Böyle yaşıyor o/ Ne kimseye gösteriş olsun diye ne birisini etkilesin diye/ Nasıl da içtenlikle seviyor yaşamı ve güzellikleri...
Perşembe, Ekim 28, 2010
Pazartesi, Ekim 25, 2010
dolmuş maceralarım- bilmem kaç
(allah muhafaza) ben şişman olsam;
dolmuşta, otobüste vs. yanımdakini cama yapıştırıp sıkıştırmak yerine, yarım oturmayı tercih ederdim bence.
şişmanlığımın bedelini yanımdaki zayıfa ödetmezdim sanırım.
sürgün
şimdilerde şaşıyorum ben kendime...
soruyorum kendime:
"izmir'i bırakmayı nasıl göze alabildim ben?
nasıl düşündüm izmirsiz, ailemsiz yaşayabileceğimi?"...
soruyorum kendime:
"izmir'i bırakmayı nasıl göze alabildim ben?
nasıl düşündüm izmirsiz, ailemsiz yaşayabileceğimi?"...
Etiketler:
ablam,
annem,
ben annemi özledim,
ben köyümü özledim,
istanbul,
izmir
Pazar, Ekim 24, 2010
nihayet bir kitap daha bitmiştir
"nihayet" dediğime bakmayın. kendisi sayfa sayısı itibariyle ortalama 3-4 kitaba bedeldir. (yazar, 27 mayıs 1960 öncesi ülkenin sosyopolitik durumu arkaplanında, bir aşk/yalnızlık hikayesi anlatıyor)

6 adet siparişim de geldi yeni. 2'si doğrudan mesleki. diğerleri ise;
* mahur beste- a. h. tanpınar (varlığını yakın zamanda öğrendim, merak ettim)
* 1984- g. orwell (uzun zamandır okumak istediklerim listemde)
* gözlerim sığmıyor yüzüme- küçük iskender (henüz okumadığım, merak ettiğim şair)
* mutlu çocuk mutsuz çocuk- eyüp sabri ercan, atilla turgay (kısmen mesleki kısmen kişisel merak)
yakın zamanda edinmek üzere aklımda 2 tane daha var:
* karısını şapka sanan adam- oliver sacks
* dokunmayın portakalime- bilal civelek
Etiketler:
bir gün tek başına,
kitap,
vedat türkali
ben kendim

istisnasız her sabah bir şarkıyı dinleme arzusuyla uyanıyorum. işbu şarkıların yelpazesi de öyle geniş ki...
güzel bir sese sahip olmadığıma üzülüyorum sıklıkla. fevkalade olmasa da, şarkı söyleyebilir düzeyde olması yeterdi, zira, şarkı söylemeyi pek bir seviyorum.
taa küçüklükten beri yaşadığım bir duygu bu. daha küçücükken, özlem tekin dinlerken, onun gibi bir sesim olmasını isterdim, sonra the cranberries'in solisti aldı onun yerini vs...
toplu taşıma araçlarında kitap/ gazete okurken, kendim keyif alırken/ zamanımın boş geçmiyor olmasına sevinirken, bir yandan da topluma örnek olma isteği/ hedefi taşıyorum içimde bir yerlerde...
hemen her akşam oje sürüyorum. ama pek azında asetonla temizleyerek girişiyorum işe. genelde sistemim şu; ojesiz tırnağa tek kat açık renk oje, tek kat olduğu için ertesi gün sonunda bozulur, o gün biraz daha koyu bir oje ile rötuşluyorum, o iki gün gidebilir, ondan iki gün sonra da mürdüm/ bordo gibi en koyularla üstünden geçiyorum, o da iki gün gidiyor vs...
tüm bunlar bir yana da, kendimi seviyorum ben!
bunu bilinçli olarak ilk fark edişim de sanırım şu şekilde olmuştu:
epey yıl önce çok yakınlarımdan biri ergenlik ya da depresyonun etkisiyle benlik saygısını yitirmek üzereydi, kendinden hoşlanmıyor, başkalarına özeniyor, herkesi kendinden daha iyi görüyordu. bilmemkimin yerinde olmak istediğini söylemişti birgün. biraz üzerine gittiğimde, bunu öylesine söylemiyor olduğunu, göz göre göre kendini hiçe sayabileceğini fark etmiştim.
çok şaşırmıştım. insan kendinden nasıl vazgeçerdi?
o an anlamıştım sanırım;
o an anlamıştım sanırım;
tüm eksiklerimle, kusurlarımla ve sahip olduklarımla değişmem kendimi kimselere...
bir de size bir havadisim var:
efsane moda yaratımı/ürünü/tasarımı "füzo" geri döndü! bkz. koton.
Etiketler:
füzo,
kitap,
ruh hallerim,
sevdiğim şarkılar,
toplu taşıma maceralarım
Perşembe, Ekim 21, 2010
yeniden müzik dinlemek yollarda

mp3 player'ım var yeniden.
kulaklıkla müzik dinlemenin ayrıcalığına ve keyfine vardım ben yine.. melodiyi tüm ayrıntılarıyla duyarak.
bir de ruhuma iyi gelen müzikler koydum içine.
herkese iyi gelir gibi geliyor o şarkılar.
hatta sağaltım/ rehabilitasyon için araç olabilir bence. (benden başkası da düşünmüştür bence bunu, hatta uygulamıştır bile bence)
şiddet eğilimlilere/ suç işlemişlere müzikli terapi mesela... edith piaf dinleseler mutluluk hissetmez mi onlar da, yaşam sevinci ya da...
Etiketler:
düşünce,
edith piaf,
psikolojik danışman,
ruh hallerim,
sevdiğim şarkılar
beni mutlu etmek isteyen, beni öğrenci sansın!
nasıl hoşuma gidiyor insanların beni öğrenci varsayması...
hele bir de olmadığımı öğrendiklerinde şaşırırlarsa keyfime diyecek olmaz; ballandıra ballandıra anlatırım. "2 yılı geçiyor mezun olalı, çalışıyorum" vs.
en çok da "öğretmenim" diyince şaşırıyorlar. sanki hadi çalışıyor olmam neyse de öğretmenlikle özdeşleştiremiyorlar sanırım...
(öğretmen de değilim zaten, okulda çalıştığım'çün muhabbet uzamasın istediğim durumlarda/ karşımdakinin anlamayacağını düşünüyorsam öyle geçiştiriveriyorum)
Etiketler:
büyümek,
psikolojik danışman,
ruh hallerim
Pazar, Ekim 10, 2010
önce ben istanbul'dan soğudum/ istanbul soğudu sonra...

istanbul benim için keşfedilmesi, gezilip tanınması gereken şehirdi. "3-5 yıl yaşanmalı" derdim. geçen yıl oldukça da keyifli bir yıl geçirdim.
lakin bu yıla pek parlak başlayamadım maalesef...
arkadaşımın arkadaşı bıçaklandı önce istiklal'in orta yerinde; can verdi genç yaşında, hiç uğruna...
bir başka tanıdığım gasp edildi sonra...
deprem oldu üstüne...
hevesim kaçtı... geçen yılki neşemden, keşfetme arzumdan eser kalmadı.
"bir yıl yetermiş" diyorum şimdilerde, tez zamanda kaçıp gitme planları yapıyorum...
Etiketler:
cadde-i kebir,
istanbul,
istiklal caddesi,
izmir
Cuma, Ekim 08, 2010
"yaşamak değil, beni bu telaş öldürecek"
dediği gibi çok sevdiğim muhterem şairin;
ben de ölmesem de bayılıp kalacağım birgün telaşımdan...
aklıma sığmayan küçüklü büyüklü "yapılacaklar" listemden...
hep "tamam"lamaya çalışmaktan...
bir türlü "tamam"layamamaktan...
bitmemiş işler'ime saplanıp kalmaktan...
dünyayı güzellik kurtaracak

Ada
Bir kıyıdan baktım dünyaya
Ellerimde tuz avucumda sedef
Bir mavilik bir açıklık
Özgürlük hasreti yüreğime vuruyor
Nerede nerede insanlar
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey
0 üzüntü birden gelir
Yağmurlu havalarda
Yeniden kurarım dünyayı ben kederlerle
Kimseler aşık değil mi bu şehirde
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey
Hava, martılar ışıklı şehir
Sarhoş ediyor beni yosun kokusu
Hilesiz kucaklamak istiyorum
Dünyayı, şehri ve seni
Dünyayı güzellik kurtaracak
Bir insanı sevmekle başlayacak her şey
Etiketler:
dünyayı güzellik kurtaracak,
sait faik,
şiir,
zülfü livaneli
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)