mahur beste etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mahur beste etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazar, Haziran 05, 2016

2016 mayıs ayı kitaplar (1)

mahur beste
taa 2010 yılında, internetten uyguna kitap almayı keşfettiğim ve çılgınlar gibi kitap siparişi verdiğim dönemde edindiğim iki ahmet hamdi eserinden biriydi mahur beste (diğeri, elbette, saatleri ayarlama enstitüsü. ve fakat, kendisi henüz/hala okunmadı). 


önemli eserleri kütüphanemde bulundurma kararı almıştım zira. okumaksa 6 yıl sonra mümkün oldu.
cumhuriyet sonrası dönem edebiyatının tadını seviyorum. (gerçi bu kitap, osmanlı'nın son dönemlerinde  geçiyor.) uzun betimlemeleri, karakter tahlillerini... mahur beste de, çok akıcı değilse de, keyif alarak okuduğum bir eser oldu.
çok fazla eski kelime barındırdığından ve ben de kelimeleri çok sevdiğimden, ilk başlarda her sözcüğün anlamına baka baka okuyordum. ama sonra baktım, amacımdan sapıyor, kelimelerin peşinden koşarken kitaptan kopuyorum; dedim,"boşver, cümle içinde anlam kazansın kelimeler..."
böylelikle, insana dair hayata dair isabetli tespitlerin altını çize çize okuyup bitirdim kitabı.
eski dönem romanlarını sevenlere tavsiye ederim.

bu ay aslında, elimde iki kitap daha dolaştı. ama ikisi de yarım henüz.
ikisi de çalıştığım okulda oluşturmaya başladığımız kütüphaneden; öğretmenim mori'yle salı buluşmaları ve yavaş ebeveynlik.


ikisi de pek güzel gidiyor.


sanırım haziranda bitirmiş olurum ikisini de. ama bu yeni bir kitaba başlamayacağım anlamına gelmez:) yine okulda oluşturmaya başladığımız kütüphaneden yıllardır çok merak ettiğim bir kitap olan, küçük ağacın eğitimi'ne başlamayı düşünüyorum yarın;)


Çarşamba, Ekim 06, 2010

atilla ilhan

MAHUR BESTE

Şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız

O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız

Gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız

Yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız

O mahur beste çalar Müjgan'la ben ağlaşırız

Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı

Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı

Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı

Gittiler akşam olmadan ortalık karardı

Bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra

Sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara

Simsiyah bir teselli olur belki kalanlara

Geceler uzar hazırlık sonbahara