manoburger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
manoburger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Eylül 10, 2012

ve eylül... ve düzen... nihayet..

yo yo, eylül'e methiyeler dizmeyeceğim ;)
bu pek çoğumuz için diğerlerinden daha bir anlamlı olan ayın, 3te 1ini geride bırakmışken, yeterince yazıldı sanırım "eylül" hakkında.

ben de epey yazmışım geçen sene:

bu ara ise, istanbul soğumadan gezmenin derdindeyim ben.

cumartesi günü, yazın ara verdiğim düzenime geri döndüm: 
otistikler derneği, yemek kulübü, firuz, mano burger, cremaria milano, galata kulesi..

ne zamandır dolaşamıyordum istiklal'de adamakıllı. özlemişim.
akşam olunca, arkadaşlar gelince oturup iki yudum içerek iki kelam edebileceğimiz mekan arayışına çıktık. 
gel gör ki, ne küçük beyoğlu ne asmalı mescit kaldı bildiğiniz üzere.. nevizade'yi oldum bittim sevmem, zaten orada da kazı çalışması vardı. 
biz de aldık içeceklerimizi, galata kulesinden ceneviz kafe'ye inen merdivenlerde oturduk. sonra "tebdil-i mekanda ferahlık var" diyerek cihangir merdivenler'e gittik. benim ilk oturuşumdu. 


sanırım bundan sonra cumartesi ritüelime eklenicek! çok keyifliydi zira ;)

Pazar, Mayıs 27, 2012

yalnızlar kulübü- ikinci kat

cumartesi klasiği: cihangir, istiklal, gezi parkında otistikler derneği ile spor, cremeria milano, kule dibi (ceneviz), mano burger vs. arasına, bir adet afilli oyun sıkıştırmak istedim.
akşamüzeri, ne zamandır görmeyi istediğimiz "limonata" oyunu için bilet almaya gittim.
fakat, gişede, internet sitelerinde görünenin aksine, "yalnızlar kulübü"nün oynayacağını öğrendim. 
oyunun broşürünü biraz inceleyince, bu oyun da dikkatimi çekti ve biletleri aldım.


sonra saat 9 oldu, oyun başladı ve başlamasıyla beraber yaklaşık 90 dk. son derece keyifli zaman geçirmemi sağladı.
festival oyunu olan "yalnızlar kulübü"nde, hasibe eren, duygu tüzün, çağlar gençtürk, bedir bedir, güçlü yalçıner ve tevfik şahin oynuyor. 
her biri de son derece başarılı. 
ben özellikle hasibe  eren, çağlar gençtürk ve bedir bedir'in performansını çok çok iyi buldum.
bakmayın siz, oyunun adının son derece klişe oluşuna; oyun, gerçekten eğlenceli.
ve bence en iyi yanı da, çok "bizden".
direkt "modern şehir insanı"nın derdine odaklandığından, çok yakın hissedebiliyorsunuz izlerken.
bir de, ben geleneksel ya da klasik mi demeli bilmiyorum, ama, şu alışıldık tarz tiyatrolardan haz almıyorum sanırım artık. daha önce de yazmıştım:
farklı, doğal, yeni bir şeyler görmek istiyorum.

ikinci kat da, 50 kişilik, tahta sandalyeli ve küçücük "sahne"siyle (!) beklediğimi verdi bana.
sanırım iki defa daha oynayacaklar, kaçırmayın bence!

Pazar, Haziran 12, 2011

hava kapalı. yine de çok güzel cumartesi!

haftada bir istiklal'e gitmezsem eksik hissediyorum artık. nasıl, ne zaman bunca bağımlısı oldum, bilmiyorum. (belki hatırlarsınız, 8-9 ay önce arkadaşımın arkadaşının bıçaklanarak öldürülmesiyle epey soğumuştum. ne ara yeniden ısındım...)
"ne var bu kadar burda?" diyorum her seferinde. ama, her gidişimde de daha bir seviyorum. pasajlar, sokak müzisyenleri, galata, cremario milano dondurması, kitapçılar, sokaklara taşan ezgiler, her telden insanlar, tarihi yapılar, sanat galerileri ile cezbediyor beni...
istiklal'de geceleri değil de gündüz gezmeyi seviyorum bir de ben.
dün akşam üzeri de hayatımdakisevgiliinsan'la buluşup gittik. (uzun ilişkilerde genelde evden beraber çıkılmaya başlanır bir süre sonra. anladım ki, dışarda buluşmanın keyfi apayrı! resmen heyecanlandım:))
şişhane/ tünel'den başladık gezimize. karnımızı manoburger'de doyurduk. ilk gidişimdi. sözlük'te artık çok bozduğundan bahsedilse de, kocaman leziz köftesi ve ekmeğiyle, soslu patatesiyle çok lezzetli bir menüydü benim için. ortamın mcdonalds ve türevleri gibi yağ kokmayışı da bir artı. daha önceden mano bistro vardı, yine tünel'e doğru. acayip güzel mekandı, bir kere gitmek nasip oldu, kapandı sonra. sanıyorum, aynı kişiler tarafından açılmış burası da.
karnımızı doyurduktan sonra, üzerine türk kahvesiyle keyif yapmak için -bu hafta yeni öğrendiğim- mandabatmaz'a gittik. türk kahvesi severler için yoğun homojen kıvamı ve uygun fiyatıyla (3 tl) ideal bir mekan.
sonra, o arada bir sahne olduğunu fark ettik. adı; ikinci kat. akşam 17:31 diye bir oyun vardı, merak ettik. ama maalesef yer yoktu.
sonra meydana doğru geze geze yürüdük ve tabi ki mephisto'ya uğradık. elimdekileriokuyanakadarkitapsatınalmamayasağım'ı kırıp;
cevdet bey ve oğulları- orhan pamuk (yıllardır okumak isterim)
oda- emma donoghue (birkaç seferdir dergilerde karşıma çıkıyor. dikkatmi çekmişti, not almıştım)
hava kurşun gibi ağır- hıfzı topuz (nazım'ı anlatan mayıs ayında çıkan kitap. ölüm yıldönümünde onu aslında tanımadığımı fark edip üzülmüştüm)
kitaplarını aldım.
bir de 18. yılını kutlayan ve karayolları atlası hediye eden atlas dergisini.
içimde kalanlar ise;
ne kitapsız ne kedisiz- bilge karasu
kediler krallara bakabilir- enis batur
ikinci yarısı- ece temelkuran (yeni çıkmış, ilk defa gördüm dün)
iyi okumalar diliyorum kendime:)

daha fazlası için:
www.ikincikat.org