ailelerimiz bizdeyken izlediğimiz filmlerden. Yakın tarihimizdeki bu hatırayı öğrenmek güzel oldu.


You
1.sezonu heyecanla izledim. Beni pek çok defa şaşırttı. Tespitler zekice. Sevdim.


Pazar, Aralık 29, 2019

2019 Aralık Ayı Kitaplar (3) ve Filmler (5), 1 de Dizi

Aralık ayı koşarak geçti resmen, gerçekten hiç anlamadım nasıl sonuna geldiğimizi. Sadece ayın değil, koca bir yılın da sonuna gelmiş olduk böylelikle:)
Bu ay nasıl geçmiş diye bakacak olursak, yine açık öğretim sınavlarım vardı:) Bu defa Anadolu Üniversitesi'nde son bir dönemi kalan Sosyal Hizmetler bölümünün vizeleri. Bir haftam ona çalışıp, hafta sonu sınavlara girerek geçti.
Ablam geldi 5 günlüğüne, onunla güzel vakit geçirdik.

Bu ay izlediğim neler okumuş neler izlemişim bakacak olursak...
Önce filmler:

Marriage Story
Son derece gerçekçi ve adeta tiyatro oyununu andıran doğallıkta bir filmdi. Çift terapisti bakışı ile izledim büyük oranda. 'Kişiler nasıl birbirine çekiliyor ve sonra ne oluyor da birbirleri için çekilmez oluyorlar' meselesini özellikle de Adam Driver'ın şahane oyunculuğuyla seyirciye aktaran güzel bir filmdi.


Bozkır
Geçen ayki Parasite vakasını yaşadık yine:) Altın Portakal'da ödüllerin büyük kısmına layık görülen Ali Özel'in ilk filmini izlediğimi sanarak oturdum ekran başına. Zamanla anladık ki Özcan, Mehmet Tanrısever'e ait Bozkır- Kuşlara Bak Kuşlara filmini açmış:) Başlarda gayet güzel giden film, ortalardan sonra tıkanmaya ve gitmemeye başladı... Bir dahaki ay gerçek Bozkır'ı izlemek kısmet olur umarım:)



Silsile
2014 yapımı Silsile filmi Netflix'teki Türk filmleri arasında bir süredir ilgimi çekiyordu. Bir akşam ablamla izledik. Tek bir gecede geçen olaylar örgüsünden oluşan film oldukça gerilimli, heyecanlı ve bence çok başarılıydı.



Parazit
Bu ay çarşamba sinema günlerimi aksattım. 
Çünkü vizyonda ilgimi çeken pek film yoktu.

İlgimi çeken filmler Başka Sinema’da ve bana yakın salon da maalesef yok.
Ablam buradayken bir gün İstiklal’e gidince, programımıza sinema da ekledik. Bu sayede, 1 Kasım’dan bu yana görmeyi çok istediğim Parazit’i izleyebildim.
Beklediğime değdi, çok başarılı bir film hakikaten. 2 saat 15 dk, arasız, pür dikkat izledim.




Capernaum/Kefernahum
Yine bir akşam ablamla evde izledik ne zamandır listemde olan bu filmi. Nadine Labaki'nin yönetmenliğini yaptığı bu Lübnan filmi kurmacadan çok belgesel edasındaydı. Ağır bir dramın içindeki çocukların ve insanların yaşamına tanıklık ettiğimiz filmi neredeyse tamamen götüren çocuk oyuncu Zain Al Rafaea'nın başarısı takdire şayan!



Bu ay izlediğim dizi ise, 3 bölümden oluşan Three Days of Christmas.
Her bir bölümünde aynı ailenin 3 farklı dönemindeki Noel gününü anlatıyor dizi. Anlatılan şey ilişkiler, ailelerdeki sırlar vs. olunca istemeden de olsa mesleki kimliğimin gözüyle izlerken buluyorum kendimi:) 
Aile kavramı, çoğu zaman karmaşık, kaotik; kimi zaman boğucu, engelleyici, örseleyici... "Kutsal Aile" zaten bir mit, bunu artık hepimiz biliyoruz sanırım...
Özellikle evden ayrıldıktan sonra aile evlerindeki toplaşmalar, aile üyelerini özlemle birbirine kavuştururken bir yanıyla da gerginlik verici ve eski travmaları hatırlatıcı niteliğe sahip olabiliyor...
Her şeye rağmen güven duygusunun ilk tesis edildiği, yaşamımızın ilk ve en önemli ilişkilerine sahip yer aile; görüşmesek bile, derinden bağlı olduğumuz kökleri bize veren yapı... 
Dilerim şeffaf, sevgi ve şefkat dolu olsun herkesin ailesi.



Kitaplara gelince:
Öfke Dansı

4-5 yıl önce Çift ve Aile Terapisi eğitimindeyken çok değerli Nevin Dölek Hocam önermişti.

Her nedense yıllardır okunma sırası gelmemişti.
Çift ve Aile Terapisi eğitimi alırken okumak uygun bir eşzamanlılık olurmuş sahiden de.
Ama işte her kitabın bir vakti var ve ancak zamanı gelince okutuyor kendini.
9 bölümden oluşuyor kitap ve -özellikle de kadınların- aile ilişkilerinde, iş yerlerinde ya da diğer önemli ilişkilerinde yaşadıkları sınır ve öfke sorunlarını, nedenlerini anlatıyor ve uygulanabilir kalıcı çözüm yolları sunuyor.


Hem alanda çalışan profesyoneller için hem kendini tanımaya ilgi duyan alan dışı kişiler için anlaşılır, pratik ve önemli bir kaynak olduğunu düşünüyorum.

Kendi okuma listeme de serinin diğer kitapları Kandırma Dansı ile Dans Eden Benlikler’i ekliyorum.




Gizli Bahçe
Bu ayın çocuk kitabı Gizli Bahçe, tıpkı arka kapak yazısındaki şu sözler gibi tatlı hislerle bırakıyor okuyanı:

“Zenginliğin biraz da dünyayı, doğan güneşi tüm güzellikleriyle görebilmek olduğunu anlatan bu kitap;

Yaşam sevincinin biraz zorlanılsa da etrafa yayılabileceğini bir çocuğun yaşantısını anlatarak gösteriyor.
Yaşamınız gizlediğiniz bir bahçe olmasın; bahçenizi başkaları ile paylaşın;)”



Nazar
Yılın son kitabı Nazar, Ortaçağ Avrupası'nda kilise, engizisyon, kadın ve cadı avı konusunda oldukça akıcı ve kendine özgü bir roman. Çok severek okudum ben, zulüm gören tüm kadınlara adanan bu kitabı.


Pazartesi, Aralık 31, 2018

2018 Aralık Kitaplar (2) ve Filmler (1) ve 1 Bölüm de Dizi

Aralık ayı Endonezya’da Bali’de başladı, Malezya-Kuala Lumpur ve Singapur’un ardından Filipinler ve Japonya-Tokyo ile devam etti. 5 ülkede geçen bu bol uçuşlu, bol hareketli ayda 2 e-kitap okudum. Bir film bir bölüm de dizi izledim.

Kitaplar:                 
Onca Yoksulluk Varken
Emile Ajar’ın ödüllü romanı Onca Yoksulluk Varken, hayat kadınlarının gayrı meşru çocuklarının bakıldığı bir evde büyüyen bir çocuk olan Momo’nun gözünden anlatılan oldukça etkileyici bir roman.


Moby Dick
Yılın son kitabı bir çocuk kitabı oldu. Kısa, sade versiyonunu okudum ben.
İntikam ateşi, aşırı hırs ve nefretin kişinin kendi sonu olduğunu metaforik biçimde anlatan sürükleyici bir hikaye.
Yıllarca, pek çok yerde örnek verilen çok karşılaşılan bu klasik ile tanışmam bu yılda mümkün oldu.
Filminin de çok başarılı olduğunu duyuyorum ve onu da izlemek istiyorum.



Filmler:
Spiderman Into The Spider Verse
Yollardayız diye sinemaya gitmeyeceğimizi düşünmediniz herhalde ;)
Sinemaya gitmeyi çok özlediğimiz bir zamanda karşımıza bir fırsat çıktı. Gece otobüsüne kadar vaktimiz ve sakin bir yerde dinlenmeye ihtiyacımız vardı. Filipinler’de bir alışveriş merkezinde vaktin geçmesini bekliyorduk ki, bu filmin İngilizce olarak gösterildiğini gördük. Müthiş zamanlamaydı, hemen girdik.
Film de gayet keyifliydi. Ben aman aman ilgili değilim süper kahramanımıza; ancak tutkunları, çizgiroman tadındaki bu yapımı çok beğenecektir diye düşünüyorum.

This is us 11                       

Çoook uzun bir ara vermiş olduğum dizimi hatırladım Malezya’dayken. Bir gece uyku tutmayınca kaldığım yerden bir bölüm izledim, sonra uyuyakalmışım. Sonra yollarda da devam edemedim tabi. Artık yurda dönünce devam etmeyi düşünüyorum.

Cumartesi, Aralık 01, 2018

2018 Eylül Ayı Kitaplar (2) ve Filmler (2)

Eylül ayı, ilk Pazartesi ile yaz tatilinin bitişi demek benim için. Fakat, bu yıl, öncekilerden farklı olarak 15’inde izne ayrılacağımı bilerek başladım ve keyifle geçirdim iki haftamı. Bir yandan da hayatımdakisevgiliinsan ile çıkacağımız seyahatin hazırlıklarını yapıyordum. İşten ayrılınca bir hafta boyunca gündüz tamamen ev, valiz toplama; akşamları da dostlar ile veda görüşmeleri ile geçti.
Sonra İzmir’e ailelerle vedalaşmaya gittik. İzmir’den Ankara’ya geçip oradaki dostlarla vedalaştık ve Doğu Ekspresi’ne binerek Kars’a gittik. Kars, Ağrı ve Van’ı gezdik.
Tüm bu yoğunlukta okuduklarım ve izlediklerim:

İnsanları Sevmelisin
“İnsanlara karşı işlenmiş bütün suçlarda kişiler:
-Elden ne gelir ki.
-O şartlarda başka bir şey yapamazdım ki.
-Savaş bu.
-Öldürmesem ölecektim.
-Ben gerekeni yaptım.
diye kendilerini aldatıyorlar. 
Aslında sevmemiz gereken insanları öldürüyoruz.
Bu acı yaşantılara bizleri sürükleyen yöneticiler ise:
-Toplum adına, toplumun daha mutlu günleri adına
diyorlar ve bu ALDATILIŞ yüzyıllardır sürüp gidiyor. Yazar, insanların kıyasıya öldürülmesini, faşizmi, savaş kışkırtıcılarını, ırk ayrımını, silah satıcılarını, usta kalemiyle ve yüreklilikle yerer bu yapıtında.”
diye tanıtılıyor kitap arka kapağında.
Kitabı şiddetle önerip okumamı sağlayan arkadaşıma teşekkürü borç bilirim beni bu güzellikle tanıştırdığı için. (Ki kendisi beni Pardayanlar ile tanıştıran kişidir;))
1940’larda, savaşın ortasında, Dresden’den Prag’a, Viyana’ya, İsviçre’ye ve Paris’e uzanan hikaye. Steiner, Kern ve Ruth’un hikayesi. Klasikler tadında. İnsanın hiç değişmediğini, yüzyıllardır aynı dertlerden muzdarip olduğunu gözler önüne seren bir eser.

Naçizane tavsiye olunur efendim.



Sakız Sardunya
Bu ayın çocuk kitabıydı. Kendimizi olduğumuz gibi kabul etmeyi ve iyiliği işleyen bir kitap. Didaktik kitapları sevmiyorum sanırım...



Filmler:
Juno
Değişik ve eğlenceli bir film. Ergen hamileliğini ve yaşama dair pek çok şeyi farklı bir biçimde anlatmış. Film boyunca elbette, “Bizde olsa evlenmeden hamile kalan bir genç kız nasıl dışlanırdı” yı ve kültür farkını düşündüm...

Never Let Me Go
Kitap uyarlaması olan film son derece orijinal bir fikir temeline oturtulmuştu.
Senaryoda açığa kavuşturulmayan noktalar olsa da, ilginçliği için bile izlenmeye değer bir film.

Cumartesi, Eylül 01, 2018

2018 Ağustos Ayı Kitaplar (3) ve Filmler (3) ve 5 Bölüm de Dizi

Çoğumuzun en sevdiği ay olan eylülden selamlar!
Önce içimizle ve sonra çevremizle barışacağımız yeni bir dönem başlasın, 1 Eylül Dünya Barış Günü'müz kutlu olsun!
Bir yaz daha geçti ömrümüzden... Kaç yazımız kaldı bilmeden...
Yazın son ayı ağustos nası geçmiş, beraber bakalım.
Ağustos, son haftası haricinde İstanbul dışında geçirdiğim bir ay oldu.
İlk haftasında, kıştan bu yana beklediğim yoga tatili için Ayvacık- Çanakkale'de doğanın içindeydim. 


Oradan, memleketim İzmir'e geçtim, Çeşme ve Karşıyaka'da güzel günler geçirdim. Sonra hayatımdakisevgiliinsan da geldi ve Dikili, Çeşme, Karaburun'da güzel vakit geçirdikten sonra İstanbul'a döndük.


Tüm bu süreçte neler okumuş, neler izlemişim bakalım. Önce kitaplar:

İkigai
Bildiğiniz üzere, yeni yıldan bu yana yeni kitap almama kararım var. Ama bazen oyunbozanlık yapıyorum, mesela nisanda İzmir Kitap Fuarı'na giden anneme çok istediğim bir kitabı aldırmak gibi:) Sonuçta onun kitabı ve bende orada kalırken okuyabilirim:) İzmir'deyken, 3 günlük anne-kız Çeşme tatilimizde okudum İkigai'yi. Japonların uzun ve mutlu yaşam sırlarını anlatan kolay okunan sürükleyici bir kitaptı.
Beslenme ve hareketin (spor) yanısıra, sosyal ilişkiler ve çalışkanlığın, yaşam boyu üretmenin verimli bir yaşam üzerine etkilerinden söz ediyor. Bu konulara ilginiz varsa severek okuyacağınız bir kitap olacaktır.



Cingo
Çocuklarla çalışan biri olarak, her ay bir çocuk kitabı okumaya özen gösteriyorum. Bu ay da sevgili Mine'nin gönderdiği sürpriz kitaplardan biri olan Cingo'yu okudum. Şermin Yaşar sosyal medya üzerinden tanıyıp anlatımını, yazılarını çok sevdiğim bir yazar. Ancak bu kitabı severek okuyamadım ne yazık ki... Yine de başka kitaplarına şans vermek isterim.


Patanjali'nin Yoga Sutraları
Aslında bu kitabı edindiğimden beri inceliyor, ara ara okuyordum- ağustosta başlamadım yani. Eylül gelmeden tamamlamak istiyordum- zira eylülde sınavımız var- ve İstanbul'a döner dönmez okuyup bitirdim. Yoga eğitmenlik programı boyunca öncelikli okumamız beklenen 3 kadim eserden biriydi (Hatha Yoga Pradipika ve Bhagavad Gita ile beraber- Bir de hazırlık olarak Bir Yoginin Otobiyografisi'ni okuduk).
MÖ 400'lerde yazıldığı tahmin edilen eserin 1800'lerin sonunda Swami Vivekananda'nın yorumlarıyla basılmış hali. Yoga felsefesi üzerine çok temel bir kaynak.


Filmlere bakacak olursak:

Baraka (The Shack)
Telefonumun galerisinde ekran görüntüsü olan, zamanında dikkatimi çekmiş bir filmdi. İzmir'deyken bir akşam annemle izledik. Yer yer iyi mesajlar verse de, tam oturmamış ve insana geçmeyen bir duygusu var bence filmin.


Marathon
Mesleğim gereği, farklı gelişenlerle ilgili filmlere ilgim büyük. Bu filmi de uzun zamandır merak ediyordum. Yine bir akşam İzmir'de izledik.
Otistik bir gencin ve annesinin mücadelesini anlatan güzel bir film.




Stranger Than Fiction
Merak ettiğim filmlerden biriydi, İstanbul'a döndüğüm hafta tek başıma izledim. Çok sevdim filmi. Çok değişik bir kurgu. Yönetmenin filmlerinden Finding Neverland de yıllardır favori filmlerimdendir, izlemediyseniz izleyiniz derim;)


Ve 5 bölümlük bir dizi izledim İstanbul'a döndüğüm hafta. 3 günde bitirdim.

Patrick Melrose 
İngiliz yazar ve gazeteci Edward St. Aubyn'in roman serisinden esinlenilen Patrick Melroseçocukluk travmalarının yetişkin hayatımıza etkisini çarpıcı biçimde anlatan bir mini dizi. Her bir bölüm yaklaşık bir saatlik bağımsız film niteliğinde (kronolojik olarak birbirini takip etmiyor, her bölüm Patrick'in hayatının faklı dönemlerini anlatıyor.) 


Yazarın bu kitaplarında gerçek hayatını yazdığını okudum bir yerlerde... Son derece sinir bozucu bazı çocukların çocukluklarının "çocukluk" gibi geçememesi... Patrick'in iki bölümde de ağlayarak ifade ettiği gibi "Kimse kimseye böyle bir şey yapmamalı."... Hele ki, onları korumakla, onları sevmekle, onları hayata hazırlamakla mükellef olan kişiler olan anne babaları hiç yapmamalı...
Benedict Cumberbatch'in efsane oyunculuğu ile tüm duyguları içimde hissederek izledim bu 5 saatlik dramı...

Cumartesi, Mart 03, 2018

2018 Şubat Ayı Filmler (4) ve Kitaplar (4) , 4 Farklı Dizi

Kısacık şubat ayının okuma-izleme bilançosu nasılmış bir bakalım.
3'ü Türk sinemasından olmak üzere, 4 film izlemişim bu ay:

Limonata
Ali Atay'ın bu ay vizyona giren ikinci filmini izlemeden önce, ilk filmini izlemek iyi olur diye düşündüm. Bir akşam evde izledik. Keyifle izlenen ve orijinal bir yol filmi. İlk kez bu film ile tanıdığım Ertan Saban'ın oyunculuğunu çok başarılı buldum.


Ölümlü Dünya
Limonata'yı izledikten sonra Ölümlü Dünya'ya gittim sinemada. Pek eğlendim ben. Tüm eksiklerine rağmen, heyecanlı ve keyifli bir kara komedi olmuş.
Bir de şöyle düşünüyorum. Her filmden çok şey beklememek gerek, iki saat seni alıp başka bir dünyaya götürsün; eğlendirsin/ güldürsün/ düşündürtsün/ ağlatsın... Tamam işte. Daha ne olacak ki?


Cebimdeki Yabancı
Zor bir iş gününün ardından kafa dağıtmak için bu filme girdim sinemada. Bol diyaloglu, tek bir mekanda geçen, 7 kişilik bir film. İtalyan bir filmin Serra Yılmaz yönetmenliğinde yeniden yapımı. Aynı zamanda Plan Be'de tiyatro oyunu da (Mutluyduk Belki Bugüne Kadar) oynuyor. Cep telefonlarımızın içinde tüm hayatımızı ve özelimizi taşıdığımız ve en yakınlarımızdan bile neleri sakladığımızı konu ediniyor film. Baştan sona tempo düşmüyor ve keyifle izleniyor. Tüm oyuncular son derece başarılıydı. Gayet güzel bir film olmuş bence.


Mucize- Wonder
Geçen sene okuyup çok etkilendiğim ve tüm çocuklara okutma arzusu duyduğum mucize kitabı nın filmini gördüğümde çok heyecanlanmış ve izlemeyi çok istemiştim ama vizyonda kısa kaldığından ayarlayıp da izleyememiştim. Evde izlemeyi denemiştim sonra, ama alt yazısını bulamıyordum. Nihayet ayın son günlerinde aklıma geldi tekrardan bu film ve "bir defa daha şansımı deneyeyim" dedim. Nihayet alt yazılı halini bulabildim internette.
Bilirsiniz, kitap uyarlamaları genelde yetersiz ve zayıf kalır; ama, bu film çok güzeldi. Kitaptaki duyguyu seyirciye geçirmeyi başarmıştı. Çok keyif alarak izledim ve mutlaka izleyin derim!!!


Bu ay evde bol bol dizi izlemişiz hayatımdakisevgiliinsan ile:

Black Mirror- 2.sezon-1. bölüm
The National Anthem, Fifteen Million Merits, The Entire History of You isimli 3 bölümden oluşan birinci sezonu, üç bölümü de epey aralıklarla da olsa izleyerek tamamlamıştık. Her biri de çok etkileyiciydi.
İkinci sezona devam edelim dedik ve Be Right Back ismindeki ilk bölümünü izledik (kaldı 3 bölüm). Yine son derece düşündüren, sorgulatan ve geren bir bölümdü.


Fi- Çi 8-9
Sonlandırılma kararı alınan Çi'nin 8 ve 9. bölümlerini yayınlanır yayınlanmaz izledim. 8.bölüm tüm bölümler arasında belki de en iyisiydi. Çok güzeldi. Ancak 9.bölüm sona yaklaşırken hızlandırma telaşı hissettirdi bana, çok sevemedim.


This Is Us- 1.sezon-1-5. bölüm
Bir de yeni bir diziye başladık bu ay. Beğenilerine güvendiğim sosyal medya hesaplarında pek övüldüğüne tanık olduğum This Is Us merak uyandırmıştı bende de. Şu an ikinci sezonun 15. bölümünde (18 bölüme tamamlanacak). İlk sezon da 18 bölüm. 5 bölüm izledik biz. İlk bölüm çok hoşuma gitti. Sıcak ve hüzünlü aile hikayelerini, aile ilişkilerini konu alan filmleri izlemeyi her zaman severim. Sonraki bölümlerde, serim-düğüm-çözümün çok hızlı olması beğenimi biraz azalttı. Eh, bu Amerikalılar hız seviyor, yapacak bir şey yok, hemen çözülsün istiyorlar en ağır sorunlar bile.
Kolay ve keyifle izlenen bir dizi sonuç olarak. Devam edeceğiz gibi görünüyor.


7 Yüz-7. bölüm
Uyku tutmadığı bir akşam, bir şey izleyeyim ki uykum gelsin diye bilgisayar başına oturup Blu TV'yi açınca, 7 Yüz dizisinin sadece son bölümünün kaldığını fark ettim ve "eksik kalmış işler zihni yorar" bilgisi ile diziyi tamamlamaya karar verdim;) Biyolojik Saat isimli bu bölümde aniden baba olmaya karar veren bir eski çapkının hikayesini izliyoruz. Güzel bir bölümdü. Biyolojik saat baskısını yavaştan hissetmeye başlarken; aslolanın çocuk değil, aşk, sevgi ve mutluluk olduğunu bir kez daha anımsamış oldum...


Gelelim kitaplara... 2'si çocuk kitabı olmak üzere 4 kitap okumuşum:

Babam Süt Peşinde
Çalıştığım okulda Neil Gaiman çok seven 5. sınıf bir öğrencimin okumamı isteyip ödünç vermesi üzerine okudum:) Hep merak ettiğim bir yazardı, tanışmış oldum. Bir gece uyumadan önce okuyup bitireyim dedim; bir anda kendimi deniz kızları, vampirler, dinozorlar, uzaylılar, yanardağlar arasında bir hikayede buldum:)
Bu kitabı benim için elbette fazla çocuksuydu; ama yetişkinlere de hitap eden fantastik kitaplarından okumak isterim. Hatta varsa öneriniz alırım;)


Ben Bir Hayaletim
Bu kitap bana instagramda bir çekilişten hediye geldi. Kitap çekilişlerinde çok şanslıyım, bu 4. hediye  kitap kazanışım:)
Otizmli bir küçük kızın kendi ağzından hikayesini dinliyoruz bu kitapta. Severek okudum ben, çocukların da severek okuyacağını ve farkındalık kazanmalarında etkili olacağını düşünüyorum.



Beni Ödülle Cezalandırma

Bu ay okuduğum tek mesleki kitap.
Okulumuzda bir proje yaptık ve bu proje kapsamında öğretmenler odasında bir kütüphane oluşturduk. Kendi bağışlarımız ile kendi oluşturduğumuz listedeki kitapları aldık. Bu kütüphaneden okumak istediğim ilk kitap, çıktığından beri merak ettiğim Beni Ödülle Cezalandırma oldu. Araştırmalara dayalı verilerin paylaşıldığı kitabın ilk bölümünde ödülün neden işe yaramayan ve çocuklara zarar veren bir eğitim yaklaşımı olduğu anlatılıyor ve ikinci bölümde de çocuk eğitiminde kullanabileceğimiz, çocukların gelişimini ve öğrenmelerini destekleyen yaklaşımlardan bahsediliyor. Tüm anne baba ve öğretmenlerin okumasını istediğim bir kitap. Ben çok şey öğrendim, unuttuklarımı hatırladım...



Huzursuzluk
Yine öğretmenler odası kitaplığımızdan, bu sefer mesleki değil de kurgu bölümünden okuduğum bir kitap.
Zülfü Livaneli kitaplarını severim. Hem çok akıcıdır hem de hep yeni bir şeyler öğretir insana. Favorim Serenad'dır.
Bu kitabında da Mardin ve Ezidilik hakkında pek çok şey öğrenirken, çok acılı bir hikayeye tanıklık ediyoruz. Kitapta da geçtiği gibi, hüzün ve bu coğrafya bir bütün olmuş durumda... Nereyi kazsan acı fışkırıyor...


Çok kolay okunan, etkileyici bir kısa roman. Sevenlerine tavsiye olunur efendim.

Cumartesi, Ocak 06, 2018

2017 aralık ayı filmler (5) ve kitaplar (3) , 4 bölüm de dizi (fi-çi ve 7yüz) ve 1 de oyun

Yılın son ayı fena geçmemiş okuma izleme açısından.
Önce filmlere bakacak olursak, 3ü Türk 5 film izlemişim.

Öteki Taraf
Annem ve ablam ziyaretime geldiğinde sinemada izledik 3'ümüz. Klasik bir üç kişilik aşk filmi değil, baya baya gerilim. Bir ispanyol filmi yeniden yapımı. Gerçekten güzel bir senaryo, düşmeyen tempo, başarılı oyunculuklar. Ben çok keyif alarak izledim. Orijinali Gizli Oda'yı da izlemek istiyorum en yakın zamanda.


Aile Arasında
Gülse Birsel, bu ülkenin -kendi türünde- en yetenekli senaryo yazarı bence. Absürd durumları birbirine muhteşem bağlayan bir mizahçı. Film vizyona girer girmez izlemeye gittim, çok güzeldi. Engin Günaydın ve Demet Evgar'ın oyunculuklarına zaten hayranım da; tüm diğer oyuncular da tam yerine oturmuştu. Türk sineması adına sevindiren çok başarılı bir yapım olmuş.


Kor
Evde izledim Kor'u. Alışıldık Demirkubuz tadında bir filmdi. Sıkışmışlık hissi seyirciye iyi verilmişti.
Lakin, sanıyorum ben eskisi gibi sevmiyorum artık bu karanık tarzı...


Kör Nokta
Pek çok yerde övüldüğüne şahit olmuştum bu filmin. Bir akşam evde büyük beklentilerle izledim. Ancak, gerçek bir hikaye (Michael Oher'in hayatı) olması dışında sıradan bir filmdi bana kalırsa... 
Hep diyorum ya, klasik Amerikan filmlerinde insanı içine çekemeyen bir şey var. Samimiyet yetersiz gibi, hisler bana bir türlü tam geçemiyor en dramatik anlarda bile... 


Donnie Darko
Yıllardır izlememiş olmanın eksikliğini yaşadığım bir filmdi. Nihayet izledim. Oldukça orijinal ve gizemli. Ancak hakkını verememiş olduğumu düşünüyorum. Tekrar tekrar izleyip anlamaya çalışmalı bu filmi...



Gelelim dizilere:

Fi Çi 
4, 5 ve 6. bölümlerini izledim. Özellikle 5 ve 6 gerçekten başarılıydı. İkinci sezonu daha çok sevdim ben sanırım;)

7 Yüz 
Dizinin ilk 5 bölümünü izlemiş ve ilk bölümden çok etkilenmiş olmakla beraber diğer bölümleri vasat bulduğumdan izlemeyi bırakmıştım. Hepi topu 7 bölümlük bir dizi olduğundan son iki bölümü de izleyip bitirerek kapatmak istedim bu yılı. Lakin sadece 6yı izleyebildim."Karşılaşmalar" isimli bölüm yine son derece vasat, birkaç Oruç Aruoba dizesiyle nitelik katılmaya çalışılmış gibi... Beğenemedim ben...



Bir de oyun izledim bu ay:

İnternette Tanışan Son Çift
Yine annem ve ablam bizdeyken, evimize yakın olan Torium Sahne'de üçümüz izledik. Beklediğim gibi bir güldürüydü. Bu tarzlara tam bir tiyatro demek, gerçek tiyatroya haksızlık gibi geliyor bazen. Keyifli bir saat geçirmenizi sağlayan eğlenceli bir oyundu.


Gelelim kitaplara:

Mucize ve Ben
Şubat ayında okuduğum Mucize kitabından nasıl etkilendiğimi, tüm çocuklara okutmak istediğimi herkes biliyor sanıyorum:)
Okuldaki çocuklardan, geçen sene önerimle Mucize'i okuyanlar, Kitap fuarına gittiklerinde "Mucize ve Ben"i görüp hemen almışlar. Ben de onlar sayesinde haberdar oldum. Hemen okudum tabi. 
Bir devam kitabı değil aslında. Mucize'deki çocuk Auggie'nin çevresindeki 3 çocuğun hikayesi bu sefer. Mucize'nin kamera arkası gibi, Auggie'nin yanında, yakınındakiler ne yaşamış onu dinliyoruz bu kitapta.
Ve yine içimizi sıcacık yapan, çok güzel bir anlatıydı. Mucize'den sonra bu kitabı da okumasını isterim -çocuk, yetişkin- herkesin!


Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları
Mesleki okumalarım kapsamında okudum. Çok iyiydi. Saptamalar, açıklamalar, çözüm yolları gerçekten ufuk açıcıydı.
Sadece ruh sağlığı çalışanları değil; kendini, ailesini, geçmişini, çocukluğunu irdelemeyi seven herkesin severek okuyup katkı alabileceği çok güzel bir kitap. Öneririm!


Öğretmenim Mori'yle Salı Buluşmaları
Bu kitap okul rehberlik servisi kütüphanemizde, bir yıldır ara ara okuyarak yarıladığım bir kitaptı. Eve getirip bitirmeye karar verdim. Oldukça akıcı ve keyifle okunan bir kitap.
Yaşlı profesörün hasta yatağında, eski bir öğrencisiyle yaptığı (bu öğrenci, yazarın kendisi) içtenlik ve bilgelik dolu salı sohbetlerini anlatıyor. Sohbetlerin konusu; Yaşam, Aile, Evlilik, Toplum, Merhamet, Ölüm, Korku, Açgözlülük, Yaşlanma ve Anlamlı Bir Yaşam Felsefesi. 
Yaşam ve anlamına dair altı çizilecek, düstur edinilecek pek çok düşünce var. Severek okudum ben, tavsiye ederim.