dedem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dedem etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Haziran 14, 2018

Dedem...

*9 Haziran 2018- Cumartesi günü, İstanbul-İzmir yolunda instagram hesabıma yazdığım yazı:



Bugün sevgili dedemi uğurlamışız. Aileden, memleketten uzak olmak en çok bu zamanlarda zor... Bundan 8 yıl önce anneannemin haberini aldığımda, ilk defa bu kadar uzun gelmişti İstanbul-İzmir arası...
Şimdi yine öyle...
Dedeler, anneanneler, babaanneler çocukluğumuzun kahramanlarıdır.
Biz yetişkin olurken hızla, onların yaşları ilerledikçe çocuklaştıklarına tanık oluruz. 
Sonra da uğurlarız onları öte aleme... (hatta çoğu çocuk ölüm olgusunu onlarla tanır ilk)
“Her ölüm erken ölümdür” der Cemal Süreya.
Doğru, öyledir.
Yine de “Allah sıralı ölüm versin” her dem duamdır dilimde.
Anneannemden sonra, tüm neşesi, yaşam enerjisi sönmüştü dedemin. Şimdi huzurlu, nurludur dilerim ki...


Cuma, Şubat 03, 2012

dedem

dedem bizdeydi dün akşam...
yaklaşık 2 yıl önce anneannemi kaybettik, yalnız yaşıyor dedem.. hep derler ya "kadın kendine bakıyor, yalnız kalan erkek bakamıyor kendine" diye. gerçekten de öyle...

gözlemledim dedemi. yılların getirdiği alışkanlıkları var, nereye gitse onları yaşatmak istiyor.
koltuğunun önüne küçük bir sehpa koyuyor, hep yanında taşıdığı kişisel eşyalarının bulunduğu bir torbası var, onun içinden bulmacasını, ilaçlarını, gözlüklerini çıkarıp o sehpaya diziyor vs.
ayakkabı çekeceğini bile yanında taşıyor!
bulmacasını çözüyor, hayvanlı belgeselleri izliyor.
televizyon çıktı beri komşuluğun öldüğünden bahsediyor sonra (televizyon mu kaldı dede? herkes internette vakit geçirip yalnızlaşıyor artık, televizyonda değil).
geçen sene kömür aldığı kömürcüde "bir alet olduğundan, oraya kart sürtüp para çekildiğinden" hayretle bahsediyor sonra.
artık elektrikli sobaya geçtiğinden, sobanın ikinci çubuğunun yatarken tam ayağına denk geldiğinden bahsediyor.
vs vs..
gülümsüyorum..
acıyorum da biraz..
ne diyim, allah herkese sağlıkla, mutlulukla yaşamak ve yaşlanmak nasip etsin.

Çarşamba, Ağustos 25, 2010

dama'yı yeniden keşfetmek


dün akşam 9 yaşındaki kuzenime "dama" öğretmeye kalkışınca; işbu oyunu, bizzat kendimin de en son onun yaşlarındayken oynamış olduğumu ve aslında oyunu pek de bilmediğimi fark ettim.

(ablamla oynardık, ben hep yenilirdim. bilgimiz temel kurallardan ibaretti, stratejilerden bihaberdik. )

derken, dedem dayanamayıp müdahale etti. dedem yıllardır -en azından ben kendimi bildi bileli- ilgilenmiyor olsa da, kendisinin gençliğinde bu konuda mahir olduğunu annemden duyardım.

dedemim müdahaleleriyle anladım ki, dama -gerçekten bilince- oldukça keyifli bir oyun ve sanırım yeni iptilam olacak.


15 yıl sonra yeniden tadına vardığım bu oyunu çevremdeki herkesle oynamadan rahat edemeyeceğimi buradan belirtir, bugüne dek "tavla oynayalım" diye baskı yaptığım herkesi "dama oynayalım" baskıma hazırlığa davet ederim.