Pazartesi, Nisan 02, 2018

Ülkü Tamer Ölmüş, Ve Fakat, Ölür Mü Hiç Şairler?



"Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
Üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
Hem dersini bilmiyor hem de şişman herkesten.

İyi nişan alırdı kendini asan zenci,
Bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen."

Pazar, Nisan 01, 2018

2018 Mart Ayı Kitaplar (4)

Uuuuuupuzun ve hiç bitmeyecek sandığım bir aydı, mart ayı...
Şimdi yazmaya oturunca, ayı gözden geçirdiğimde bir defa daha ayrımsadım bunu. "Vay beee, o da mı bu ay yaşandı?!" diye şaşırarak hatırladım bu ay yaşadıklarımı...
İş yerinde yenilikçi işler yaptığımız ve çok enerjik günlerin yanı sıra oldukça sıkıntılı günlerim oldu, zaman geçmek bilmedi, bahar bir türlü gelmek bilmedi... Deeerken neyse ki, nihayet güzel nisandayız.
Nisan mis gibi havası ile çok güzel bir ay olacak diye ümit ediyorum. Yaşayıp göreceğiz bakalım.

Şimdi bakalım bu uzzzzuuunnn mart ayında neler okumuş neler izlemişim, neler katmışım dimağıma.
Bu yazıda kitaplara bakalım; film ve diziler de bir başka yazının konusu olsun;)


Fareler ve İnsanlar
Bu kitaba nasıl bu kadar geç kalmışım diye çok hayıflandım. Muhteşemdi. İki günde akıp gitti. Kısacık bir roman zaten ama nasıl insana dair, nasıl zamansız... Klasiklerin tadı bambaşkadır, bilirsiniz. Siz de henüz okumadıysanız, geç kalmayın derim benim gibi...





Bir Yoginin Otobiyografisi
Bu kitap ocak ayından bu yana elimdeydi. Başlarda hızla okuyordum, sonra araya başka başka kitaplar girdi, sonra okumaya yeniden ivme kazandırıp bitirdim.
Yoga eğitmenlik eğitimine başladığımda, okuma listemizdeki ilk kitaptı. Bir nevi, yoga temel metinlerini anlamaya hazırlık kitabı olan Bir Yoginin Otobiyografisi, bu alandaki tek otobiyografi olmasıyla son derece kıymetli bir kitap. Oldukça kalın olan kitap, yoga ile ilgili belli başlı konuları oldukça anlaşılır biçimde ele alıyor. Yoga ile ilgilenmeye başlayan herkese tavsiye edebilirim.



Bhagavad Gita
Temel yoga metinlerinden. Özellikle de, 4 yoga akımından biri olan Karma Yoga'nın temel metni.
Yoga eğitmeni olmak isteyen birinin, ya da yogayı daha iyi anlamak/öğrenmek isteyen birinin mutlaka okuması gereken bir kaynak.
Bu kitabı, ilk duyuşum 10 yıl öncesine dayanır. Yeniyüksektepe Felsefe ve Kültür Derneği Karşıyaka şubesinde Temel Felsefe Seminerleri'ne katılıyordum o zamanlar. Doğu Felsefesi dersinde Mahabbarata Destanı'nı işlerken bir bölümünün Kutlu Ezgi demek olan Bhagavad Gita olduğunu ve çok temel bir felsefi metin olduğunu öğrenmiştim.
Yoga eğitmenlik eğitimine başladığımda da, Bhagavad Gita'nın   Patanjali'nin Yoga Sutraları ve Hatha Yoga Pradipika ile birlikte 3 kadim yoga metninden biri olduğunu öğrendim hocamdan. Ve şubat ayında edindim her 3 kitabı da.
Bir Yoginin Otobiyografisi bitince Bhagavad Gita'dan devam ettim yoga okumalarına. Diğer ikisini de nisan ayında okumayı planlıyorum.



Annesinin Prensi
Yoga okumalarım nedeniyle biraz sekteye uğrayan mesleki okumalarım da çok eksik kalmasın diye bir de mesleki kitap bitirdim bu ay. Aralık ayında edindiğim bu kitaba da sömestr tatilinde başlamıştım aslında, ama yarım kalmıştı, tamamlamak bu ay mümkün oldu.
Psikanalitik bakış açısı ile anne oğul ve gelin ilişkilerini inceleyen kitap, insanın tüm biricikliğine rağmen nasıl da evrensel bir yapı olduğunu ve zaman-mekan fark etmeksizin hepimizin ne kadar da benzer şeyler yaşadığını bir kez daha fark etmemi sağladı.
Psikanalitik dili seven meslektaşlarım ve meslekten olmasa da ilgililer için oldukça keyifli bir okuma olacağını düşünerek öneriyorum.



Sardunyaya Ağıt- Fazıl Say

Fazıl Say'ın İlk Şarkılar albümünden daha önce de bahsetmiştim. Kesinlikle bağımlılık yapıyor, dinlemeye doyulmuyor... Muhteşem bir başyapıt kesinlikle! Serenad Bağcan'ın o enfes sesinin payı da çok büyük elbette bunda...
Albümden bu ara çok severek dinlediğim şarkı çok sevdiğim şair Can Yücel'in Sardunyaya Ağıt'ı.
Keyifle dinleyiniz efenim;)


"İkindiyin saat beşte
Başgardiyan Rıza başta
Karalar bastı koğuşa
Ikindiyin saat beşte

Seyre durduk tantanayı
Tutuklayıp sardunyayı
Attılar dipkapalıya
İkindiyin saat beşte

Yataklık etmiş zaar
Suçu tevatür ve esrar
Elbet bir kızıllığı var
Ikindiyin saat beşte

Dirlik düzenlik kurtulur,
Müdür koltuğa kurulur
Çiçek demire vurulur
İkindiyin saat beşte

Canların gözü yaşta,
Aklı idamlık yoldaşta,
Yeşil ölümle dalaşta
İkindiyin saat beşte"

Cuma, Mart 30, 2018

Baba Zula- Efkarlı Yaprak

Şenlik ve festivallerde dinlemekten çok keyif aldığım Baba Zula'nın bu ara dinlemelere doyamadığım bu şarkısını İstanbul'dan güneye yaptığımız uzun yolculuklarımızdan birinde keşfettiğimi dün gibi hatırlıyorum... Muhteşem hissettiriyor bana, özgür gibi...


Cuma, Mart 23, 2018

Perşembe, Mart 22, 2018

Farklı Rüyalar Gibi...



"Zaman hep senin yanında 
Sıcak bir donukluk kanında 
Onunla gelmiştin bana 
Gözlerin hep uzaklarda 
İlk kez gibi buluştunuz 
Son kez gibi seviştiniz 
Sen istersen sonu gelir 
Hayatına bir yön verir 
Farklı rüyalar gibi 
Farklı dünyalar gibi 



Mutsuzluğun ortasındasın 
Ne yapsan da kurtulamazsın 
Delirdi sen gittin diye 
Bana ağladı , sordu yine 
Cevapları hiç bulamadın 
Neden, nasıl soramadın 
Gerçeklerin arkasında 
Çelişkiler var sonunda"


Pazartesi, Mart 19, 2018

Yeni Müzik Keşfi- Tülay German



"Mecnunum Leylamı gördüm 
Bir kerece baktı geçti 
Ne sordum ne de söyledi 
Kaşlarını yıktı geçti 

Soramadım bir çift sözü 
Ay mıydı gün müydü yüzü 
Sandım ki zühre yıldızı 
Şavkı beni yaktı geçti 

Ateşinden duramadım 
Ben bu sırra eremedim 


Seher vakti göremedim 
Yıldız gibi aktı geçti 

Bilmem hangi burç yıldızı 
Bu dertler yareler bizi 
Gamze okun bazı bazı 
Yar sineme çaktı geçti 

İzzet-i der ne hikmet iş 
Uyur iken gördüm bir düş 
Zülüflerin kemend etmiş 
Yar boynuma taktı geçti"

Cumartesi, Mart 17, 2018

Dünyadaki Çok Güzel Şeylerden Biri Olarak, Shpongle.

10 yılı aşkın zaman öncesi, üniversite yılları...
Kalabalık öğrenci evleri, herkesin arkadaşını getirdiği hani, çok farklı yapıların bir araya geldiği... Çılgınca üst üste film izlenen geceler (vcd-dvd-divx vardı o zaman:))... Kandaki alkol ile demlenen muhabbetler... 
"Özgürlük" tutkunu olduğumuz zamanlar. "Farklı" olmak istediğimiz, uçlarda gezindiğimiz, her şeyi denemek istediğimiz...  Farklı müzikler, trans müzikleri... İlla ki, dünyayı gezip görme arzusu, takı yapıp satarak belki; kaçıp gitme hayalleri, Hindistan'a elbette en çok da...
Güzeldi.
Öyle çok dinledim ki bir dönem bu şarkıyı... Şimdilerde de ara ara açıp dinlemek iyi geliyor.
İlk kez dinleyenler sabırlı olsun, 5. dakikaya yaklaşırken çok keyif veren bir vokal giriyor ve 7.dakikaya yaklaşırken bir sürpriz var;)



Pazartesi, Mart 12, 2018

Adamlar- Hepinize El Salladım

Yıllardır aynı şarkıları dinliyorum. Çok sevdiklerim var, döndürüp döndürüp dinliyorum, yenilere pek şans vermiyorum.
Gel gör ki, bu aralar çok severek dinlediğim yeni bir grup var. İlk olarak çalıştığım okuldaki 12-13 yaşındaki çocuklardan duyduğum Adamlar grubunu, ablamın da çok sevdiğini öğrendim yaz tatilinde görüştüğümüzde... Bir albümünü müzik klasörüme atmıştı. Şimdilerde karışık dinlerken denk gele gele pek hoşuma giden bir şarkılarını paylaşmak istiyorum sizlerle de. Umarım siz de aynı keyifle dinlersiniz;)



"Zor zamanlar olur
Nasıl çıkarsan içinden omurgan öyle şekillenir..."

Cumartesi, Mart 03, 2018

2018 Şubat Ayı Filmler (4) ve Kitaplar (4) , 4 Farklı Dizi

Kısacık şubat ayının okuma-izleme bilançosu nasılmış bir bakalım.
3'ü Türk sinemasından olmak üzere, 4 film izlemişim bu ay:

Limonata
Ali Atay'ın bu ay vizyona giren ikinci filmini izlemeden önce, ilk filmini izlemek iyi olur diye düşündüm. Bir akşam evde izledik. Keyifle izlenen ve orijinal bir yol filmi. İlk kez bu film ile tanıdığım Ertan Saban'ın oyunculuğunu çok başarılı buldum.


Ölümlü Dünya
Limonata'yı izledikten sonra Ölümlü Dünya'ya gittim sinemada. Pek eğlendim ben. Tüm eksiklerine rağmen, heyecanlı ve keyifli bir kara komedi olmuş.
Bir de şöyle düşünüyorum. Her filmden çok şey beklememek gerek, iki saat seni alıp başka bir dünyaya götürsün; eğlendirsin/ güldürsün/ düşündürtsün/ ağlatsın... Tamam işte. Daha ne olacak ki?


Cebimdeki Yabancı
Zor bir iş gününün ardından kafa dağıtmak için bu filme girdim sinemada. Bol diyaloglu, tek bir mekanda geçen, 7 kişilik bir film. İtalyan bir filmin Serra Yılmaz yönetmenliğinde yeniden yapımı. Aynı zamanda Plan Be'de tiyatro oyunu da (Mutluyduk Belki Bugüne Kadar) oynuyor. Cep telefonlarımızın içinde tüm hayatımızı ve özelimizi taşıdığımız ve en yakınlarımızdan bile neleri sakladığımızı konu ediniyor film. Baştan sona tempo düşmüyor ve keyifle izleniyor. Tüm oyuncular son derece başarılıydı. Gayet güzel bir film olmuş bence.


Mucize- Wonder
Geçen sene okuyup çok etkilendiğim ve tüm çocuklara okutma arzusu duyduğum mucize kitabı nın filmini gördüğümde çok heyecanlanmış ve izlemeyi çok istemiştim ama vizyonda kısa kaldığından ayarlayıp da izleyememiştim. Evde izlemeyi denemiştim sonra, ama alt yazısını bulamıyordum. Nihayet ayın son günlerinde aklıma geldi tekrardan bu film ve "bir defa daha şansımı deneyeyim" dedim. Nihayet alt yazılı halini bulabildim internette.
Bilirsiniz, kitap uyarlamaları genelde yetersiz ve zayıf kalır; ama, bu film çok güzeldi. Kitaptaki duyguyu seyirciye geçirmeyi başarmıştı. Çok keyif alarak izledim ve mutlaka izleyin derim!!!


Bu ay evde bol bol dizi izlemişiz hayatımdakisevgiliinsan ile:

Black Mirror- 2.sezon-1. bölüm
The National Anthem, Fifteen Million Merits, The Entire History of You isimli 3 bölümden oluşan birinci sezonu, üç bölümü de epey aralıklarla da olsa izleyerek tamamlamıştık. Her biri de çok etkileyiciydi.
İkinci sezona devam edelim dedik ve Be Right Back ismindeki ilk bölümünü izledik (kaldı 3 bölüm). Yine son derece düşündüren, sorgulatan ve geren bir bölümdü.


Fi- Çi 8-9
Sonlandırılma kararı alınan Çi'nin 8 ve 9. bölümlerini yayınlanır yayınlanmaz izledim. 8.bölüm tüm bölümler arasında belki de en iyisiydi. Çok güzeldi. Ancak 9.bölüm sona yaklaşırken hızlandırma telaşı hissettirdi bana, çok sevemedim.


This Is Us- 1.sezon-1-5. bölüm
Bir de yeni bir diziye başladık bu ay. Beğenilerine güvendiğim sosyal medya hesaplarında pek övüldüğüne tanık olduğum This Is Us merak uyandırmıştı bende de. Şu an ikinci sezonun 15. bölümünde (18 bölüme tamamlanacak). İlk sezon da 18 bölüm. 5 bölüm izledik biz. İlk bölüm çok hoşuma gitti. Sıcak ve hüzünlü aile hikayelerini, aile ilişkilerini konu alan filmleri izlemeyi her zaman severim. Sonraki bölümlerde, serim-düğüm-çözümün çok hızlı olması beğenimi biraz azalttı. Eh, bu Amerikalılar hız seviyor, yapacak bir şey yok, hemen çözülsün istiyorlar en ağır sorunlar bile.
Kolay ve keyifle izlenen bir dizi sonuç olarak. Devam edeceğiz gibi görünüyor.


7 Yüz-7. bölüm
Uyku tutmadığı bir akşam, bir şey izleyeyim ki uykum gelsin diye bilgisayar başına oturup Blu TV'yi açınca, 7 Yüz dizisinin sadece son bölümünün kaldığını fark ettim ve "eksik kalmış işler zihni yorar" bilgisi ile diziyi tamamlamaya karar verdim;) Biyolojik Saat isimli bu bölümde aniden baba olmaya karar veren bir eski çapkının hikayesini izliyoruz. Güzel bir bölümdü. Biyolojik saat baskısını yavaştan hissetmeye başlarken; aslolanın çocuk değil, aşk, sevgi ve mutluluk olduğunu bir kez daha anımsamış oldum...


Gelelim kitaplara... 2'si çocuk kitabı olmak üzere 4 kitap okumuşum:

Babam Süt Peşinde
Çalıştığım okulda Neil Gaiman çok seven 5. sınıf bir öğrencimin okumamı isteyip ödünç vermesi üzerine okudum:) Hep merak ettiğim bir yazardı, tanışmış oldum. Bir gece uyumadan önce okuyup bitireyim dedim; bir anda kendimi deniz kızları, vampirler, dinozorlar, uzaylılar, yanardağlar arasında bir hikayede buldum:)
Bu kitabı benim için elbette fazla çocuksuydu; ama yetişkinlere de hitap eden fantastik kitaplarından okumak isterim. Hatta varsa öneriniz alırım;)


Ben Bir Hayaletim
Bu kitap bana instagramda bir çekilişten hediye geldi. Kitap çekilişlerinde çok şanslıyım, bu 4. hediye  kitap kazanışım:)
Otizmli bir küçük kızın kendi ağzından hikayesini dinliyoruz bu kitapta. Severek okudum ben, çocukların da severek okuyacağını ve farkındalık kazanmalarında etkili olacağını düşünüyorum.



Beni Ödülle Cezalandırma

Bu ay okuduğum tek mesleki kitap.
Okulumuzda bir proje yaptık ve bu proje kapsamında öğretmenler odasında bir kütüphane oluşturduk. Kendi bağışlarımız ile kendi oluşturduğumuz listedeki kitapları aldık. Bu kütüphaneden okumak istediğim ilk kitap, çıktığından beri merak ettiğim Beni Ödülle Cezalandırma oldu. Araştırmalara dayalı verilerin paylaşıldığı kitabın ilk bölümünde ödülün neden işe yaramayan ve çocuklara zarar veren bir eğitim yaklaşımı olduğu anlatılıyor ve ikinci bölümde de çocuk eğitiminde kullanabileceğimiz, çocukların gelişimini ve öğrenmelerini destekleyen yaklaşımlardan bahsediliyor. Tüm anne baba ve öğretmenlerin okumasını istediğim bir kitap. Ben çok şey öğrendim, unuttuklarımı hatırladım...



Huzursuzluk
Yine öğretmenler odası kitaplığımızdan, bu sefer mesleki değil de kurgu bölümünden okuduğum bir kitap.
Zülfü Livaneli kitaplarını severim. Hem çok akıcıdır hem de hep yeni bir şeyler öğretir insana. Favorim Serenad'dır.
Bu kitabında da Mardin ve Ezidilik hakkında pek çok şey öğrenirken, çok acılı bir hikayeye tanıklık ediyoruz. Kitapta da geçtiği gibi, hüzün ve bu coğrafya bir bütün olmuş durumda... Nereyi kazsan acı fışkırıyor...


Çok kolay okunan, etkileyici bir kısa roman. Sevenlerine tavsiye olunur efendim.