denge
sizin alınız al inandım
morunuz mor inandım
tanrınız büyük amenna
şiiriniz adamakıllı şiir
dumanı da caba
dumanı da caba
bütün ağaçlarla uyuşmuşum
kalabalık ha olmuş ha olmamış
sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
ama sokaklar şöyleymiş
sokaklar şöyleymiş
ağaçlar böyleymiş
sokaklar şöyleymiş
ağaçlar böyleymiş
ama sizin adınız ne
benim dengemi bozmayınız
ama sizin adınız ne
benim dengemi bozmayınız
sokaklar şöyleymiş
ağaçlar böyleymiş
sokaklar şöyleymiş
ağaçlar böyleymiş
aşkım da değişebilir gerçeklerim de
pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
yan gelmişim diz boyu sulara
hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
hiçbirinizle döğüşemem
siz ne derseniz deyiniz
benim bir gizli bildiğim var
sizin alınız al inandım
morunuz mor inandım
ben tam kendime göre
ben tam dünyaya göre
ama sizin adınız ne
benim dengemi bozmayınız
sokaklar şöyleymiş
ağaçlar böyleymiş...
Böyle yaşıyor o/ Ne kimseye gösteriş olsun diye ne birisini etkilesin diye/ Nasıl da içtenlikle seviyor yaşamı ve güzellikleri...
Perşembe, Haziran 30, 2011
Salı, Haziran 28, 2011
...
babam, kocam ve arabam olmadığı için, gece eğlencesi/ düğün neyin dönüşü, hep, başkalarınayükolan'ım ben...
Etiketler:
evlenmek gerek,
kadın,
özgür kadın,
ruh hallerim,
sizin hiç babanız öldü mü
Pazartesi, Haziran 27, 2011
blogda küçük değişiklik
profilimin altındaki uygulamayı bir blogta görmüştüm, çok hoşuma gitmişti.
tahmin edeceğiniz gibi, okuduklarımı ve izlediklerimi yazıp listeleyen biriyim ben. bu listelemeyi not defteri yerine blogumda yapmaya karar verdim.
6 ayda okuduğum kitapların azlığı yüreğimi dağlasa da, filmlerin az olmayışıyla avunuyorum artık ben de...
izlemek ve okumak için sizlere de ilham olması dileğiyle ;)
tahmin edeceğiniz gibi, okuduklarımı ve izlediklerimi yazıp listeleyen biriyim ben. bu listelemeyi not defteri yerine blogumda yapmaya karar verdim.
6 ayda okuduğum kitapların azlığı yüreğimi dağlasa da, filmlerin az olmayışıyla avunuyorum artık ben de...
izlemek ve okumak için sizlere de ilham olması dileğiyle ;)
Etiketler:
blogda yeni düzen,
blogsever,
film,
kitap,
not tutmak
Pazar, Haziran 26, 2011
herkes bir gün onbeş dakikalığına "zengin" olacak
toplum baskısıyla mücadele edecek gücüm yokmuş meğersem
eskiden "kimseyi de takmadım!" tadında yaşayan biriydim (ya da öyle sanardım). sonra fark ettim ki, insanların söylediklerini, benim hakkımda düşündüklerini çok önemsiyorum, baya kafaya takıp üzülüyorum, kırılıyorum vs. anneme kızardım oysa hep... gelgör ki, dediği gibi şairin: "sonunda annem oluyordum/ babam kokuyordum sonunda"...
iş o kadar ciddi bir boyutta ki hatta; 9-3 çalıştığım ve yaz tatilimin olduğu bir işten vazgeçmemde büyük etkisi var insanların söylediklerinin...
lakin, yetti mi? hayır! toplumun beklentileri bitmiyor... şimdi de çevrem "evlenmemi" bekliyor benden. sırası/ yaşım geldiği için... arkadaşlarım evleniyor teker teker, herkes soruyor üstüne "ee sen ne zaman/ sen hep gezicek misin böyle?"... benim evlenmemin kime ne yararı dokunacaksa artık...
ben toplumsal baskı konusunda öyle bir noktadayım ki dostlar, yakınlarda işbu baskıdan ötürü -evlenecekbiadam bulup- evlenirsem şaşmayın...
ve hatta, toplumda kadın olarak var olmanın zorluklarından mütevellit, erkek bile olabilirim birgün sanırım!!! o derece yani:(
nil'den gelsin o halde:
Cumartesi, Haziran 25, 2011
Perşembe, Haziran 23, 2011
Bir Kitabı Daha Bitirmenin Dayanılmaz Mutluluğu
Çarşamba, Haziran 22, 2011
seviyorum bu toprakları. her şeye rağmen...

iyi akşamlar!
dersimiz, toplumumuzun enteresanlıkları;)
işte size bir örnek:
evde bir şey hazırlarken malzemesi eksik olan evhanımı komşuya giderek o malzemeyi ister: "nezahat hanım, kek yapıyorum da, yumurtam kalmamış/ kabartma tozum kalmamış".
komşu da seve seve verir:
"aa dur getireyim hayatım, ne demek ne demek".
ertesi gün ya da en yakın zamanda, alınan malzeme geri verilir. çünkü, vermemek ayıptır!
ama, komşu asla geri almaz. çünkü, geri almak ayıptır!
işte, bu topraklarda böyle herkesin bildiği bir oyun oynanır yıllardır.
Salı, Haziran 21, 2011
ilk mim
öncelikle, mim hadisesini pek anlamadığımı itiraf edeyim. birileri açıklarsa memnun olurum. bloglarda görünce, sanıyordum ki böyle mesaj gibi birşey geliyor mimlenince, mimlendiğine dair. meğersem öyle değilmiş..
velhasıl, sevgili deep ve otsumimar mimlemiş beni. mim'in konusu: "tam şu anda nerede olmak ve ne yapmak isterdiniz? ve o yerde dilinize dolanan ilk şarkı ne olurdu? ve resmini de koyun."
eveet, ben tam şu anda çok ama çok doğal bir yerde olmak isterdim (kelebek vadisi/ olimpos tarzında) deniz ve ağacın olduğu sessiz sakin bir yerde, ılık bir havada... güneşin batışından yıldızların çıkışına... böyle çok sade bir ağaçev/ pansiyon/ çadırda/ kumsalda hayatımdakisevgiliinsan'la uzanıp gökyüzünü izlemek isterdim.
(bir arkadaşım anlatmıştı. muğla'da bir pansiyon varmış, camdanmış tavanı, gece yıldızları izleyelim diye. araştırdım ama bulamadım. bilgisi olan, insanlık namına paylaşsın lütfen!)
dilime dolanan ilk şarkı da ortam gereği, "haydi gel benimle ol" ya da "yıldızların altında" olurdu sanırım.
ahanda bu da resim;)

Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

