Cuma, Şubat 23, 2018

Göksel- Yalnız Kuş

Göksel'i ilk zamanlarından bu yana çok severim; hem müziğini hem naif karakterini.
Dönem dönem farklı farklı şarkılarını daha çok severim.
Bu günlerde de hep bunu dinliyorum. Keyifle dinlemeniz dileğiyle;)


Salı, Şubat 13, 2018

Sezen'in En Güzel Eskilerinden...

"Beni yor hasretinle sevginle yor
Sevgisizlik ayrılıktan daha zor
Dilediğin kadar acıt canımı
Varlığın da yokluğun da yetmiyor
Varlığın da yokluğun da yetmiyor"



Cuma, Şubat 02, 2018

2018 Ocak Ayı Filmler (5) ve Kitaplar (2) , 2 Bölüm de Dizi (Fi-Çi)

Yılın ilk ayı geldi de geçti bitti. Hem çok uzun hem çok hızlıydı.
Öncelikle 2018'in ilk ve en önemli gelişmesi girdi hayatıma. Yoga Eğitmenlik Eğitimi'ne başladım! 7 ve 14 ocakta tam gün eğitimim vardı. Eğitim öncesi sonrası derken, ayın ilk iki haftası yoğun biçimde bu eğitime konsantreydim.


Ayrıca yine ayın ilk iki haftası Açık Öğretim finallerine çalışmakla geçti zamanımın çoğu.

Sonra sömestr için seyahat hazırlıklarım başladı. 19'unda okullar kapanır kapanmaz İzmir'e attım kendimi ve ayı İzmir'de kapattım. 
Bu sefer, her zamanki gibi keyifli bir kavuşma değildi ne yazık ki... Aile içi zor bir sürece destek olmak amacıyla, gidebildiğim en erken biçimde memleketime ulaştım bu yarıyıl tatilinde. İzmir'de kaldığım 12 günün ilk haftası ağır hastaydım ayrıca, iki kutu antibiyotik tükettim ve neyse ki son 5 gün ayağa kalkabildim. Aile içindeki sıkıntılar da biraz yatışınca, son 5 gün memleketimde gezebilme, eski arkadaşlarımı ziyaret edebilme, sinemaya gidebilme vs fırsatım oldu.

Tüm bu yoğunluk içinde, yılın bu ilk ayında neler okumuş, neler izlemişim bir göz atalım;)

5 film izlemişim.
I, Daniel Blake
Sosyal medyada güvendiğim hesaplarda övüldüğüne şahit olduğum bu festival filmini evde izledim. 
Çok beğendim. Bürokrasinin saçmalığının, sosyal devletin yetersizliğinin bize özgü olmadığını hem şaşırarak hem korkarak izledim filmde... "Üzerinde güneş batmayan imparatorluk"ta bile durumlar böyle felaketse, insanlık baya zor bir durumda diye düşündüm... Baş roldeki Dave Johns'un oyunculuğu çok gerçekçiydi. Ciddi bir dram aslında film, ama öyle kanırtıp sömürmeyen cinsten. Bulun izleyin efem; şiddetle tavsiyemdir.


Daha
Bu ay izlediğim tek Türk filmi. İstanbul'da çok az -ve hepsi bana uzak olan- salonda  oynadığından çok istememe rağmen, fırsat bulup izleyememiştim. Neyse ki, İzmir'de hala oynadığı salonlar vardı ve izleme fırsatım oldu.
Film, Hakan Günday'ın aynı adlı romanından uyarlama. Hakan Günday okuduysanız tarzını bilirsiniz. Sert, çok serttir. Hayatın bir köşesine itilmiş, toplumun görmediği hayatları tüm şiddeti ile anlatır. Ben Daha'yı okumamıştım (Az ile Kinyas ve Kayra'yı okudum sadece) ve hikayesini bilmiyordum.
Okuyanlar, filme yansıtılmayan nice sert ayrıntılar olduğunu dile getiriyor. Bu haliyle bile yeterince sertti bence. Bir yanda mültecilerin insanlıktan utandıran halleri bir yanda Gaza'nın içinden çıkamadığı girdabı... Gaza gibilerin iyi olma ihtimali var mı sahi... Ne kadar değiştirebilir insan kaderini... Bir çocuk sadece şiddet görür ise ne olur ona büyüdüğünde... 
Gerçekten çok güzel filmdi ve Gaza'yı canlandıran Hayat Van Eck çok çok iyiydi. 


Savaş Vadisi
Ablamlarda sinema kanallarından birinde ailece izledik. Açıkçası daha önce duymamıştım, meğer baya ödüllü ve  yüksek puanlı bir filmmiş.
Aksiyon filmi sevmesem de savaş filmlerini severek izlerim. Bu filmin en etkileyici yanı, gerçek bir hikayeden uyarlama olması.
Çatışma sahneleri ile duygusallığın dengeli olduğu başarılı bir filmdi.


17'nin Kıyısında
Bu filmi de annemin seçimi (Blu TV'den) üzerine annemde izledik. Büyüme hikayeleri filmlerini sevdiğimi defalarca dile getirdim sanırım.
Bu filmi de sevdim. İnsanın ne yapıyorsa sevilmek için yaptığını, ve ne oluyorsa sevgisizlikten olduğunu hissettirdi bana...


Loving Vincent
Tıpkı Daha gibi, vizyona girdiğinden beri izlemeyi çok istediğim bir filmdi. Ve yine, İstanbul'da çok az -ve hepsi bana uzak olan- salonda  oynadığından çok istememe rağmen, fırsat bulup izleyememiştim. Neyse ki, İzmir'de hala oynadığı salonlar vardı ve izleme fırsatım oldu.
Van Gogh'un hayatını yıllardır merak eder, hakkında okurum. Yine de, filmi izlerken, unuttuğum detaylar olduğunu fark ettim ve hatırlamak hoşuma gitti.
Teknik açıdan da, sanat eseri gibiydi. 100'den fazla ressamın çalıştığı filmde, tüm kareler yağlı boya ile ve Van Gogh tarzında resmedilmiş. İzlemek haz vericiydi.


Fi Çi 6-7. Bölüm
6. bölümü İzmir'de ablamla izledim bir defa da. Çünkü o izlememişti ve 7'yi de beraber izlemek istiyorduk. 
7. bölüm nihayet gizemin biraz çözüldüğü bir bölüm olmuş ve son sahnesi (Eti) oldukça cesur olmuş.


Gelelim kitaplara:
Aslında elimde 4 kitap dolaştı İstanbul'dayken ama hepsi yarım kaldı (devam edilecek). İzmir'deyken de ancak 2 ince kitap bitirebildim. Ama ikisi de oldukça önemli kitaplar.

Genç Werther'in Acıları
Bu kitabı, yaklaşık 10 yıl önce İstanbul'a ilk geldiğimde Asmalımescit'te kocaman bir arkadaş grubu ile otururken yeni tanıştığım birinden duyduğumu ve not ettiğimi hatırlıyorum. Üzerinden yıllar geçti, 2-3 ay önce henüz edinebildim kitabı ve iki günde okudum. İlk kısmı çok beğendim, ama, ikinci kısım o kadar iyi değildi bana kalırsa.
Beni en çok etkileyen 250 yıl önce yazılmış olan bu kitapta, günümüz insanının benzer dertlerine, düşüncelerine rastlamak oldu. O kadar bugünün insanına aşina cümleler vardı ki satır satır altını çizdiğim... Şaşırıp kaldım. 
Sümerler'i düşündüm sonra, ya da Antik Yunan'ı... Hala onların 6000 ya da 3000 yıl önce keşfettikleri, düşündükleri meselelerle boğuştuğumuzu hissettiğim çok olur... İnsanlığın çok da ilerleyemediğini, aynı döngülerde saplanıp kaldığını düşünürüm.


Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Geçen sene tanışmıştım Stefan Zweig'la ve psikolojik tahlillerine hayran olmuştum. Bu kitabı da ablamın kütüphanesinden okudum. 55 sayfalık çok akıcı ve zengin bir hikaye. Ben yine Zweig'ın dilinden çok keyif alarak okudum.


Perşembe, Şubat 01, 2018

2017 Muhasebesi

Her sene sonu yılı değerlendirmek adettendir. Bu yıl biraz gecikti yazı ama yine de yazmadan geçmek istemedim.

Kitap

29 kitap okumuşum bu sene.
Tanışmaktan çok memnun olduğum kalemler oldu. Bu zamana kadar nasıl kaçırmışım dediklerim; Stefan Zweig, Sait Faik, Dino Buzzati, Gogol, Jeanette Winterson,  Michel Zevaco, Sema Kaygusuz...  
Bir de Mucize ve Mucize&Ben ile Momo kitapları ile tanıştığım için çok memnunum. Çocuk, genç, yetişkin herkes okusun istiyorum üçünü de! 




Film
39 film izlemişim. Ben de etki bırakanlar ve tavsiye edebileceklerim; Relatos Salvajes, The Broken Circle Breakdown, Krugovi, Lion, Aile Sırları, The Lobster, Stand By Me,The Handmaiden.
Dizilerden ise The Handmaid's Tale (Damızlık Kızın Öyküsü)' ın birinci sezonunu izledim. Çok etkileyici, şiddetle tavsiye ediyorum.
Türk internet dizilerinden de Masum, Fi,Çi ve 7 Yüz'ü izledim. Masum çok başarılıydı. Fi ve Çi tüm zayıf yanlarına rağmen keyifle izleniyor. 7 Yüz'ün ise ilk bölümü müthişti, ancak diğer bölümleri hayal kırıklığıydı maalesef.



Tiyatro

İzlediğim 6 oyundan İstanbul Şehir Tiyatroları'nın Hayal-i Temsil ile Oyunun Oyunu oldukça başarılıydı. Bursa seyahatimizde izleme fırsatı bulduğumuz Bursa Devlet Tiyatroları'nın sergilediği 80 Günde Devr-i Alem oyunu çok keyifliydi. 
Bu yıl Ferhangi Şeyler'i nihayet izlediğim için de oldukça memnunum.


Seyahat

Bu yıl yurt dışına çıkamadık (Kıbrıs'ı saymaz isek:)).
İlk defa gezip görmeye vakit ayırdığımız şehirler ise; Bursa, Eskişehir, Datça, Bodrum, Edirne (hayatımdakisevgilinsan da ben de bireysel olarak görmüştük daha önce- beraber ilk gezişimizdi) ve Kıbrıs oldu.


Meslek

Mesleki anlamda kendimi rahat bıraktığım bir seneydi. Yeni bir eğitime kaydolmadım ve kendimi çok yormadım. Yıllardır emeğini verdiğim adımların karşılığını aldığımı hissettiğim zamanlar oldu ve bu bana çok iyi geldi.
2016'nın sonunda tanıştığım yoga deneyimimi düzenli olarak sürdürdüm. Ve yaşamımda oldukça önemli katkılarını yaşıyorum.


Diliyorum ki 2018 yılı verimli ve keyifli bir yıl olur. Kendim ve herkes için sağlıklı, huzurlu, mutlu, bereketli, sevgi dolu, barış içerisinde eğlenceli bir yıl olur. Ben ayrıca bolca sanat ve seyahat yer alsın istiyorum hayatımda. Sizler de her ne istiyor ve neye ihtiyaç duyuyorsanız, dilerim onu getirir bu yeni yıl sizlere de:)

Cuma, Ocak 12, 2018

Candan Erçetin- Saçma

Bir Lal (1994) albümü Sertab Erener'in, bir de Elbette (1999) albümü Candan Erçetin'in...
Türkçe sözlü müziğin en iyi albümleri kanımca... Her ikisinin de içindeki tüm şarkılar sözüyle müziğiyle muazzam.
Çok dinledim her iki albümü de. Hala da döner döner dinlerim, farklı şarkılarını en çok severim farklı dönemlerde...

Bu aralar Saçma'yı dinliyorum... Muhteşem değil mi gerçekten de?!


Cumartesi, Ocak 06, 2018

2017 aralık ayı filmler (5) ve kitaplar (3) , 4 bölüm de dizi (fi-çi ve 7yüz) ve 1 de oyun

Yılın son ayı fena geçmemiş okuma izleme açısından.
Önce filmlere bakacak olursak, 3ü Türk 5 film izlemişim.

Öteki Taraf
Annem ve ablam ziyaretime geldiğinde sinemada izledik 3'ümüz. Klasik bir üç kişilik aşk filmi değil, baya baya gerilim. Bir ispanyol filmi yeniden yapımı. Gerçekten güzel bir senaryo, düşmeyen tempo, başarılı oyunculuklar. Ben çok keyif alarak izledim. Orijinali Gizli Oda'yı da izlemek istiyorum en yakın zamanda.


Aile Arasında
Gülse Birsel, bu ülkenin -kendi türünde- en yetenekli senaryo yazarı bence. Absürd durumları birbirine muhteşem bağlayan bir mizahçı. Film vizyona girer girmez izlemeye gittim, çok güzeldi. Engin Günaydın ve Demet Evgar'ın oyunculuklarına zaten hayranım da; tüm diğer oyuncular da tam yerine oturmuştu. Türk sineması adına sevindiren çok başarılı bir yapım olmuş.


Kor
Evde izledim Kor'u. Alışıldık Demirkubuz tadında bir filmdi. Sıkışmışlık hissi seyirciye iyi verilmişti.
Lakin, sanıyorum ben eskisi gibi sevmiyorum artık bu karanık tarzı...


Kör Nokta
Pek çok yerde övüldüğüne şahit olmuştum bu filmin. Bir akşam evde büyük beklentilerle izledim. Ancak, gerçek bir hikaye (Michael Oher'in hayatı) olması dışında sıradan bir filmdi bana kalırsa... 
Hep diyorum ya, klasik Amerikan filmlerinde insanı içine çekemeyen bir şey var. Samimiyet yetersiz gibi, hisler bana bir türlü tam geçemiyor en dramatik anlarda bile... 


Donnie Darko
Yıllardır izlememiş olmanın eksikliğini yaşadığım bir filmdi. Nihayet izledim. Oldukça orijinal ve gizemli. Ancak hakkını verememiş olduğumu düşünüyorum. Tekrar tekrar izleyip anlamaya çalışmalı bu filmi...



Gelelim dizilere:

Fi Çi 
4, 5 ve 6. bölümlerini izledim. Özellikle 5 ve 6 gerçekten başarılıydı. İkinci sezonu daha çok sevdim ben sanırım;)

7 Yüz 
Dizinin ilk 5 bölümünü izlemiş ve ilk bölümden çok etkilenmiş olmakla beraber diğer bölümleri vasat bulduğumdan izlemeyi bırakmıştım. Hepi topu 7 bölümlük bir dizi olduğundan son iki bölümü de izleyip bitirerek kapatmak istedim bu yılı. Lakin sadece 6yı izleyebildim."Karşılaşmalar" isimli bölüm yine son derece vasat, birkaç Oruç Aruoba dizesiyle nitelik katılmaya çalışılmış gibi... Beğenemedim ben...



Bir de oyun izledim bu ay:

İnternette Tanışan Son Çift
Yine annem ve ablam bizdeyken, evimize yakın olan Torium Sahne'de üçümüz izledik. Beklediğim gibi bir güldürüydü. Bu tarzlara tam bir tiyatro demek, gerçek tiyatroya haksızlık gibi geliyor bazen. Keyifli bir saat geçirmenizi sağlayan eğlenceli bir oyundu.


Gelelim kitaplara:

Mucize ve Ben
Şubat ayında okuduğum Mucize kitabından nasıl etkilendiğimi, tüm çocuklara okutmak istediğimi herkes biliyor sanıyorum:)
Okuldaki çocuklardan, geçen sene önerimle Mucize'i okuyanlar, Kitap fuarına gittiklerinde "Mucize ve Ben"i görüp hemen almışlar. Ben de onlar sayesinde haberdar oldum. Hemen okudum tabi. 
Bir devam kitabı değil aslında. Mucize'deki çocuk Auggie'nin çevresindeki 3 çocuğun hikayesi bu sefer. Mucize'nin kamera arkası gibi, Auggie'nin yanında, yakınındakiler ne yaşamış onu dinliyoruz bu kitapta.
Ve yine içimizi sıcacık yapan, çok güzel bir anlatıydı. Mucize'den sonra bu kitabı da okumasını isterim -çocuk, yetişkin- herkesin!


Olgunlaşmamış Ebeveynlerin Yetişkin Çocukları
Mesleki okumalarım kapsamında okudum. Çok iyiydi. Saptamalar, açıklamalar, çözüm yolları gerçekten ufuk açıcıydı.
Sadece ruh sağlığı çalışanları değil; kendini, ailesini, geçmişini, çocukluğunu irdelemeyi seven herkesin severek okuyup katkı alabileceği çok güzel bir kitap. Öneririm!


Öğretmenim Mori'yle Salı Buluşmaları
Bu kitap okul rehberlik servisi kütüphanemizde, bir yıldır ara ara okuyarak yarıladığım bir kitaptı. Eve getirip bitirmeye karar verdim. Oldukça akıcı ve keyifle okunan bir kitap.
Yaşlı profesörün hasta yatağında, eski bir öğrencisiyle yaptığı (bu öğrenci, yazarın kendisi) içtenlik ve bilgelik dolu salı sohbetlerini anlatıyor. Sohbetlerin konusu; Yaşam, Aile, Evlilik, Toplum, Merhamet, Ölüm, Korku, Açgözlülük, Yaşlanma ve Anlamlı Bir Yaşam Felsefesi. 
Yaşam ve anlamına dair altı çizilecek, düstur edinilecek pek çok düşünce var. Severek okudum ben, tavsiye ederim.



Çarşamba, Aralık 27, 2017

Nargudan- Noel- Yılbaşı

Bu topraklarda herhangi bir konu yok ki kutuplaşılmasın. Şiddetle kutuplaşılan bir konu da yılın son ayında gündem olan “noel-yılbaşı” meselesi.
Sokaklarda ve sosyal medyada gördüğümüz üzere,  bir kesim aralık ayını çok seviyor. Bir yıl bitiyor diye onu uğurlarken ve yeni bir yılı karşılamaya hazırlanırken çok umutlu ve heyecanlı. Bu ayın yeşil- kırmızı dekoratif havasını da seviyor, çam ağacı süslüyor vs.
Bu, tamamen kişinin kendi hayat tarzı, yaşam biçimi ve hiç kimseye bir zararı yok. Ama her nedense, bir diğer kesim bundan çok rahatsız. Ama, öyle böyle değil. İnstagramda baya kavgalar kopuyor fotoğrafların altındaki yorumlarda. Ayetler paylaşılıyor, dersler veriliyor vs. Ben bu tavrı, çok saldırgan ve kibirli buluyorum. Bir başkasına kendi yaşam biçimini dayatma hakkı varmış gibi davrandıklarını düşünüyorum çünkü.
Öncelikle, yeni yılın 31 Aralıkta, Noel’in 25 Aralıkta kutlanan iki farklı gece olduğunu vurgulamakla başlamak istiyorum. Miladi takvime göre 31 Aralık yılın son günüdür ve dünyanın çoğu yerinde kutlanır. 25 Aralıksa Hz İsa’nın doğumunun kutlandığı Hristiyanlar için önemli ve özel bir gündür. Yani yılbaşı Hristiyanlara özel değildir ve herkes kutlayabilir; dileklerde, dualarda bulunabilir.



İkinci olarak, kabul edelim ki, Türkiye’de yaşayan herkes Müslüman değil ve herkes kendi istediği biçimde yaşamakta özgür. Gidip birinin fotoğrafının altına ayet yazıyor mesela biri, ama belki o kişi Müslüman değil zaten… Ya da Müslüman ama Kuran-ı Kerim’in kabul ettiği Hz. İsa peygamberin doğum gününü kutlamakta bir sakınca görmüyor… Kaldı ki az çok tarih bilgisi olan herkes bilir ki, kültürler birbirinden etkilenir, ritüeller kültürden kültüre aktarılır… Çam ağacı süslemek, bir anda Hristiyanların bulduğu bir gelenek değil mesela. Onlara da kendilerinden önceki toplumlardan 16. yy’da geçmiş. Oysa asırlar asırlar önce Orta Asya’daki Türklerin “Nardugan” bayramında (21-22 Aralık) çam ağacı süslediği biliniyor. Belki şu an ülkemizde çam ağacı süsleyenler de atalarının geleneklerini sürdürüyorlardır, kim bilir…
Her ne olursa olsun, insanların birbirlerinin inançlarını yargılamaya, sorgulamaya ve eleştirmeye hakkı var mı? Kendini üstün görmek olmuyor mu bu? Kendini Allah’a herkesten yakın sanmak, herkese kendi doğrusu empoze etmeye çalışmak, din-iman öğretmeye kalkışmak olmuyor mu?



Ben ki, mesela evime gelip evimle ilgili –ben sormadan, danışmadan- görüş ve öneri sunanlara bile acayip sinir olurum.  Şunu derim içimden “Yaşamadığı evin düzenini değiştirmeye çalışıyor. Cürete bak.” Bu duruma bu gözle bakarsak “Yaşamadığı hayatın biçimini değiştirmeye çalışıyor.” Hem cüret hem de beyhude bir çaba…. Kim kimi değiştirebilir ki bu hayatta, kendinden başka…
Sözün özü, bence her birimiz daha çok okuyalım, öğrenelim; daha çok sevelim ve kabul edelim, kimsenin yaşam biçimini değiştirmeye çalışmayalım bu yıl. Sevgi ve bilgi en büyük güç ve güzellik çünkü yaşamda…
Şimdiden mutlu yılar diliyorum herkese J


Cumartesi, Aralık 16, 2017

Nil Karaibrahimgil ile Benzer Sürecimiz:)

Nil Karaibrahimgil ile 


"Anne benim uçmam gerek
İstemiyorum pilav yapmak
Sana da bir de torun gerek
İstemiyorum çocuk bakmak"tan

Önce evlenmeye evrildik:)

Sonra anne oldu o. Çok da güzel bir şarkı yaptı yavrusu için.



Durun heyecanlanmayın:) Bebek beklemiyorum:)
Henüz o kıvamda değilim. 
Sadece yazın yazdığım gibi :


"Bir insanı dünyaya getirip, büyüdüğünü izlemek, her anına tanıklık etmek, mutlu biri olması için elimden geleni yapmak...
Onunla dünyayı yeniden öğrenmek ve onunla kendimi de yeniden büyütmek" ....

Güzel bir fikirmiş gibi geliyor artık.

Ama henüz değil. Bir ufak(!) -yok aslında baya baya dev- bir hayalimiz var bu yaz itibariyle gerçekleştirmek istediğimiz. Belki ondan sonra;)

Çarşamba, Aralık 13, 2017

ne zormuş özgür olmak, ne zormuş kendin olmak


"çok sıkıldım kendimden
verdiğim sözlerden 
tutamadığım sözlerden
çok sıkıldım 

çok sıkıldım yalanlardan
huysuz kadınlardan
mutsuz adamlardan
çok sıkıldım 

sıradan hayatlar içinde
ne zormuş kendin olmak
ne zormuş özgür olmak 

mak mek mok
mak mek mak mok"



Pazartesi, Aralık 04, 2017

Riff Cohen- Marrakech



Dünya güzeli bir şarkı;)
Neşe doluyor insan sebepsiz.