erasmus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
erasmus etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Mart 23, 2017

finlandiya 7 (son)- st petersburg

(bu aralar yarım kalan işleri toparlama dönemim. başlanıp bırakılmış filmleri izliyorum, kitapları okuyorum, taslak yazılarıma göz atıp tamamlamaya çalışıyorum...
bu yazı da, yaklaşık iki yıl öncesinin yazısı!!!
bildiğiniz üzere, 2 yıl önce, çalıştığım kurumla, erasmus yetişkin hareketliliği programı kapsamında bir proje yazıp finlandiya- joensuu'da 5 günlük bir kursa kabul edilmiştik. kursun öncesindeki ve sonrasındaki hafta sonlarını değerlendirerek talinn, helsinki ve st petersburg şehirlerini görme fırsatımız da olmuştu. 
bu geziyle ilgili iki yılda 6 tane yazı yazdım. ve nihayet, üzerinden daha fazla zaman geçmeden, serinin 7. ve son yazısını da paylaşmak istiyorum artık.)
....

gezinin 8.günü (04.04.2015 cumartesi)
serinin 6. yazısından devam edecek olursam, sabah erkenden otelimizde uyandık. finlandiya'dakilere göre daha zor bir kahvaltı seçeneğinden sonra, şehri gezmek üzere yola çıktık.



rusya'yı uzun zamandır merak ediyordum. pek çok defa niyetlenmiş ama başka planlar nedeniyle gidememiştik. sonra, vize kalkınca, bir de üstüne "moskova'da yanlış anlama"yı okuyunca görme isteğim iyice perçinlenmişti. moskova olmasa da st petersburg'u görecek olmak beni çok heyecanlandırıyordu.



finlandiya'dan sonra, st petersburg, bize çok bakımsız, güvensiz, kalabalık ve karışık geldi. sanki, istanbul'a dönmeden önce bir adaptasyon sürecine girmiş gibi olduk:)



aslında son derece tarihi ve güzel bir şehir. ancak, finlandiya'nın o yüksek refah düzeyinden sonra, istanbul'dan geldiğimizi unutmuşçasına, biraz şaşkınlaştık:)
şehri gezerken yaşadığımız en büyük zorluk kiril alfabesi oldu. herhangi bir yazıyı hiçbir şekilde okuyup, anlayamamak (caddeleri, metro duraklarını vs...) şehri gezmeyi oldukça zor kıldı. 


finlandiya'nın aksine, yer/yön/yol sormak için durdurduğumuz kimsenin ingilizce konuşamıyor olması nedeniyle bize yardımcı olamaması da durumu iyice zorlaştırdı. bir de günlerdir yaptığımız euro-tl hesabına bir de ruble hesabı karışınca bizim de kafalar epey karıştı:) ruble, oldukça değersiz bir para... her hangi bir şeye çok para veriyormuşsunuz gibi oluyor, ama euroya ya da türk lirasına çevirince oldukça uygun olduğunu görüyorsunuz...
şehirde ulaşımı sağlayan 6 tane metro hattı var. görmek istediğimiz yerlere yürüyerek ve metroyu kullanarak gittik.


ilk durağımız hermitage museum oldu. zira açılışından önce kapısından kuyruklar olan bir müze burası! erken gitmezseniz, girmek için çok fazla beklemek durumunda kalabilirsiniz...


hayatımda gördüğüm bu en büyük müzeydi! 3 milyondan fazla esere ev sahipliği yapan müze, günlerce gezilebilir, yine de bitirilemeyebilir! fakat bizim o kadar vaktimiz olmadığından 2-3 saat gezip çıktık.

ikinci durağımız rusyanın politik tarihi müzesi oldu. 1800-2000 yılları arasında rusya'nın politik tarihine dair belgelerin fotorafların sergilendiği bir müze.

(lenin'in çalışma odası)

ardından mavi camii'yi ziyaret ettik.


sonrasında rabbit island'dan geçerek mumya müzesi'ni ziyaret ettik.







civardaki bir kilisede ayine denk geldik ve izledik.


gün boyu yürümekten ve müzelerde bilgi bombardımanına maruz kalmaktan yorgun düşmüştük. akşam yemeğimizi burger king'de hızlıca hallederek, günün notlarını almak ve dinlenmek üzere otel odalarımıza çekildik.

gezinin 9.günü (05.04.2015 pazar)

sabah yine otelde yaptığımız keyifsiz kahvaltının ardından ilk durağımız yolumuzun üstündeki ermeni kilisesi (st catherine armenian church) oldu. 


kısa bir ziyaretten sonra, bugün için asıl amacımız olan voskresenia khristova kilisesi'ni, nam-ı diğer, kanlı kilise'yi (church of the savior on spilled blood) görmek üzere yürümeye devam ettik. 
griboedov kanalı'nın kıyısına inşa edilmiş kanlı kilise, hakikaten muazzam bir yapı! 


her yıl yüzbinlerce turist tarafından ziyaret edilen kilise, gerçekten görülmeye değer... 1881 yılında çar ii. alexander’ın suikaste uğradığı yerde yapılan 5 kubbeli, rus mimarisinde yapılmış kilisenin en yüksek kulesi 81 metre olup suikastin gerçekleştiği tarihi ifade ederken, 67 metre uzunluğundaki 2. kubbe de çarın öldüğü yaşı simgelemekte imiş. 


gezimiz ne yazık ki, burada sona ermek durumundaydı. çünkü, 15.25'te kouvala'ya ve oradan da 18:45 joensuu'ya tren biletlerimiz hazırdı.


saat 22.00'de joensuu'ya varmıştık. hemen istasyonun karşısındaki hotel kimmel'e son bir gece daha kalmak üzere giriş yaptık.

her güzel şeyin sonu vardı...
bu gezi de böylece sona eriyordu...
ertesi sabah türkiye'ye dönecektik...
neyse ki, yanımızda, iki yıl sonra bile hatırlayınca mutlu eden bir sürü anımız vardı:)


Pazar, Ocak 08, 2017

life pinner- yurt dışı- 16 ülke 35 şehir

yakın zamanda haberdar olduğum bir mecra life pinner...
duyar duymaz heyecanlandım, telefonuma yükledim, hızla işaretledim gördüğüm yerleri. ancak daha fazla/ başka bir fonksiyonu olmadığından (ya da varsa, ben keşfedemediğimden) öylece kaldı. beni motive eden, ilgimi çeken bir uygulama olmaya devam etmedi.
sonra birden aklıma burada kendi life pinner'ımı oluşturmak geldi! ne de olsa yazmayı/paylaşmayı en çok sevdiğim yer burası;)

yurt içi ve yurt dışı olarak ayrı ayrı yazmak istiyorum.
önce, elbette, daha çok heyecan verici olan yurt dışı seyahat deneyimlerim!!!

haydi kronolojik olarak başlayalım;)

*** 2005-2006
daha- önce bir yazımda bahsettiğim gibi, gittiğim ilk ülke almanya. üniversitedeyken, erasmus öğrenci değişimi programı ile gittim almanya'ya. 
oraya gitmişken komşusu olan hollanda ve fransa'yı da biraz gezdim. 
elimde 6 aylık schengen vizem, cebimde ziyadesiyle hibem ve dahi bolca vaktim varken diğer komşularından danimarka, isviçre ve polonya'yı görmediğime çok pişmanım...
ama, pişmanlık fayda etmiyor elbette... hem kendime çok da haksızlık etmeyeyim.
sonuçta 19 yaşındaydım, çok deneyimsiz ve bilgisizdim. o halimle ve o koşullarda (öğrenci değişim programları henüz yaygın değil, sosyal medya diye bir şey yok, hatta internet kullanmıyorum- henüz dünya küreselleşmemiş yani:)) bu kadarına bile  cesaret ettiğimden belki de kendimi kutlamalıyım aslında. o yaşta tek başıma 3 ülke, 7 şehir görmüş oldum böylelikle...

1. almanya
-bremen
-hannover
-hamburg
-berlin
2. hollanda
-amsterdam
-gröningen
3. fransa
-paris


*** 2010 yılında artık iki yıl önce lisans eğitimimi tamamlamış, 1 yıldır istanbul'da yaşamaya ve çalışmaya başlamış bir genç kadındım. 
üstelik, artık hayatımda hayatımdakisevgiliinsan vardı! bundan sonra neredeyse tüm seyahatleri beraber yapacak, gezmelerimizin keyfine keyif katacaktık;)
hem maliyetinin düşük olması hem vizesiz olması ile, görece kolay bir başlangıç olan bir balkan turuydu ilk beraber yurt dışı seyahatimiz. gezinin beni en çok heyecanlandıran yanlarından biri de köklerime yolculuk hevesimdi...
8 kişilik arkadaş grubumuzla bir vito kiralayıp 8 günde 5 ülke, 11 şehir gezdik.

4. bosna hersek
-saraybosna
-travnik
-poçitel
-srebrenica
-mostar
5. hırvatistan
-split
-dubrovnik
6. karadağ
-budva
7. arnavutluk
-tiran
8. makedonya
-ohrid
-üsküp


***bir yıl boş geçtikten sonra, 2012 yılında yine balkanları gezdiğimiz grup ile bu sefer orta avrupa gezisi yaptık.  gruptan ayrılan ve yeni katılanlar ile bu gezide 9 kişiydik. 10 günde 5 ülke 7 şehir gezdik.

9. avusturya
-viyana
10. çek cumhuriyeti
-prag
-brno
-terezin
(2.defa) almanya 
-dresden
11. slovakya
-bratislava
12. macaristan
-budapeşte


***iki yıl yurt dışına çıkmadım. 2013'te gezi parkı vardı gündemde, 2014'te evlilik telaşımız. 2015'te acısını çıkarıp iki defa yurt dışına çıktım:)
mart ayında, çalıştığım kurumda yazdığımız bir proje kapsamında finlandiya'ya gittik. oraya gitmişken estonya ve rusya'yı da görme fırsatımız oldu. böylelikle 3 ülke ve 5 şehir daha katmış oldum heybeme:) hem de çoğu, turistik amaçlı çok öncelikli olmadığından görme ihtimalimin düşük olduğu şehirlerdi. lakin, tek başıma gördükten sonra buraları bir kez de hayatımdakisevgiliinsan ile görmek istiyorum elbette;)

13. finlandiya
-helsinki
-joensuu
-kouvola
14. estonya
-talinn
15. rusya
-saint petersburg


***haziran ayında ise, taaa 11-12 yaşlarımdan beri görüştüğüm arkadaş grubumla önce 2 çift sonra 3 çift derken bir anda 5 çift izinlerimizi ayarlayarak 10 kişi olup, bir rota yapıp yola çıktık
9 günde, 3 ülke ve 7 şehir gezdik. ülkelerden de şehirlerden de 2'sini daha önce görmüştüm. ancak aradan 10 yıl geçmişti ve 10 yıl içinde insanın bakışı, görüşü, algısı, ilgileri inanılmaz değişiyor ve gelişiyordu.
bir de bazı şehirler vardı ki, insan bir daha bir daha bir daha görmek, gezmek istiyordu. 
ki, bu gezide ikinci defa görme fırsatı bulduğum paris'i de amsterdam'ı da farklı mevsimlerde, farklı zamanlarda tekrar tekrar görmek istiyorum şu anda da. hem henüz göremediğim o kadar çok müzeleri, tarihi yerleri, güzel sokakları var ki!!!

(2.defa) hollanda 
-amsterdam (2.defa)
-denhaag
(2.defa) fransa
-paris (2.defa)
-bray dunes
16. belçika
-gent
-bruges
-brüksel


*** böylelikle 29 yaşımda 16 ülke, 35 şehir gezmişim/görmüşüm. asya ve avrupa kıtaları dışına çıkmamışım. 
bundan sonraki hayallerime, isteklerime bakacak olursak;
"artık avrupa yeter" diyordum, son zamanlarda gözümü başka kıtalara çevirmiştim aslında. 
ama; nice, alsace, isviçre, irlanda, ingiltere, italya ve ispanya'yı da görsem fena olmaz sanki;)
tabi ki yeni kıtaları görmeye de son derece istekliyim. 
uzak doğu mesela! tayland, endonezya...
güney amerika sonra! küba en çok da!
afrika elbette!!! cape town, kenya, güney afrika...
etnik rotalar!!! lübnan, mısır, hindistan...

bakalım ilk istikamet neresi olacak;)

***ilgilisi için, her bir gezinin ayrıntılı yazısı sağda "gezelim görelim" listesinde mevcuttur;)

Salı, Mart 29, 2016

finlandiya 5- joensuu dördüncü gün

kursun dördüncü günü (02.04.2015 perşembe)
bugün son okul gezimizi yapacağız. bugün göreceğimiz okul, lise düzeyinde ve mesleki eğitim veren pohjois karjalan ammattiopisto (north karelia colleges).
bizleri ilk olarak meslek liselerinin ulusal koordinatörü elektrik ve bilgisayar mühendisi ara hayrabedian karşılıyor, genel olarak mesleki eğitim hakkında bilgi veriyor.

* bu okul toplam 3 kampüsten oluşuyor ve peltola kampüsünü geziyoruz. 


* mesleki eğitim 3 yıl (120 ders haftası + 20 hafta staj/deneyim) ve bu sürede edinilen bilgiler ve beceriler yüksek öğretim ve üniversiteye gidebilmelerine imkan veriyor.

* okul 15 farklı dalda eğitim veriyor. her bölümde güvenlik eğitimi alıyor öğrenciler ve her atölyede ilk yardım dolabı mevcut.

* öğrenciler için yurt dışı deneyimi imkanı var (international prepatory training).

* bu okulda da öğrenme güçlüğü ya da dikkat eksikliği gibi zorluklar yaşayan öğrenciler için küçük grupla destek eğitimi alabilecekleri small classes var.

* bizim gezdiğimiz bölümler;


small engine bölümü (araba, motor ve tamir)- bu bölüme gerçek müşteriler geliyor ve para ödeyerek hizmet alıyor.
yapı bölümü (boya, badana, tavan, zemin)
elektrik (ev)
elektrik (şantiye)
bilgisayar
sağlık hizmetleri
turizm ve catering (öğle yemeğimizi öğrencilerin pişirip servis yaptığı uygulama restoranında yedik)


* bugünkü okul gezimizde bir defa daha anlıyorum ki; eğitim sisteminde meslekler arası ayrımcılık güdülmüyor. herkesin ne olmak istiyorsa, ne konuda becerikliyse onu iyi öğrenmesine fırsat veriliyor. iyi bir tamirci, iyi bir berber, iyi bir mühendis ya da iyi bir öğretmen... kim ne iş yapacaksa, o işin eğitimini alarak işini iyi yapacak biçimde yetişiyor uygun okullarda. 
ve böylelikle herkes işini severek ve ustalıkla yapıyor. bu da gelişmiş bir toplum olmalarını sağlıyor sanırım...

okul gezimizden sonra, esa bizi yakında bir yere götürüyor. cesareti olanlar bir fin adeti olan ice swimming deneyecek! tesislerde sıcacık duşlar var. ve insanlar sıcak duş alıp, buz gibi suya giriyorlar, çıkıp tekrar saunaya giriyorlar. ben tabi ki, yapmadım böyle bir çılgınlık! ama merak da etmedim değil:)


daha sonra yemek yiyip otelimize döndük. bugün otelde son günümüz. zira yarın kursun son günü ve biz kurstan hemen sonra hafta sonunu geçirmek üzere st petersburg'a gideceğiz.

otelde bu akşam da karaoke organizasyonu var. fark ediyoruz ki, karaokede mikrofonu alan herkes -sesi muhteşem olmasa da- ritimle şarkı söylemeyi biliyor. bir defa daha, okullarında adam gibi müzik eğitimi de aldıklarından her vatandaşın temel müzik bilgisine sahip olduğunu gözlerimizle görmüş oluyoruz... 
bizde ise, eğer kendini yetiştirmiş bir birey olmak istiyorsan, okullar bunu yapmadığından, okul dışındaki saatlerde nasıl da kurstan kursa koşarak yorulmak zorunda kaldığımızı hem kendi okul yıllarımızdan hem de şimdi çevremizdeki çocuklardan biliyoruz sanırım...


devam edecek...

Pazar, Mart 20, 2016

finlandiya 3- joensuu ikinci gün

kursun ikinci günü (31.03.2015 salı)
kursumuzun ikinci gününde esa bizi yine otelimizden alıyor. programımızın ilk adımı pataluodon koulu (pataluoto comprehensive school) isminde ortaokul düzeyinde bir okulu ziyaret etmek.
okulda bizimle müdür yardımcısı eli ilgileniyor. öncelikle bir odada okul hakkında genel bilgiler alıyoruz, sonrasında okulu gezerek bilgilerimizi pekiştiriyoruz.


okul hakkında genel bilgiler şu şekilde:
*burası 7.-9. sınıflar arası eğitim veren bir okul, yani öğrenciler 13 ile 15 yaş aralığında.
*okulun önemli özelliklerinden biri finlandiya'da drama eğitimi veren tek okul olması. diğer okullarda da farklı yetenek alanlarına göre oluşturulan farklı sınıflar var (matematik sınıfı, biyoloji sınıfı, sanat sınıfı vb).
*okulda ayrıca spor sınıfı da var. drama ve spor sınıflarına kaydolabilmek için, öğrencilerin bir değerlendirmeden geçmeleri gerekiyor.
*okul ayrıca, özel gereksinimli öğrenciler için oluşturdukları esnek ve öğrenci dostu programlarla ünlü. en fazla 8-10 öğrenciden oluşan özel eğitim sınıfları var. öğretmen hariç, 15 asistan mevcut.
özel eğitim uygulamalarının mümkün olduğunca genel eğitimin içinde devam ettirilmesi uygun görülüyor. ancak ağır zihinsel veya bedensel engelliler için joensuu'da bir okul var.
engelliler 16 yaşında emekli olabiliyor ve imkanlardan yararlanabiliyor.
aile engelli birey için verilen parayı onun aktivitelerine harcamak zorunda, 5 defa aktiviteye gidilmeme durumunda ücret kesilebiliyor.
*okula kaydolan göçmen öğrenciler için hazırlık sınıfı mevcut. okuldaki 480 öğrencinin, %10'u göçmen.


*okulun bir hemşiresi var, ayrıca haftada 1 gün doktor, haftada 2 gün sosyal çalışmacı ve yine haftada 2 gün psikolog ziyaret ediyor. ayrıca okulda zaten öğrenci danışmanı görev yapıyor. öğrenci danışmanı daha çok eğitim ve kariyer danışmanlığı görevini üstlenirken, daha bireysel zorluklarla psikolog ya da sosyal çalışmacı ilgileniyor.
*okulda serbest zamanlar için etkinlikler var, öğrenciler ilgilerine göre katılabiliyorlar. (bizdeki gibi boş derste 40 çocuk sınıfa tıkılıp "kendinize ilgilenecek bir şey bulun, dışarı çıkmayın, ses yapmayın" denmiyor yani:/)
*ayrıca yılda iki defa camping isminde etkinlik düzenleniyor. şehir tiyatrosu, senfoni orkestrası ve müzelerle işbirliği halinde sanat ve kültür etkinlikleri, spor günleri düzenleniyor.
*sınıf mevcutları maksimum 24-25 öğrenci. haftalık ders saati 30. dersler 45 dakika.
*ortaokul zorunlu eğitim kapsamında olduğu için kitapları okul veriyor.
*ayrıca her okulun yemekhanesi var ve zorunlu eğitim düzeyinde öğle yemeği ücretsiz.
*öğrenciler de öğretmenler de okula girdiklerinde ayakkabılarını çıkarıyor ve okulda terlik/çorap ile dolaşıyor. yerden ısıtma sistemi sayesinde yerler sıcacık. giyim elbette serbest! küpeli ve parmak arası terlikli müdürler bizde imkansız olsa da orada çok normal...


*sınıflar branşa göre düzenleniyor ve ders programlarına göre dersin sınıfında alıyor dersi öğrenciler. uygulamalı eğitim sistemleri beni gerçekten çok etkiledi. ev ekonomisi sınıfı (yemek pişiriyorlardı), kimya sınıfı, fizik sınıfı, tekstil sınıfı (dikiş dikiyorlardı), ağaç- metal sınıfı (bildiğin marangozluk eğitimi) ve normal sınıf (dil eğitimine denk geldik) dışında göçmen hazırlık sınıfını, özel eğitim sınıfını ziyaret ettik. 


girdiğimiz her sınıfta öğrenciler son derece sessizdi ve derse ilgi gösteriyordu.


*öğretmenler odasını da ziyaret ettik. öğretmenler odasında mutfak da var. herkes kendi çayını, kahvesini kendi demliyor. (ziyaret ettiğimiz her okulda bunun böyle olduğunu gördük) dikkatimizi çeken bir diğer nokta da öğretmenler odasında ayaklı tahta olması ve haftanın planının yazıyor olması oldu. her pazartesi sabahı tüm öğretmenler toplanıp haftanın planını, önemli etkinlikleri konuşuyorlarmış. böylece kurum içi iletişim sıcak bir biçimde sağlanmış oluyormuş.

okulu gezdikten sonra oradan ayrılıp otele döndük ve otelin toplantı odasında esa bizlere farklı, yeni, güncel okullar ve eğitim projeleri hakkında bir sunum yaptı.
hem ziyaret ettiğimiz 2 okuldaki gözlemlerimi hem de esa'nın  iki gündür bizimle paylaştığı bilgileri düşündüğümde finlandiya eğitim sistemi hakkında kafamda oluşan izlenimleri not almışım defterime:

*ilk gözlemim kendi branşıma yönelik elbette... ülkemizde okullarda görev yapan pdr mezunları (psikolojik danışman ve rehber öğretmen) ne en tepedekiler ne okul idarecileri ne diğer öğretmenler ne veliler ne de öğrenciler tarafından tam olarak tanımlanabilmiş değil. ucu açık ve gücü sonsuzmuş gibi görünen görev tanımının yanı sıra yetkisi küçücük. ortalama 1000 kişilik okullarda tek başına çırpınıp, takdir göremeyip yetersizlik duygularıyla tükenmişlik yaşamakta çoğu meslektaşım. 
finlandiya'daki okullarda ise öğrenci danışmanı olarak tanımlanıp, sadece öğrencilerin ilgi ve yeteneklerini tespit edip yönlendirme görevi var. öğrencilerin davranış problemleri ile, arkadaşlık problemleri ile, ailevi problemleri ile sosyal çalışmacı ya da psikolog ilgileniyor.
*öğrenci öğretmen ilişkileri son derece sıcak ve hiyerarşisiz. 


*herkes kendi işini kendi yapıyor. örneğin yemekhanede tabak kıran 13 yaşındaki çocuk gidip süpürge faraşı alıp kendi temizleyebiliyor. yine atölyelerde küçücük öğrenciler dikiş makineleri, ocaklar, testereler ile rahatlıkla çalışabiliyor. böylelikle çocuk yaştan yaşam becerileri ve sorumluluk duygusu kazandırılmış oluyor sanırım.



*sıralarını beklemeleri beni inanılmaz etkiledi. bizim kantinlerdeki itiş kakış kesinlikle yok. herkes sıraya girip sakince yemeğini alıyor. öz denetimleri hayranlık uyandırıcı!
*bizde kimi okullarda kapılar, merdivenler bile ayrıştırılırken, finlandiya'da öğrenci ve öğretmenler için ayrı tuvaletler yok.
*5 milyon nüfuslu finlandiya'yı 80 milyonluk türkiye ile karşılaştırmak neresinden baksan uygun değil belki de... velhasıl orada insan az, imkan bol. 
bizde ise tam tersi... belki de bu nedenle, herkes birbirini geçme/ezme derdinde...

devam edecek...

Perşembe, Mart 17, 2016

finlandiya 2- joensuu ilk gün

"devam edecek" dediğim yazımdan devam edecek olursam;)

kursun ilk günü (30.03.2015 pazartesi)
joensuu şehrinde ilk sabahımız. şehir dediğime bakmayın; zaten hepi topu 5 milyon nüfuslu ülkenin (istanbul'un 4te 1'i!) kuzey karelia bölgesinin başkenti sayılan joensuu'nun nüfusu yalnızca 75000.
bugün kursun ilk günü olacak.
bir önceki akşam bizi havaalanından alan esa raty, bu sefer de otelimizden almaya geliyor bizi. yhtei skoulu diye lise düzeyinde bir okula geliyoruz. esa, burada  tarih öğretmeni olarak çalışıyor. aynı zamanda edukarjaala isminde bir eğitim merkezi var- ki bizim projemiz resmi olarak edukarjaala ileydi.-


kursun bu ilk gününde finlandiya tarihi, coğrafyası ve eğitim sistemi hakkında pek çok bilgi alıyoruz. 

*ilk öğrendiğimiz şeylerden biri; fince ve isveççe'nin birlikte resmi dil oluşu ve her yerde ikisinin de yazma zorunluluğu. zira 200bin isveçli yaşıyormuş finlandiya'da

*bir diğer bilgi ise ülkede küçükler sayılmadığında tam 88bin gölün bulunduğu. adeta bir göller ülkesi finlandiya. zaten uçak havalanırken ve inişe geçtiğinde bu güzel gerçeği gözlerinizle görebiliyorsunuz. 

* bir de fin'li insanların genel özelliklerinden bahsetti bize esa. ilk söylediği güvenilir insanlar olduğu idi. onu n dışında, sabırlı, sessiz, utangaç, çalışkan, temiz, dakik, alkole düşkün, sauna sever, iyi ingilizce konuşan, dindar olmayan, yüksek eğitimli, kibar, ahlak açısından bozulmamış, patates seven, soğuk hava seven, motor sporları ile ilgilenen, bembeyaz kişiler olarak tarif etti genel olarak. zaten bir kısmını 2 gün geçirdiğimiz helsinki'de deneyimlemiştik. diğer özellikleri de bir bir deneyimleyecektik bu 5 günde... 

pisa sonuçlarına göre temel eğitimde uzak doğu ile birlikte en başarılı ülke ünvanını yıllardır bırakmayan finlandiya'nın eğitim sistemi ile ilgili bugün edindiğimiz bilgilere geçecek olursak;


* ülkenin bağımsızlığını ve sınırlarını kazandığı 1920 yılında "herkesin öğrenme hakkı var" görüşü ile eğitim devlet tarafından zorunlu kılınıyor. 17. yy'da lutherian kilisesi'nin herkesin incil'i okumasını zorunlu kılması nedeniyle zaten herkes yüzyıllardır okuma yazma bilir durumdaymış.

* ilkokulların mevcudu 100'ü geçmezken lise ve meslek okullarında bu sayı artabiliyor.

* tüm finlandiya'da 80'den az özel okul var, okulların %99'u devlet okulu ve vatandaşlar devletin verdiği eğitime güveniyor. sanırım, bunu pekiştiren bir uygulama olarak "açık eğitim" sistemi var. yani isteyen gelip dersi izleyebilir.

* eğitimde belediyeler devletle yükü paylaşmış durumda. temel ve ortaokul düzeyindeki okullar belediyenin sorumluluğunda. belediyenin yetkileri arasında; okul açma, kapama, öğretmen sağlama, ders programlarını belirleme, okullar arası ilişkiyi sağlama, okulların kaynaklarını karşılama vb mevcut. halk, belediyeye de vergi ödüyor. 

* okulların müdürlerini de belediyedeki eğitim meclisi belirliyor. öğretmeni ise, adaylar arasından okul müdürü seçiyor. böylece ekibini oluşturarak verimli bir çalışma ortamı sağlanıyor (yukarıda bahsettiğim gibi, ahlaki açıdan bozulmamış bir toplum olduklarından işe almada hemşoculuk, adam kayırmaca işlemiyor elbette...) 

*eğitim kademeleri şu şekilde:
 -0-5 yaş- erken çocukluk eğitimi ve bakımı--- ücretli (gelire göre ücret alınıyor). 3 yaşından itibaren zorunlu.
 -6 yaş- okul öncesi eğitim-1 yıl--- zorunlu ve ücretsiz. okula hazırlık için temel beceriler.
 -7-16 yaş- temel eğitim- 9 yıl--- ilk 6 yılı ilkokul (sınıf öğretmeni ile), son 3 yılı ortaokul (branş öğretmenleri ile). eğer mezuniyet notu iyi olmazsa, bir yıl daha burada okuyup notunu yükseltme fırsatı var.
 -lise- 3 yıl--- zorunlu değil. temel eğitimin sonunda "matriculation exam" diye bir sınav ile ilgi ve yeteneklerine göre mesleki eğitim veren ya da genel liselerden birine devam ediliyor. sınıfta kalma yok, dersten geçmek/ kalmak var (kredili sistem gibi) 
 -üniversite--- lisenin son yılında yapılan bir değerlendirmeye göre üniversitelere yerleşiliyor.

* eğitim sisteminde en çok önemsenen alan anadil ve edebiyat. sınavlar klasik ve her sınavda kompozisyon var.

* maarif müfettişi 30 yıldır yok! öğretmene güven tam.

* öğretmenlik, ilkedeki en prestijli meslek. üniversitede öğretmenlik eğitimini en yüksek başarı gösteren öğrenciler alabiliyor. örneğin geçen sene bir üniversiteye 1504 başvuru olmuş ve sadece 70 kişi yerleşebilmiş. her öğretmen master seviyesinde (sadece okul öncesi öğretmeninin master yapma zorunluluğu yok; ama, zorunlu olmasa da yapıyor onlar da).
teacher training school denilen öğretmenlik eğitimi veren üniversitelere bağlı (kız meslek liselerindeki anaokulu mantığında) okullar var ve öğretmenlik eğitimi alanlar orada 2 yıl staj yapıyorlar, üniversite hocaları tarafından izleniyorlar.

* öğretmenler kadın ağırlıklı ve müdürler erkek ağırlıklı (sanırım tek benzer yanımız:/).

* ülkemizde herkesleri pek rahatsız eden, öğretmenlerin çalışma gün ve saatleri meselesine bakacak olursak, benzer şekilde yaz tatili ve ara tatil mevcut. yıllık çalışma günleri 190 okul günü +3 çalışma günü (bizdeki seminer, yıla hazırlık mantığı).

* maaşlar da ülkemize benzer biçimde girdiği ders saatine göre 3000-4000 euro olarak değişiyor. ("vaauv 9bin 10bin" demiyoruz, zira ülkede zaten her şey euro ile olduğundan yine bizdeki 3bin 4bin tl ye tekabül etmiş oluyor)

* okulların kurumsal yapısı;
 -teaching staff (öğretmenler)
 -student welfare team (destek ekibi- eğitimsel konularda destek olan rehber öğretmen, psikolojik destek veren okul psikoloğu, öğrenme güçlükleri ile çalışan özel eğitim öğretmeni)
  -administration (yönetim)

* öğrenciler geri kaldıkları bir dersin öğretmeninden randevu alıp birebir tekrar edebiliyor.

* din dersi var. kiliseye bağlı olmayanlar onun yerine "hayata bakış" dersi alıyor. (felsefe gibi)

* sınıfta kalma var; ama kalan 1 yıl özel eğitim ile destekleniyor.

* -bizdeki gibi- farklı gelişenler için bazı okullarda özel eğitim sınıfı var.

* engelli hakları bizdekine benzer biçimde, fiziksel ve zihinsel engel için aileye devlet tarafından ödenen ücret var ve ulaşım giderleri de devlet tarafından karşılanıyor.
*****

kursun ilk günü böylece yarılanmış oldu. öğleden sonraki program, "carelicum" müzesini gezerek finlandiya tarihi ve kültürü hakkında öğrendiklerimizi pekiştirmekti.


müze gezimiz bitince esa bizi -ne yazık ki ismini bilmediğim- kırsal bir bölgeye getirdi. 


finlandiya'nın kültürünün temel şeylerinden biri olan ren geyiklerinin yaşadığı, bunglow evlerin olduğu çok güzel bir ormanlık alandı burası. 


bungalovlardan birinde odun ateşinde oturup ev yemekleri yedik.


oradan ayrılırken çiftliğin sahibi her birimize geyik boynuzu hediye etti (meğer ezilip yendiğinde cinsel gücü artırıyormuş:)) denemedik ama, yine de bu bilgiyi sizden esirgemek istemedim:))


oldukça verimli ve yoğun geçen bu güzel günün ardından dinlenmek üzere otelimiz kimmel'e döndük.

devam edecek...