Pazar, Nisan 15, 2012

son zamanlarda okuduklarım izlediklerim, kısa kısa

çocukluğun soğuk geceleri:
geçen yıl seyyar sahne'nin tek kişilik oyununu izleyerek tanışmıştım tezer özlü ile.. 
iç dünyasından çok etkilenmiştim, daha çok tanıma arzusu duymuştum. nihayet, yakın zamanda edindim kitabı ve bir çırpıda okuyup bitirdim. ne çok şey sığdırmış 65 sayfaya, tıpkı 43 yıllık hayatına sığdırdığı onca duygusal yaşantı gibi.. 
çok güzel cümleler kuruyor, çok güzel saptamalarda bulunuyor tezer özlü.. okumak ve tanımak gerek sanırım.

the help:
henüz okuyamasam da filmi dün izledim.
gerçekten önemli bir film! 1960'ların mississippisi'nde var olan ırkçılığı en çirkin tezahürleriyle gösteriyor.. korku verici, insanlıktan utandırıcı! 
oyunculuklar, dekor, dönemin havası çok başarılı. özellikle de minny'nin oyunculuğu takdire şayan!

şahane misafir:
ferzan özpetek sever biri olmama rağmen, beni tatmin etmemiş bir film, maalesef. 
yorumlarınızı merak ediyorum?

beşir'le vals:
savaşa lanet okutan bir film daha!
oldukça başarılı.

el yazısı:
naif kasaba hikayesi.
pek "olmuş" olduğunu söyleyemeyeceğim. hikaye birleştirmeceler, aynı anda pek çok şeyi anlatmaya çalışmacalardan sıkılmış da olabilirim.

black:
bu zamana dek, varlığından bile haberdar olmadığım çok başarılı hint-amerikan yapımı bir film.
başta özel eğitim/ psikoloji profesyonel çalışanlarına olmak üzere, kesinlikle önerebileceğim bir film!

casino:
yıllar öncesinden bir yeraltı filmi. değişmeyen üçlü: suç, para, güç...
robert de niro ve sharon stone'un performansı için bile izlenebilir.

stealing beauty:
izlemeyi pek bir istediğim bir filmdi yıllardır.
ancak, izlediğimde, niçin bu denli önemli bir film olduğunu anlayamadım açıkçası...


taze aşçıdan öneriler ;)

ne yaparsan yap
eğer istiyorsan onda tat
içine sarımsak kat
:)
gerçekten de böyle bence. domates çorbası olur, fırında tavuk olur, bulgur pilavı olur, ev pizzası olur, soslu makarna olur, zeytinyağlı barbunya olur.... farklı türdeki pek çok yemeğe lezzet veren temel şeylerden biri bence sarımsak. ne bileyim benim gözümde bir tuz bir zeytinyağına eşit.
sarımsağa bu kadar övgü yeter sanrıım;)

sıra bir diğer değerli  besinimiz yoğurtta.
aynı şekilde, her şeye çok yakışan bir şey o da.
her yemeğin yanına yakıştığı gibi, pratik ve leziz meze/salatalar için de ideal. rendelenmiş salatalık, rendelenmiş havuç, kuru nane, ince doğranmış dereotu, rendelenmiş kereviz, doğranmış semizotu ile karıştır kısa sürede müthiş yiyecekler hazırla!
yoğurda da bu kadar övgü yeter sanırım;)

afiyet olsun:)

* takdir edersiniz ki, bittabi sarımsaklı yoğurt da dünyadaki en lezzetli şeylerden biri!

Perşembe, Nisan 12, 2012

mim 3

sevgili maviumut mim'lemiş beni:
öncelikle kendisine teşekkür edip, oldukça keyifli görünen bu mim'i cevaplıyorum hemen, buyrun:
1. yemek olsam ne yemeği olurdum?

sevmediğim yemek/ yiyecek yok esasen; lakin tatlıya bir başka düşkünüm sanırım. 
bu nedenle J'adore chocolatier&cafe'nin o güzel o yoğun o tazecik o leziz çikolatalı pastası olmak isterdim! 
2. müzik aleti olsam ne olurdum?

yaylı çalgılardan keman, viyola ya da çello!
farid farjad gibi ustaların elinde insanları dinlendirmek ve mutlu etmek hoşuma giderdi.

3. araba olsam ne olurdum?

arabaların teknik özelliklerinden anlamayan, sadece görünüşünün sevimliliğine kanan insan grubundan olduğumdan, elbette ki woswos :) ya kaplumbiş ya da hippi minibüsü!
4. aylardan hangisi olurdum?

eylül ya da nisan.. yurdumun tam gezme havaları zira;) 
bir de başlangıcı çağrıştırıyorlar bana, ve yenilenmeyi...

5. ayakkabı olsam hangisi olurdum?

kesilikle topuklu ayakkabı, bantlı olanlarından olsa ne ala:) 
dolgu ya da platformlulardan olmalı bir de!



6. kıyafet olsam hangisi olurdum?

elbise!
hem rahat hem şık; "altına/üstüne ne giysem?" derdi de yok, temiz iş;)

7. renk olsam ne olurdum?

tüm renkleri çok seviyorum esasen; lakin pembenin yeri bir ayrı;)

8.hayvan olsam hangisi olurdum?

bağımsız, özgür fakat uysal, sevimli, temiz bir kedi olmak isterdim!


9.şu an okuduğum kitabın 137.sayfasında ne yazıyor?

şu an elimde henüz okumaya başlamadığım "şibumi" var. 137. sayfasını okudum, dikkatimi çeken bir cümle:

"japonların birçoğu, kazanan tarafın yaptığı propagandanın, kaybeden tarafın tarihini oluşturduğunu fark edemiyordu."

cevaplarken keyif aldım ben, cevaplamayı arzu eden herkese gönderiyorum bu nedenle;)


Çarşamba, Nisan 11, 2012

my best friend's having a baby

yazımda bahsettiğim arkadaşım hamile. 
ilk defa bunca yakın olduğum birinin bebeği olacak. heyecanlıyım ben de, onun adına da çok mutluyum.


onun evlendiği dönem, evlilik fikrinin benim için çok çok uzak olduğu zamanlardı. 
ilk aylarında sormuştum "nasıl bir şey evli olmak, nasıl gidiyor?" diye. 
ve öyle güzel anlatmıştı ki "çok sevdiğin kişiyi her an yanında bulmanın verdiği huzuru ve güveni, ne yaşarsan yaşa yalnız olmadığını bilmeyi, her anlamda destek alabildiğin bir insanla beraber yaşamayı"... kısaca "aile olmanın güzelliğini"...

şimdi tam bir aile olma yolunda bir adım daha attılar. dilerim daha da mutlu olurlar;)

Pazar, Nisan 08, 2012

güneşli pazarlar:)

içim kıpır kıpır 2 haftadır...
günler uzun, hava açık, güneş ısıtıyor içimizi. nihayet! :)
sürekli dışarıda olma, güzel bir şeyler yapma arzusundayım.

bu haftasonu aöf vizelerim vardı. bugün sınavım biter bitmez planlar belirdi kafamda. malum istanbul, yapılacak etkinlik gani gani!

en son 5 seçeneğe indirdim isteklerimi:
* bakırköy pasajlar, sokaklar, beyaz adam vs.ve sonrasında banliyöye atlayıp yeşilköy sahil
* tophane, antrepo 3 (van gogh alive) ve sonrasında istiklal, pasajlar, kitapçılar
* emirgan- sakıp sabancı müzesi (rembrant ve çağdaşları) ve sonrasında emirgan korusu (lale festivali), istinye, yeniköy
* halkevleri 80. yıl şenliği- sinan erdem spor salonu
* büyükçekmece sahil

sonuç olarak, hayatımdakisevgiliinsanla sessiz sakin ve denizli bir şey yapmak istediğimize karar vererek büyükçekmece'ye gidip sahilde güzelce yürüdük, köfte ekmek yedik, güneşin batışını izledik. çok keyifliydi...
ne diyim; "bahar geldi, hoş geldi" :)

Çarşamba, Nisan 04, 2012

izmir 1. boyoz festivali!!!!




heeyyy, izmir'dekiler!!!!!
hiçbiriniz kaçırmayın bence!!!
ah ne yazık ki ben katılamayacağım :(
oysa ne çok severim ben boyozu...

korkma, aşktan ölmez insan

çekiliş duyurusu!!!



güzel hediyeler ;)

Çarşamba, Mart 28, 2012

saptadığım saçmalıklar ;)


@ belediye otobüsünde "ilerler misiniz" diyen şoföre patlamak ne saçma.
"2000 kişi mi alcan, nereye ilerleyelim, yer mi var" gibi hani.
balık istifi gibi yolculuk yapmak benim de hobim değil elbette, ama, bunun suçlusu da şoför değil sonuçta.
ne yani, ilk 2-3 durak haricindeki insanların binmeye hakkı yok mu, almasın mı onları şoför?

@ daha da saçma olan bir şey varsa, o da şu:
"kolay gelsin" diyen insana "kolaysa başına gelsin" demek :)