Perşembe, Mayıs 24, 2012

büyüyorum ben, belki de yaşlanıyorum- vol 3


büyüdükçe masrafları da büyüyor insanın! 
hey allahım, nereden çıktı bu altın takı sevdası? 
1-2 yıl öncesine kadar son derece “kitsch” gelirken :)

(evet yakın zamanda kemal iskender hoca'nın dersine katıldım;) http://www.ykykultur.com.tr/etkinlik/soylesi-kitsch)


o değil de, önümüzdeki pazartesi yine ders var: http://www.ykykultur.com.tr/etkinlik/soylesi-manyerizm
ben otistikler derneği'nde olacağımdan katılamayacağım maalesef. ama, siz katılın bence; gerçekten keyifli oluyor.

bir de sevenlerine duyurulur:
irvin yalom'un yeni kitabı çıkmış!

Pazartesi, Mayıs 21, 2012

farklı gelişen bireyler ve onların dünyası

dün "aşkın formülü yok" filmini izledik "tarık zafer tunaya"da. 
insanı gülümseten, olumlu hissettiren eğlenceli filmler vardır ya; onlardandı. 
film başlar başlamaz içimize yayılan olumlu enerji, filmden sonra ca'nım istiklal'de (tünel'den galatasaray'a) yürürken de sürdü.


temple grandin'den sonra da benzer şekilde hissetmiştim.

sonra düşündüm. 
"ben" dedim "ne varsa izlemeliyim farklı gelişenlerle ve engellilerle ilgili!".

oturup bir liste yapmaya karar verdim. (sizden de yardım bekliyorum bu konuda!)

bir göz atacak olursak;

izlediklerim:
@ forrest gump (sınır mental retardasyon)
@ rain man (otistik savant)
@ my left foot (bedensel engel)
@ i am sam (mental retardasyon)
@ temple grandin (yüksek işlevli otistik /sosyal iletişim bozukluğu)
@ black (görme+işitme engeli)
@intouchables (omurilik felçli)
@ aşkın formülü yok (asperger sendromu)

izlemek istediklerim:
* ocean heaven
* ben x
* taare zameen par
* my name is khan

sizin önerebileceğiniz neler var?

Pazar, Mayıs 20, 2012

hayat sevince ve sevdiklerimizle güzel

insan yaşamın koşturmacası içinde bazen unutur gibi oluyor.
ama bir anda dank ediyor insana zaman zaman..
"sevdiklerimiz çok kıymetli." 
hatta belki de daha önemli bir şey yok hayatta...
öyle önemli ki sevdiğimiz, güvenebileceğimiz birilerinin oluşu...
o kadar ihtiyacımız var ki buna.. hiçbir şeye olmadığı kadar... 

düşünsenize; 
bir yaz akşamı, çok sevdiklerinizle, küçük bir balkonda, mütevazı bir sofrada rakı tokuşturmanın tadını ne verebilir başka? 
demlenmenin ve muhabbetin dibine vurmanın..
tanju okan, müzeyyen senar, zeki müren eşliğinde hani...



Cumartesi, Mayıs 19, 2012

seviş yolcu

1.
gurbet yavrum garba düşmektir gurbet
çiçeklerden gelincik içinde bünyamin sevgisi

2.
yürüdün gittin eski kurganlar üstünden kent kent
kulağında ama bir çömleğin kırılma sesi

3.
barış demiştir ve güvercin tıkmışlardır boğazına
bu yüzden edep kuralı gözetmez anadolu ermişi

4.
bu yüzden kimi zaman zordur ayırmak
üstünü başını yırtmış ağıtların şiiri

5.
bir dostluk hastalığı senin şiirin
sümbül diye genzine bastırırsın akrebi

6.
öyle durur bir kıyının serüveninde ceset
odan öyle sevinçsiz yüzün öyle serin ki

7.
yine de bir elinle kapıyı aralarken
öbür elindeki titreme dünyanın anadili

8.
merkezefendi`nin gizli barınağından
bu açık hava kahvesine getirdiğin ne ki

9.
bir kentin ortasındasın boyuna saatini kuruyorsun
o durursa hayatın da duracak sanki

10.
evler eski bir uygarlığın dingin lağımları
sokaklarsa çatışıyor temizliyor birbirini

11.
anımsar mısın toros ekspresinden inmiştiniz
biletlerinizden ibaretti ikinizin de kimliği

12.
bahçelerden geç parklardan köprülerden geç git
aşklar da bakım istiyor öğrenemedim gitti

13.
seviş yolcu büyük sözler söyle ve hemen ayrıl
uçurumlar birleştirir yüksek tepeleri
 

postmodern aşk

Cuma, Mayıs 18, 2012

güzelsin istanbul- 6


gün geçmiyor ki istikal’de, beyoğlu’nda yeni güzel bir şey keşfetmeyeyim :)

plaklı figuran kahvehanesi
cihangir firuz cafe'nin oradaki merdivenlerin hemen dibinde.
atmosferi çok güzel.
menüsüne ise bayılacaksınız ;)

arkeo pera 
galatasaray lisesi'nden inerken (ara kafe'nin oradan) sağda!
gidip geziniz ;)

galatasaray lisesi'nin yanından, ara kafe’den değil de diğer aradan, cihangir’e çıkan yollar var bir de. fazla güzel. keşfediniz;)

Perşembe, Mayıs 17, 2012

"iş, avutur" derdim önceden.. gel gör ki...

bu da oldu...
3 yıllık çalışma hayatımda, nihayet dün sabah, işe gidip ağlaya zırlaya kendimi dışarı attım...
"kendimi var edemiyormuşum"
"bu iş beni tatmin etmiyormuş"
"çalışmak zorunda olan insanlardan olmak istemiyormuşum"
vs. vs.


ne "moderninsandertleri" yaşıyorum ben allahım!!
insanlar mesela "açlık"la mücadele ederken...

Pazartesi, Mayıs 14, 2012

shpongle ile hipnotize olmaca..

blog'u tweeter'laştırmak- 10

@ girdiğim her markette ne zamandır gözüme takılan "uno elmalı tarçınlı tart"ı denedim nihayet!
ne diyim; denemeyen bin pişman :)


@ geçen hafta, aşağıdaki yazımda bahsettiğim mongolian barbeque'ye "yeniden gidelim" dedik.
fakat gidince gördük ki, yerinde yeller esiyor!
beşiktaş'ta da bir şubesinin olduğunu duymuştum önceden. bilgisi olan var mı???
@ salataya ekşi yeşil elma koyun!!! (kabuğu soyulmuş, küçük küçük doğranmış şekilde.)

@ o değil de, brezilya fönünü, lazer epilasyonu vs keşfeden modern çağ, hala evler için "kalıcı temizlik" çözümü bulamadı ya! hem şaşırıyorum hem kızıyorum!
ertesi gün bile, o ilk günkü temizlik sonrası güzelliğini koruyamıyor ya evler, deli oluyorum deli!!!
:)

@ bir de ben düşündüm de, "modern evler de birbirinin tekrarı esasen"..
yani şöyle, geleneksel/ klasik evlerden kaçayım diye diye yine herkesin evi birbirine benzedi! :)

Cumartesi, Mayıs 12, 2012