Cumartesi, Temmuz 02, 2011

özgür kadın özgür toplum


(fotoğrafı nereden aldığımı hatırlamadığım için, kaynak belirtemiyorum maalesef.)

kadınların straplezle, mini etekle rahatça dolaşabileceği yerdir, yaşamak istediğim yer...
yooo, hiç de sığ değilim.
çağdaşlığı, kadının özgürlüğünü, kadının "açık" giyinebilmesinden ya da istediğiyle sevişebilmesinden ibaret görenlere de kızmışımdır hep.
ama, aslında, çok alakalı bi yerde.
asırlardır, pekçok kültürde baskılanmış olan "kadın"ın özgürce, istediği gibi yaşayabiliyor olması, o yerin havasını epey bir değiştiriyor sanki...

Cuma, Temmuz 01, 2011

ölmeseydik ne iyiydi...



"bütün mülksüzler, sahipsizler, yoksullar, en temelinde doymak bilmeyen iştahın mağdurlarıdır. "


radikal'in internet sayfasından bir yazı.

etkileyici, acıtıcı...

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1054483&Date=29.06.2011&CategoryID=78

Perşembe, Haziran 30, 2011

turgut uyar'lı olsun bugün

denge
sizin alınız al inandım
morunuz mor inandım
tanrınız büyük amenna
şiiriniz adamakıllı şiir
dumanı da caba
dumanı da caba

bütün ağaçlarla uyuşmuşum
kalabalık ha olmuş ha olmamış
sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
ama sokaklar şöyleymiş
sokaklar şöyleymiş
ağaçlar böyleymiş
sokaklar şöyleymiş
ağaçlar böyleymiş

ama sizin adınız ne
benim dengemi bozmayınız
ama sizin adınız ne
benim dengemi bozmayınız

sokaklar şöyleymiş
ağaçlar böyleymiş
sokaklar şöyleymiş
ağaçlar böyleymiş

aşkım da değişebilir gerçeklerim de
pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
yan gelmişim diz boyu sulara
hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
hiçbirinizle döğüşemem
siz ne derseniz deyiniz
benim bir gizli bildiğim var
sizin alınız al inandım
morunuz mor inandım
ben tam kendime göre
ben tam dünyaya göre
ama sizin adınız ne
benim dengemi bozmayınız

sokaklar şöyleymiş
ağaçlar böyleymiş...

Salı, Haziran 28, 2011

...

babam, kocam ve arabam olmadığı için, gece eğlencesi/ düğün neyin dönüşü, hep, başkalarınayükolan'ım ben...

günaydın:)



"anlamak çözmeye yetmez."
doğru söze ne denir....

Pazartesi, Haziran 27, 2011

blogda küçük değişiklik

profilimin altındaki uygulamayı bir blogta görmüştüm, çok hoşuma gitmişti.
tahmin edeceğiniz gibi, okuduklarımı ve izlediklerimi yazıp listeleyen biriyim ben. bu listelemeyi not defteri yerine blogumda yapmaya karar verdim.
6 ayda okuduğum kitapların azlığı yüreğimi dağlasa da, filmlerin az olmayışıyla avunuyorum artık ben de...
izlemek ve okumak için sizlere de ilham olması dileğiyle ;)

Pazar, Haziran 26, 2011

herkes bir gün onbeş dakikalığına "zengin" olacak


bana andy warhol benzeri bu önermeyi söylettiren, grupanya ve türevleri.
zira, bebek luna piena'daydık dün. tüm bu parasızlığımın ortasında... önceden uyguna alınmış kuponlarla...
çok -fazlasıyla- güzeldi...
on numara mekan, on numara manzara...
fırsat gelirse kaçırmayın, derim;)

toplum baskısıyla mücadele edecek gücüm yokmuş meğersem

eskiden "kimseyi de takmadım!" tadında yaşayan biriydim (ya da öyle sanardım). sonra fark ettim ki, insanların söylediklerini, benim hakkımda düşündüklerini çok önemsiyorum, baya kafaya takıp üzülüyorum, kırılıyorum vs. anneme kızardım oysa hep... gelgör ki, dediği gibi şairin: "sonunda annem oluyordum/ babam kokuyordum sonunda"...
iş o kadar ciddi bir boyutta ki hatta; 9-3 çalıştığım ve yaz tatilimin olduğu bir işten vazgeçmemde büyük etkisi var insanların söylediklerinin...
lakin, yetti mi? hayır! toplumun beklentileri bitmiyor... şimdi de çevrem "evlenmemi" bekliyor benden. sırası/ yaşım geldiği için... arkadaşlarım evleniyor teker teker, herkes soruyor üstüne "ee sen ne zaman/ sen hep gezicek misin böyle?"... benim evlenmemin kime ne yararı dokunacaksa artık...
ben toplumsal baskı konusunda öyle bir noktadayım ki dostlar, yakınlarda işbu baskıdan ötürü -evlenecekbiadam bulup- evlenirsem şaşmayın...
ve hatta, toplumda kadın olarak var olmanın zorluklarından mütevellit, erkek bile olabilirim birgün sanırım!!! o derece yani:(

nil'den gelsin o halde:

Cumartesi, Haziran 25, 2011

Perşembe, Haziran 23, 2011

Bir Kitabı Daha Bitirmenin Dayanılmaz Mutluluğu


Emma Donoghue- Oda:
5 yıllık ömrünü dış dünya ile tek bir bağ kurmadan bir "oda"da geçiren Jack'in hikayesi... 
Kendi ağzından... 
Odadan kaçışı ve dış dünyaya uyum sancıları... 
Oldukça naif ve farklı bir anlatım... Hoş bir tat bırakıyor kalplerde...
Naçizane, tavsiye edilir.