Cuma, Nisan 10, 2015

nihayet cuma! çalışan insanın oksijeni!

"özgürlük içinde
özgürlük kafada
özgürlük
sen neredeysen orada!"


Perşembe, Nisan 09, 2015

hasret, sancıdır...


ait olamayanlara...
hep sürgünde hissedenlere...

Çarşamba, Nisan 08, 2015

mart ayı filmleri (1) ve kitapları (1)

bu ayın dökümünü yapmak hiç de zor olmadı. zira, aman allahım, ne verimsiz bir ay böyle!
yalnızca bir kitap ve bir film!

uzun zamandır her yıl için bir ajanda/takvim tutar ve her gün için notlar alırım. geçtiğimiz günlerde 2011'e ait olan geçti elime. o ne hızlı bir hayatmış! haftada 3 film, her hafta bir konser, bir oyun; onun dışında mütemadiyen gezmeler, ortamlar, mekanlar... "biz neymişiz be abi" dedim:) "hey gidi gençlik" dedim...

şimdiyse, daha çok iş, ev ve mesleki eğitimlerden müteşekkil daha sakin bir hayatım var...

bu sakin hayatımın mart ayı kitabı:

bir cinayetin psikanalizi
koridor, pegasus gibi best seller yayın evlerinin kitaplarını hiç tercih etmiyorum esasen... ve fakat, bu kitap hakkında güvendiğim kişilerden olumlu yorumlar duyunca ve bir arkadaşımın da kitaplığında görünce, kitabı ödünç olarak okuyayım dedim. konunun geçtiği bağlam çekici olmasına rağmen, hikaye uzadı da uzadı uzadı da uzadı... bir sürü isim, bir sürü mekan, bir sürü ayrıntı... not alarak okudum. bu kadar uzamasaydı, daha keyifle okunabilecek bir polisiye olabilecekken, ne yazık ki bu haliyle çok sevimli duygular bırakmadı ben de...


chef
eğlenceli, keyifle izlenen basit, yormayan bir film. kafa dağıtmak için izlenebilir. 


Pazartesi, Nisan 06, 2015

söylesene sevgilim, hangi iyiliğimin karşılığıydın?

hayatın bana cömert davranıyor olduğu hissini yaşıyorum sıklıkla...
sanki bir insanın sahip olabileceği en önemli şeylere sahibim gibi geliyor...
*sevgi dolu bir ailede doğmak
*sevgi dolu bir çocukluk
*ilgiye doyarak büyümek
(evet, arada, babamın vefatı gibi son derece acı bir kaybım ve hiç kapanmayan bir yaram var... ve fakat, ölüm Allah'tan ve hepimiz için...)
*iyi okullar, iyi eğitim
*iyi dostlar, sağlam dostluklar
*çalışabilecek güç, sağlık
*sevdiğim bir meslek
*istediğim şehirleri gezip görebilmek. gezmek görmek için heves, istek, sağlık
*maddiyata dayanan isteklerimin olmayışı
*ve her şey bir yana, son 6 yıldır, yaşadığım her şeyi anlamlı kılan hayatımdakisevgiliinsan...
anlatılamayan, aklıma düşer düşmez gözlerimi nemlendiren o güçlü bağ...
daha kıymetli ne var ki?

ister istemez soruyorum:
"söylesene sevgilim,
hangi iyiliğimin karşılığıydın?"

Perşembe, Mart 26, 2015

pms

normalde umutlu, iyimser ve mutlu bir insanım.
bir ruh sağlığı çalışanı olarak, en sık rastladığım depresyon bana hiç uğramadı diyebilirim (çok şükür).
depresyondaki danışanların çaresizliği oldukça etkiler beni...yaşama karşı bunca şevksiz olmaları, karamsar olmaları...
bir şeyi anlamak için ille deneyimlemek gerekmez belki; ama, "yaşarsam anlarım" deyişine de katılmamak mümkün değil bazen... kendimiz de tecrübe edince, doğru anlamak daha kolay oluyor sanırım bir şeyleri...
ve neyse ki benim bünyem de -galiba- bu danışanlarımı daha iyi anlayabilmem için, her ay bir hafta depresyon deneyimletiyor bana;)



evet, premenstrüel sendromdan bahsediyorum!!!
bana o dönemlerde neler oluyor?
en başta, oburluk ve şişme zaten benlik algımı etkiliyor. çirkin ve beğenilemez bir kadın olarak algılamaya başlıyorum kendimi. çok yediğim için suçlu hissediyorum ve gerçekten de kilom 1-2 kilo fark ediyor.
sonra genel olarak, baş etmesi zor bir öfke (kaynağı ve yöneleceği nesne/kişi belli olmayan) ve derin bir mutsuzluk hali ve bunları müteakip ağlama patlamaları.
uyarılmış/ tetikte bir hal. her türlü rahatsız verici uyarana daha duyarlı olma. örneğin gürültü, örneğin sokakta küfür eden erkekler, yola tükürenler... 
başlı başına istanbul aslında... bu kadar insanın olması, kalabalık, trafik, yürürken bile sürekli kesintiye uğrama, doğadan bunca uzak olma, inşaatlar, beton yığınları, sıkışmış/üst üste yaşayan insanlardan müteşekkil bir şehir...
sorgulamalar sonra:
"nasıl yaşıyorum?
niye böyle yaşıyorum?
başka bir hayat mümkün müydü?
çalışmak istemiyorum/ özgür olmak istiyorum!
allah'ım ne klasik hayatım var! her şey sıradan; üniversite, iş, evlilik, ev alma... sırada ne var? bu mu hayat?
hani ben sevgilimle nepal'e falan gidecektim, hep yollarda olacaktım, o değişik bir müzik aleti çalacaktı ben dans edecektim, öyle yaşayacaktık..."

ve bunlardan sonra, tüm yapabildiğim, bim'den osmanoğlu çikolatalı pasta alıp, yarılamak tek başıma... 

Çarşamba, Mart 25, 2015

gölgesizler

yeterince kitap okumuyordum...
hasan ali topbaş hiç okumamıştım mesela...
yeterince film de izlemiyordum
ama neyse ki zamanında epey izlemiştim...
gölgesizler de o dönemlerde izlenenlerdendi...
film hayal meyal aklımdaydı ama etkilendiğimi biliyordum...


candan erçetin ne yapsa iyi yapıyordu...

Pazar, Mart 22, 2015

evde değilken aklı hep evde olma üzerine aforizmalar:)

yaş aldıkça, alışkanlıklarıma ve rutine daha bağlı birine dönüştüğümü gözlemliyorum.
bu durumu ilk, geçtiğimiz yaz, arkadaş grubumuzla güney tatilimizi planlarken fark etmiştim. herkes tatili uzatma çabasındayken, ben bir an önce yeniden evimde olma çabasındaydım... 
sonra hafta sonları çıkılan kısa seyahatlerde gözüme çarpmaya başladı. sanki aylarca gelmeyecekmişimcesine, buzdolabını tüketme çabasına girmeler, yıkanmamış çamaşır bırakmama gayreti...
ve en son da bu sıralar...
haftaya bugün finlandiya'da olacağım. 9-10 günlük bir iş gezisi...
valizimi hazırlamaya başladım bugün. ama valiz hazırlarken o eski zamanlardaki heyecana sahip olmadığımı düşündüm. "keşke 5-6 gün olsaydı" diye düşünürken yakaladım kendimi sonra... derdim, ben yokken ev (düzen) nasıl gidecek... kontrol edemeyeceğim diye yaşadığım kaygı yani... ne boktan bir "yetişkin" davranışı edindim ben böyle...

Cumartesi, Mart 21, 2015

bazen kızar dünyaya/ama sadece kendini üzer

"...
Bazen bakar gökyüzüne o
Bulutları izler
Kuş olup kanat çırpmak
O bulutları geçmek ister
Yemyeşil çimenlerde sırılsıklam koşmak ister
Bu gri şehrin tüm yollarını rengarenk boyamak ister
Göremezler
Kalbindeki elmasa erişemezler
Çözemezler
Onun bir düşü var ki asla bilemezler
..."


Perşembe, Mart 12, 2015

rakı&müzeyyen senar

"dalgalandım da duruldum
koştum ardından yoruldum
binlerce güzel sevdim de
en son sana vuruldum..."



ne çok rakı içesim geliyor zamanlı zamansız.
peki rakıyı bunca seven kadının kocasının rakı içmiyor oluşuna ne demeli?