Çarşamba, Nisan 04, 2012

izmir 1. boyoz festivali!!!!




heeyyy, izmir'dekiler!!!!!
hiçbiriniz kaçırmayın bence!!!
ah ne yazık ki ben katılamayacağım :(
oysa ne çok severim ben boyozu...

korkma, aşktan ölmez insan

çekiliş duyurusu!!!



güzel hediyeler ;)

Çarşamba, Mart 28, 2012

saptadığım saçmalıklar ;)


@ belediye otobüsünde "ilerler misiniz" diyen şoföre patlamak ne saçma.
"2000 kişi mi alcan, nereye ilerleyelim, yer mi var" gibi hani.
balık istifi gibi yolculuk yapmak benim de hobim değil elbette, ama, bunun suçlusu da şoför değil sonuçta.
ne yani, ilk 2-3 durak haricindeki insanların binmeye hakkı yok mu, almasın mı onları şoför?

@ daha da saçma olan bir şey varsa, o da şu:
"kolay gelsin" diyen insana "kolaysa başına gelsin" demek :)

Pazartesi, Mart 26, 2012

benim annem canım annem


soldan ikinci bayan benim sevgili annem!
seninle gurur duyuyorum ve seni çok seviyorum annecim!

Pazar, Mart 25, 2012

Perşembe, Mart 22, 2012

mino'nun siyah gülü


4-5 ay önce, varlığını öğrendiğimden bu yana, okumayı çok istememe rağmen, okumak ancak bugünlere nasip oldu.

çok güzel bir kitap hediye etmiş bize hüsnü arkan.. içinde bu güzel şarkının olduğu cd'yi ile birlikte hem de.


1960'lardan günümüze bir ailenin 5-6 ferdinin dilinden yaşamlarını anlatıyor bizlere.
hüzünlene hüzünlene, ve fakat son derece keyifle okunuyor.
benim gibi ertelemeyin bence; en yakın zamanda okuyun!

Çarşamba, Mart 21, 2012

işte öyle bir şey...

12 yaşındayım... babam yeni emekli olmuş. emekli olmuş dedimse yaşlı sanmayın, henüz 44 yaşında genç adam. yeni iş kurmuş, çok çalışıyor, 10-11'den önce dönemiyor eve. ama hep eli kolu dolu... özsüt yeni açılmış bizim ilçemize. profiterol alıyor, dondurma alıyor...
bazı geceler ablamla ben uyumuş oluyoruz o geldiğinde. öperek uyandırıyor bizi öyle durumlarda. uyanıp tatlımızı yiyoruz. konuşup gülüşüp öyle uyuyoruz...
....

11 yıl oldu babam aramızdan ayrılalı.
yaşam garip.. insan, bir süre sonra, hayatın akışı içinde yokluğunu hissetmiyormuş gibi oluyor.
sonra birden, bir akşam böyle bir anı geliyor gözümün önüne, boğazıma bir yumru oturuyor, evime giderken otobüste ağlatıyor zamansızca ...
...

anlıyorum o an; böyle bir adamla evlenmek, mutlu bir aile olmak istiyorum.

Pazartesi, Mart 19, 2012

ece temelkuran'dan..

"...
Kimselerle konuşmadığımız gibi konuştuğumuz sevgilimiz gidince biz artık ancak herkesle konuştuğumuz dille kalıyoruz elbette. Soğuk, çekirdeği olmayan bir dille, öylece...
Kuşlar geçmez ki insanın sesinden o zaman, yağmur yağmaz ki ağzına. Ağzında şokella eritir gibi söylediğin onca sözcük kapıdan çıkar, kapı kapanır. Dil kapısı çarpılır, şokella, yağmur ve kuşlar birbirine karışıp, seni de dilsiz bırakıp çekip gider. Gitmez mi?
Yamru yumru bir şeyler kuruyoruz iki insan, kurarız, herkes kurar. Birbirine uyan taşlar zamanla bulunur, zaman taşları birbirine uygun hale getirir. Bu taşlardan bir yuva kurulur.
Dostlar arasında da, sevgililer için de böyle bu. Sözcükler de böyle kurulur, giderek birbirine uyar. Kimse herkesle konuştuğu gibi konuşmaz, dostuyla, sevgilisiyle, çocuğuyla. Bin dil nehri akar her insanın içinde.
Bazıları haritalardaki nehirler gibi incelerek yok olur, bazılarının önüne manasız, yanlış barajlar kurulur. Sular altında kalıyor içimiz işte bu yüzden, bazen, dil kapıları tıkanınca...
Çağrılmayan, çağrılsa da gelmeyen dillerimiz oluyor büyüdükçe, ayrıldıkça, kapılar çarpıldıkça ve "sevenler ayrıldıkça"
..."

tamamı için: