Böyle yaşıyor o/ Ne kimseye gösteriş olsun diye ne birisini etkilesin diye/ Nasıl da içtenlikle seviyor yaşamı ve güzellikleri...
Pazartesi, Şubat 04, 2013
Pazar, Şubat 03, 2013
"eşim bana çok yardımcı olur ev işlerinde" cümlesindeki tehlikenin farkında mısınız?
bir de övme amaçlı söylenir bu..
cümlenin bizatihi kendisi son derece sıkıntılıdır oysa...
bu ifade ile, bir kadın olarak kendinizi "ev işlerinden sorumlu devlet bakanı" olarak ilan etmiş olursunuz zaten.
yardım eden adam da, sanki çok değerli bir şey yapmış gibi algılar kendini..
sanki sizinki değil de, onunki fedakarlıktır..
"bir evi yürütmek" sizin görevinizmişçesine..
dikkatli olun!
Cumartesi, Şubat 02, 2013
Çarşamba, Ocak 30, 2013
film önerisi
2'sini de izleyeli yıllar oldu..
hala etkisindeyim 2'sinin de..
bulun, izleyin!!
hala etkisindeyim 2'sinin de..
bulun, izleyin!!
biri neşeli: harold and maude
diğeri can sıkıcı: otesanek
mim 6
sevgili bahar mimlemiş beni, teşrif etmemek olmaz;)
kendisine teşekkür ediyor ve başlıyorum:
1.)Kendini seviyor musun?
evet, kesinlikle:) kendimi çok sorguladığım, yıprattığım dönemler oldu elbette ama, yaş kemale erdikçe daha bi bütünleşme yaşadım kendimle:) eksiklerimin farkındayım, ama artılarımla da çok mutluyum!
2.)Yapmaktan hoşlandığın şeyler nelerdir?
sanatsal aktiviteleri çok severim... iyi bir müzik dinlemek, iyi bir film ya da oyun izlemek, sağlam bi kitap okumak, özgün bi sergi gezmek..
sonraaa, gezmeye, yeni yerler keşfetmeye bayılırım, keşfetmiş olup da sevdiğim yerlere yine yeniden gitmek de çok hoşuma gider.. istanbul'u keşfetmekse başlı başına bi keyif..
daha başkaaaa... saymakla bitmez aslında; mesela:
kitapçı gezmek, denize yakın olmak, doğada olmak, öğrenmek, güzel bir sofrada dostlarımla sohbet etmek, yapmak istediklerime dair hayaller kurmak, yüzmek, pilates yapmak, masa tenisi oynamak, resim yapmak, tango yapmak..
evet evet, yaşamayı baya seviyorum ben!
3.)Geleceğe dair hedeflerin nelerdir?
allah bugünlerimi aratmasın, öncelikle;) neler isterim???
yüksek yapmak, istediğim eğitimleri almak ve mesleğimde ilerlemek isterim. memuriyetten istifa edip daha keyifli bir işe geçmek olabilir; ya da istifa etmeden ek işi yapıp daha çok para kazanmak da fena olmaz..
mesleki hedeflerin dışında, anlamlı, coşkulu ve dolu yaşamak istiyorum aslında... gezmek, görmek, izlemek, okumak, öğrenmek, farklı insanlar tanımak, yeni şeyler denemek, hiç durmamak, hep gelişmek istiyorum!
4.)Kendini bir cümle ile anlatabilir misin?
kararsız ve coşkulu bir genç kadın.
5.)Nefret ettiğin şeyler nelerdir?
umarsızlık (duyarlı olmamak yani), dar kafalılık, öfkeli insanlar, toplumda kadın olarak var olmakla ilgili zorluklar..
6.)Favori şarkıların, kitapların, filmlerin nelerdir?
çok fazla!
ve geçenlerde şöyle bir şey fark ettim kendimle ilgili; bu tarz sorularda çok zorlanıyorum. çok fazla "en"lerim yok, dönemsel olarak değişiyor sevdiklerim..
şu ara ne çok dinlediğim iki şarkı: fuat saka- şimdi ne yapar ve koop- koop island blues
favori kitaplarım: kürk mantolu madonna, divan, oda, mrs dalloway, üç aynalı kırk oda, şeker portakalı, semerkand, mahrem..
favori filmlerim: dancer in the dark, v for vendetta, harold and maude, finding neverland, little otik, karanlıktakiler..
daha fazlası için profil kısmına bakılabilir;)
7.İlham aldığın kişiler kimlerdir?
ne konuda? sanırım bunu örnek aldığın olarak alıcaz..
ablam mesela beni hayatta en çok şekillendiren insandır..
hayatımdakisevgiliinsan olaylar karşısında hep sakin kalabilmesiyle ve olumlu düşünebilmesiyle yol göstermiştir bana..
onun dışında, tanıştığım pek çok kişiden pek çok şey öğrenmişimdir, diye düşünüyorum ben hep..
8:)Death Note'u sen bulsaydın ne yapardın?
hiç izlemediğim için yorumum yok :)
ben de -kolaya kaçarak- bu mimi, tüm mim severlere armağan ediyorum!
Etiketler:
film,
jan svankmajer,
kitap,
lars von trier,
mim
Salı, Ocak 29, 2013
Pazartesi, Ocak 28, 2013
kadın olmak... zor zanaat..
geçtiğimiz günlerde "boşanmış bir kadın" hakkında müstehzi konuşmalarını duydum bazı adamların.. "çok rahat"(!) olduğundan bahsediyorlardı...
irkildim..
müdahale de edemedim..
bu adamlar -görece- eğitimli, düzgün adamlardı; üstüne üstlük -maalesef- meslektaşlarımdı...
sene olmuş 2013, mesleğinin temeli "insanları anlamak ve koşulsuz kabullenmek" olan bazı insanlar sadece cinsiyetleri "erkek" olduğu için, bazı kadınlar için ileri geri düşünmeyi kendilerine hak görüyorlardı...
nefret ediyorum bu algılardan!
tüm bunlara inat, yaşamımı daima "bekar ve hür bir kadın" olarak geçirmek arzusu duyuyorum içimde..
Pazar, Ocak 27, 2013
http://bahargulce.blogspot.com/ 'dan...
size, bitmeyen rüyalar ve birkaçını gerçekleştirme isteğini diliyorum
size, ne sevmek gerekiyorsa sevmenizi ve ne unutmak gerekiyorsa unutmanızı diliyorum
size, tutkular diliyorum
size, sessizlikler diliyorum
size, kuşların cıvıltılarıyla uyanmanızı ve çocuk kahkahaları diliyorum
size, ilgisizliğe ve zorluklara çağımızın olumsuz erdemlerine dayanmanızı diliyorum
size, özellikle siz olmanızı diliyorum
Jacques Brel
Etiketler:
hayat hayal edebildiğin kadar var,
ruh hallerim
masumiyet müzesi- orhan pamuk
biraz buhranlı da olsa, nihayet bir gecede son 200 sayfasını okuyup bitirebildim!
orhan pamuk romanlarını yıllardan beri pek severim esasen; ama, her nedense bu kitabını okumakta zorlandım biraz..
anlatım, ayrıntılar, karakterleri ince ince işlemesi, çözümlemeler oldukça başarılı yine; ama zaman zaman sıkıldığımı söylemeden edemeyeceğim.. -özellikle başlarda, füsun'un kayboluşundan onu yeniden buluşuna kadar geçen zamanın rutinliği sırasında-
kitapta, en sevdiğim şeyse, hikayenin zamanının geçmişte kalan 40-50 yıl öncesi dönemler oluşu.. (bilirsiniz; geçmişe özlem duyan romantiklerdenim ben:) bkz: altın çağ sanrısı)
bir de "sonuna kadar gitmek" mevzuunun bunca vurgulanması çok hoşuma gitmedi. eski türk filmi havası katmış biraz.. gerçi, "konjonktür" diye bir şey var sonuçta.. bekaret, muhakkak ki, şu ankinden çok daha önemli bir şeydi o dönemler...
ve bittabi, müze fikri çok güzel! müzeciliğin bunca zayıf olduğu ülkemiz için de güzel bir adım..
en kısa zamanda, arayı fazla açmadan, müzeyi gezmek var elbette planlarımda;)
var mı gezeniniz bu arada???
http://www.masumiyetmuzesi.org/W3/?sRefresh=True
Etiketler:
altınçağ sanrısı,
kitap,
masumiyet müzesi,
orhan pamuk
Perşembe, Ocak 24, 2013
meraklısı için öyle bir hikaye- sait faik abasıyanık
öyle bir hikaye..
öyle hikayeler..
naşit özcan, ne güzel anlattı hikayeleri; canlı, enerjik, içten ve keyifli bir biçimde..
yanında klarnet ve (pek sevdiğim) akordion ile..
ne çok benziyor bir de hocası savaş dinçel'e..
güzel oyun! keyifli bir 1,5 saat.
kesinlikle tavsiye ederim.
sonunda da bir sürpriz bekliyor sizi;)
öyle hikayeler..
naşit özcan, ne güzel anlattı hikayeleri; canlı, enerjik, içten ve keyifli bir biçimde..
yanında klarnet ve (pek sevdiğim) akordion ile..
ne çok benziyor bir de hocası savaş dinçel'e..
güzel oyun! keyifli bir 1,5 saat.
kesinlikle tavsiye ederim.
sonunda da bir sürpriz bekliyor sizi;)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





