kariyer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kariyer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Kasım 15, 2012

yarim istanbul/ gel öpeyim gerdanından



son zamanlarda, bir süredir görüşemediğim eski arkadaşlarımdan "izmir'e dönme çaban ne oldu?",  yeni tanıdıklarımdan da "burada 4. yılın demek, peki izmir'e dönmeyi düşünüyor musun?" sorularını pek sık duyar oldum..
ilginç olan bu değil de, pek de düşünmeden ağzımdan dökülüveren "sanırım buradayım bir süre daha" cümlesi!
böyle bir karar verdiğimi ben bile bilmezken,  içim bu yöne meyyal demek ki..

madem bu yönde bir adım atıyorum, yaşayacağım yere artık geçici değil, biraz daha sürecek gözüyle bakmalı ve istediğim yerde yaşamalıyım sanırım..
gel gör ki, karakterimin en sağlam özelliği olan "kararsızlığım" beni bu konuda da yalnız bırakmıyor elbette!
bir yandan istiyorum ki kendimi güvende hissedeceğim bir siteye taşınayım... 
bir yandan da diyorum "yuhh ezgi, yaşlı mısın sen la? çoluk çocuklu insan mısın? yooo yooo! gençsin, hayata karışmalısın!" beşiktaş'ta fındıklı'da oturasım geliyor... 
sonra karşı taraf hem deniz kenarı hem sakin diye "oraya mı geçsem?" diyorum...
vs vs...


sonra kariyer planımla ilgili karmakarışık düşüncelerime dönüyorum, ev işini geçici süre unutuyorum. :) 
(kariyer planı karmaşam, bir başka yazının konusu olacaktır)

Çarşamba, Kasım 02, 2011

başka türlü birşey benim istediğim... (2)

"tatminsizim" etiketli bilmemkaçıncı yazımı yazıyorum..
"eeeeh, amma sıktın. bu kadar tatminsizsen harekete geç!" dediğinizi duyar gibiyim...
inanın, ben de ölesiye sıkıldım bu hislerimden.

metrobüste 2 liseliyi duyuyorum. biri diğerine "kaptan olmaktan vazgeçtim brooker olucam" diyor. diğeri de "ooo, süper para kırarsın" diyor. geleceklerini kurma hakları hala kendilerinde olduğu için ya da geleceklerini kurma haklarının kendilerinde olduğunu sanabildikleri için kıskanıyorum onları...
çünkü ben kendimi "seçimini yapmış, yolunu seçmiş ama bu düzeninden memnun olmayan dertlimoderninsan" olarak görüyorum.
kuruma gelen ufaklık, kolyemi beğenip "bana versene" diyor. ben de "sen daha küçüksün, genç kız olunca sen de takarsın" diyorum. der demez "genç kız mı? sen mi yani? 10 yıl öncede kaldı gençkızlık" diye yüzleşiyorum..
iyice büyümüş ve geç kalmış olduğumu duyumsuyorum, bunun üzerine..

bir şeyleri değiştirecek gücü kendimde bulamıyorum.
daha iyi bir yerde olmam gerektiğini hissediyorum...
orası neresi bilmiyorum.



Perşembe, Ağustos 25, 2011

hem bu kadar pimpirikli hem bu kadar dağınık...

aferin bana!

aylar öncesinden araştırıp, her şeyini didik didik öğrendiğim marmara

üniversitesi
tezsiz yükseklisans başvurularını unutup kaçırmış bulunmaktayım!

biri zamanında "bu kadar not almak beynini tembelleştirir" demişti.
haklıymış megersem...
yerindeki takvimime işaretleyince, nasılsa oraya hep bakıyorum diye kafamda
gerilere itmiştim.
sonra da, bayram tatiline baka baka, o takvim uzun süredir
eylülde kalmış...
bu iş, bu yıl da "seneye nasipse"...

Salı, Temmuz 05, 2011

gereksiz tespit. arayıp da buldum- volume 3

dergilerde, gazetelerde rastlıyorum da; mesleğinde öne çıkmış, belli başarıyı yakalamış kişiler şöyle anlatıyorlar hep:
"çocukken bile oyunlarda bilmemneyden mikrofon yapar, şarkıcı olurdum." (şimdi şarkıcı olmuş mesela)
ya da
"küçükken bebeklerime giysiler dikerdim." (şimdi tasarımcı olmuş mesela)
vesaire, vesaire...
bense bunu desem mesela:
"küçükken oyunlarda insanları dinler, anlar, kendilerini anlamalarına yardımcı olurdum"...
...
ya da, yine başarı hikayelerinde, şöyle oluyor:
"aslında 5 yıl psikoloji/ işletme/ mühendislik eğitimi aldım. ama mesleğimi hiç yapmadım/ sadece 2 yıl yaptım. bana göre olmadığını anladım. sonra yeteneğimi fark ettim/ pastacılık kursuna gittim." (şimdi ünlü pastacı olmuş mesela)